Bizim Hıdır bu aralar pek dışarı çıkmaz oldu.
E yani doğrusuda o.
Zorunlu olmadıkça evde kalmaya devam ediyor.
Hoş geçen yıl yapılan oda seçimlerinde, seçileceğinden emin, aday olmuş seçimler sonucunda seçilemeyince de kasketini alıp sağa sola yalpa yapa yapa eve dönmüş, uzun bir süre kendine gelememişti.
Şimdi iyi, seçimleri unutmuş görünüyor.
Lakin, bir şeyi hiç unutmuyor.
"Hocam bu ay gündemde ne var?" sorusunu.
Dün, fırının önünde karşılaştık.
Gevrek gevrek gülümseyerek..
O meşhur sorusunu yine sordu.
Sordu soracak diye düşünmeme fırsat dahi vermeden.
Ben de sorusuna inadına cevap vermeden karşı soruyu sordum.
"Hıdır aga, yahu senin şu oda seçimleri ne zaman?"
"Yahu hocam allasen bırak ya.."
Kızgındı hala, ses etmedim.
"Ya Hıdır aga, bu ay gündemde kıskançlık, çekememezlik var"
"Nasıl yani"
"Ya başarıyı kıskanmak, çekememezlik var ya, işte o Hıdır aga"
"He annadım be hocam, yaş ilerliyor gusuruma galma artık.."
"Eyi ya, ne kusuru olcakki rahatına bak sen"
"Kıskançlık nedir be hocam, niye İnsanlar böyle ki?"
"Hıdır aga, insanın her nefesinde diğeri tarafından yargılanması işte"
"Nasıl annamadım gene"
"Ya, benlikleri kıskançlığın katmanlarında sıkışıp kalmış milyonlarca insan bir arada yaşıyor, birbirlerini aşağılıyor, kıskanıyor"
"Eee.."
"Eeesi şu ki, sanırsın iki kutuplu bir dünya var. Kıskanıp lanetleyenler, örnek alıp yüceltenler."
Hıdır pek de bir şey anlamış değildi, yüzünün ifadesinden anladığım kadarıyla.
"Hocam ben gidiyorum"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder