Ücra bir köşede
2 Haziran 2026 Salı
BİR BAŞKA DÜNYA
Ücra bir köşede
ZAMAN MAKİNESİ
Tarih bir zaman makinesi gibidir.
ÖĞRETMEN OLMAK
Öğretmenlik hayatımız boyunca, yıllarca özveri ile çalıştık, çabaladık, okulun duvarlarına öğrencilerimizle birlikte resim çizip boyadık.
YAPTIKLARINDAN PİŞMAN OLMAK
Keşkelerin olmadığı bir yaşam düşleriz sıklıkla. Olmasını isteriz.
20 Mayıs 2026 Çarşamba
19 MAYIS
6 Mart 1930...Mustafa Kemal, Antalya'da Rıza Soyak'a şöyle diyordu "Bunalıyorum çocuk, büyük bir ıstırap içinde bunalıyorum...Her taraf derin bir yokluk, maddi, manevi bir perişanlık içinde. Ferahlatıcı pek az şeyle karşılaşıyoruz...Bunda bizim günahımız yoktur, uzun yıllar hatta yüzyıllarca dünyanın gidişinden gafil, bir takım şuursuz idarecilerin elinde kalan bu cennet memleket düşe düşe bu acınacak hale düşmüş."
17 Mayıs 2026 Pazar
ESKİ İŞ GÖMLEĞİ
Babasının Eski İş Gömleklerinden Mezuniyet Elbisesi Dikti! Arkadaşları "Paçavra" Diyerek Alay Ederken Müdürün Açıklamasıyla Tüm Salon Buz Kesti..
HİÇ BİR ŞEYİN İZİ SİLİNMEZ
Hiç bir şeyin bıraktığı iz silinmez.
23 Nisan 2026 Perşembe
ÇOCUKLUĞUM
İnsanın sadece kendisi için yaşaması bencillik ve
haksızlıktır.
Zamanı geriye sarıyorum.
Yıllar öncesinin bozkırına.
Geçen zaman ve yaşananlar önce bulanık, sonrasında
duru görüntülerle zihnimde beliriyor.
Bozkırın her çocuğu gibi benim de bir amacım var.
Okuyup bir meslek sahibi olmak.
Sarısıcağın kavuruculuğundan, ayazın keskin
şamarından, yokluğun sıkıntısından, zor yaşam koşullarının yoruculuğundan
kurtulmak.
Ne ki bu kolay değil.
Tıpkı yaşamda hiçbir şeyin kolay olmaması gibi.
Eğitimin önemini bilen, eğitim ve aydınlanma ile çocuklarının
bozkırın direncini kırıp uzaklara gitmesini isteyen bir ana baba.
Çektiğim sıkıntıyı çocuklarım çekmesin diyen bir
gülüş bir inanç onlarınki.
Onlar kendileri için yaşamadılar.
Gönülleri çocukları için çırpındı.
...
İlkokul ve liseyi ilçede okudum.
Tek gözlü, daracık bir evde.
Ev demeyelim, tek göz bir odada.
Büyükannem ve kardeşimle birlikte.
O oda hem yatak odası hem mutfak hem oturma ve ders
çalışma yeriydi.
Bir köşede üst üste dizili kışlık yakacak.
Diğer köşede yataklar, bir diğerinde kap kacak.
Ne bir masa ne tek sandalye.
O günleri nasıl aştık anlatamam.
Söyleyeceğim tek şey, bozkırdan aydınlığa ulaşmanın
verdiği dirençle ulaştık lise yıllarının sonuna.
...
Bir gün babam yanına çağırdı.
Ağabeyinin yanına gideceksin dedi.
İçim içime sığmıyor.
Özlemişim ağabeyimi.
Trafik cümbüşüne.
Koca koca yapılara.
Çocukluğumun bozkırından Ankara'ya.
Adımlarım ürkek, yüzüm solgun, yaprak döken sonbahar
gibi dirençsiz.
Öyle ya.
Yeni bir yer, alışık olmadığım.
Her yer beton, tek tük yol kenarlarında ağaçlar.
Mevsim sonbahar.
Bir serinlik, bir rüzgâr, havada kömür kokusu, toz duman,
is.
23 Mart 2026 Pazartesi
YAŞAMIN GETİRDİKLERİ
İnsan
ilişkilerinde zor olan, karşıdakinin nasıl davranacağını anlayamamaktır. Nazik
ve anlayışlı durumun aniden, deyim yerindeyse, lodosa dönüşmesiyle karşısındaki
insanın nutku tutulur. Her şey birden alabora olur.
