2 Temmuz 2026 Perşembe
KAFKA
ÇOK GEÇ OLMADAN
Hemen her şeye sahip olduğu halde
1 Temmuz 2026 Çarşamba
İNSANCA YAŞAMAK
Ne güzeldir erdemli olmak
insanca yaşamak
Barış ve dostluğu
zirveye taşımak
30 Haziran 2026 Salı
GÖREBİLİYOR MUYUZ
Yağmuru,
kum fırtınasını, buzul çatlağını
Rüzgârı,
güneşi, yıldızları
Dalganın
kıyısında ışığı
Taze
dal hevenklerinde serinliği
Başımızı
kaldırıp baktığımızda gökyüzüne umudu görebiliyor muyuz?
Hasretlerimizi,
bölük pörçük anılarımızı
Bitip
tükenmeyen acısını yüreğimizin
Gidenlerimizi,
yaşayanlarımızı, insanımızı
Sonsuz
beyazı, gülün mavisini ilmek ilmek
Fırtınaların
kutsadığı dağ çiçeklerinin uyanışını görebiliyor muyuz?
ZOR GÖRÜNÜYOR
Ruhunda sevgi ve hoşgörü duyguları çoktan aşınmış.
Ne bir gökkuşağının renklerini görebiliyor
ne de mavi dalgalarda menevişlenen yaşamın varlığını.
Her daim derin bir memnuniyetsizlik içinde
bocalıyor.
Korkuyor.
Korku giderek esir alıyor duygularını.
Anlamsız öfke alevleriyle
varlığını sürdürmeye çalışıyor…
Işığın renklerini
ve aydınlık geleceği görmeyi denese…
Mavimsi gökyüzünde
güneş ışınlarının yelpaze gibi açılmasını…
Uzaklarda
kavruk yüzleriyle geleceğine sahip çıkmaya çalışanları…
Sabırla anlamayı dinlemeyi…
Lakin zor görünüyor tüm bunları yapması.
27 Haziran 2026 Cumartesi
SİRENLER ÇALIYOR
25 Haziran 2026 Perşembe
TÜM COĞRAFYALARDA
Yaşamın o ince çizgisinde,
zikzaksız yürünülen yolun etkileyiciliği önemlidir...
19 Haziran 2026 Cuma
ZEYTİN AĞACI
Binlerce yıllık masallarda, hikayelerde hep onun adı geçer. Efsaneleri anlatılırken hep ölmez ağacı diye anılır, çünkü ne zaman ölüm yaklaşsa hemen dibinden bahar kokulu bir sürgün verir ve hayat kaldığı yerden devam eder.
13 Haziran 2026 Cumartesi
KUMSALDA
O bir kadın,
9 Haziran 2026 Salı
ZORDU O YILLAR
Tarih boyunca değişik coğrafyalarda toplumun
izlediği yol çizgisinde yaşanan haksızlıklar ve insafsızlıklar vardır. Dolayısıyla,
her insanın yaşamı boyunca iyi ya da kötü maruz kaldığı olaylar karşısındaki düşüncesi
de yaşadıkları da farklıdır. İster istemez yaşanan haksızlıklar ve
insafsızlıklar karşısında öfkelenenlerin yanı sıra öfkeye kapılmayanlar da
vardır...
Aslında öfke yüreğe yüktür...
Yarar yerine zarar getirir...
Yaşanan sıkıntıları akılcı bir
yaklaşımla ele almak ve çözüm üretmek en doğru seçenektir...
Gerek insani ilişkilerde gerekse yaşanılan
ortamda insanı çileden çıkaracak, öfkelendirecek durumlar yok diyemeyiz...
Hiçbir coğrafyada bunun önüne geçmek mümkün
olmamıştır...
Her daim toplumda kabul gören, zikzaklar
çizmeyen doğru bir çizgide, zorlukların ve haksızlıkların üstesinden gelip, öfke
kıskacından kurtulmalıyız...
Yaşanan her öykü her olay bizler için birer
derstir...
Önemli olan o dersi çıkarıp, yaşananların sebep
ve sonuçlarını analiz etmektir...
Zor yaşam koşulları karşısında giderek tükenen,
kahrolan, hep başkaları için yaşayıp, fedakârlık eden insanların da bir öyküsü
vardır...
Ekonominin içine aldığı kafes ortamında çoğu
kez, hafızamda yer etmiş, asla silinmesi mümkün olmayan çocukluğumda
yaşadıklarımı, çekilen sıkıntı, çile ve acıları düşünürüm...
O yıllarda sahip oldukları birkaç parça tarla ve
birkaç koyundan ibaret olan mal varlığıyla çocuklarını muhannete muhtaç etmeden
yetiştirmenin gayreti ile olağanüstü bir çaba sarf eden ana ve babamın zorlu
koşullara karşı verdikleri amansız mücadeleyi hatırlarım...
Onların çocukları için olağanüstü bir fedakârlık
yaptıklarını şimdi daha iyi anlıyorum...
Gelir yetersizdi ama önemli değildi...
Kendilerinden önce atalarının izlediği yol
çizgisinde alın teri ile ilerliyorlardı...
Anadolu'nun ücra bir köyünde taşıdıkları ağır
yükle birlikte, doğru ve yanlışı, içten gelen deprem uğultusuna benzer öfkeyi,
mavi gökyüzünün dinginliğine benzer sessizliği gülümseyerek
kabulleniyorlardı...
Yaşadıkları coğrafyada var olmanın amansız
mücadelesi, bozkırın ortasında, kimi zaman gün boyu bir damla suya muhtaç
kurumuş dudaklarda kendini gösteriyor, kimi zamanda derin vadi ve sarp dağ yamaçlarında,
rüzgârın hiddetine karşı koymaya çalışıyorlardı...
Kısacası zor yıllardı...
Ama tek bir şikâyete yer vermeden...
Yılgınlığa düşmeden...
Pes etmeden...
Umudunu yitirmeden, kaygıya teslim olmadan...
Her ikisi de çocuklarının geleceğinin kendileri
gibi zor koşullara mahkûm olmaması için çaba içindeydi...
Haksızlıklara uğrasalar da kendileri bir diğerine
karşı insafsızlık içine asla düşmediler...
Başardılar...
Onlara minnet borçluyuz...
Bizleri topluma yararlı birer evlat olarak
yetiştirdikleri için...