Hayatımızı
kolaylaştıran eşya, teknoloji ya da aletler giderek bize yabancılaşıyor.
Çoğumuz soframıza gelen gıdanın nasıl yetiştirildiğini maalesef yeterince
bilmiyoruz.
Elektrik
kesildiğinde hayat duruyor.
Su
kesildiğinde çaresiz kalıyoruz.
Kültürümüzde
mutluluğun fermanı genellikle erkeğin onayını, mührünü taşır.
Görevim
sırasında ilk sözün de son sözün de erkeğin olduğuna şahit oldum. Yasalar bir
yana törelerin de baskısı vardır. Kadınlarımıza yönelik “ben açık_ saçık
giydirmem” düşüncesiyle ağustos sıcağında pardösü, çorap giydirenler de vardır.
Kısal
kesimde oyuncaklarıyla oynamaya doyamamış, bebekliklerini yaşayamamış çocuklar
gelin edilirler.
Çocuk evliliklerine karşı düzenlenen uluslararası kampanyalar sayesinde,
bugün bazı anneler, babalar, büyükanneler, öğretmenler vb. de bu mücadeleye
katılıyor.
Ama en güçlü asiler kızların kendileri; her birinin öyküsü başka bir
isyanın kıvılcımı oluyor.
Doğudan batıya, kuzeyden güneye birçok toplumda ne yazık ki çocuk
gelinler gerçeği var.
Toplumlar bunun yanlışlığını yavaş yavaş anlasa da.
Resimde yer alan çocuk gelin ise Nepal’in küçük bir köyünde çekilmiş.
Nepal’de resmin çekildiği köyde çocuk yaşta evlenmek normal kabul
ediliyor.
Ama yine de bu bakış açısı, geleneksel düğün şemsiyesinin altında, at
arabasıyla yeni kocasının köyüne götürülen 16 yaşındaki Surita'nın, ailesinin
evinden ayrılırken feryat figan karşı çıkmasını engellemiyor.
Toplumlar öteden beri gelenekçi bir yapıya sahip. Bu bağlamda,
insanların gelenekçi yapıdan uzaklaşması oldukça zor. Toplum baskısı kimi
ülkelerde buna olanak vermiyor. Kimi ülkelerde insanların işine geliyor.
İnsanlar ailesinden, atasından gördüklerini uygulamakta tereddüt
etmiyor.
Lakin, yüzyıllardır var olan yaşam tarzı ve anlayışı ile günümüz yaşam
tarzı ve anlayışı arasında, insan hakları bağlamında fark olmalı.
İnsana, insan haklarına dair iyileştirici yaklaşımlar feodal kalıntılara
bir set çekmeli.
Cahiliye döneminde kız çocuklarını diri diri kızgın toprağa terk eden
zihniyet şimdi kabul edilebilir mi?
Hangi aklı başında ana baba bunu kendi evladına layık görür?
Kadınlar kendi haklarına sahip çıkmayı öğrenmek zorundalar. Sahip
çıkmalıdırlar da.
Erkek egemen toplumlarda zor gibi görünse de eve kapanıp, bu benim
kaderimdir yaklaşımı yerine haklarını elde etme mücadelesine devam etmelidir.
Dört duvar arasına sıkışıp kalanların, çevresi ile bağlarını
koparanların, kadın cinayetlerine, çocuk gelinler gerçeğine omuz silkenlerin
kendi haklarına sahip çıkmaları da kolay olmayacaktır.
Suudilerde, Afganlarda evlerin görünümüne bakıldığında yüksek ve kalın
duvarlarla çevrili olduğunu, sokak ile bağlantısının olmadığını, evlerin pencerelerinin
tavana yakın olduğu görülür.
Bu duruma razı olan kadın yaşadığı eve
hapsolmuş demektir bir bakıma.
Çarşıya, pazara, sokağa yanında kocası,
kardeşi olmadan çıkamaz.
Bu duruma son verecek olan da kadınlardır.
Bu konuda yazılacak çok şey var aslında.
Özellikle çocuk gelinler konusunda.
Kadın bir toplumun ana arteridir. Kadınsız
bir toplumun gelişmesi olanaksızdır. Kadın haklarının ikincil planda tutulduğu
gelişmemiş toplumlara bakmak yeterli bunu anlamak için.
16 Mart 2026 Pazartesi
SÖZDE CESURLAR İÇİN
Ve bir gün gelir anlarsın ki;










