17 Temmuz 2026 Cuma

GEÇMİŞE GÖRE



Üçkağıtçıya
yalancıya
ahlaksıza
hırsıza
arsıza velhasılkelam kendisini herdaim haklı, başkasını haksız görene karşı yaşam zor
mücadele gerektirir.
Bir realpolitik var.
Dünden bugüne değişmeyen gerçekler
belli tezatlar var.
Bu tezatları düzeltmek kolay değil.
Neyi nasıl düzeleteceksin
olumsuzluklar bertaraf edilmedikçe düzelmez.
Gerçekleri görmek için günümüz dünyasında artık Webb teleskopu gerekiyor.
Kendisini koşulların üzerinde gören kibre başvurmaktan çekinmiyor.
Algılaması ve kafası böyle çalışıyor çünkü.
Hatalar ile yüzleşmek diye bir düşünce yok.
Bize düşen
geçmişten bugüne akan kesitte
dürüst insanlarla
ve ne yazık ki artık yanımızda olmayan sevdiklerimizin anılarıyla vakit geçirmek kalıyor.
Zamanı anlamsızlaştıran
yaşamın döngüsünü yok edip
öğüten günlerin ağır gölgesinde katmanları belli radikal yabancılık içinde zaman geçirmek.
Diğer yandan,
Günümüzde meydana gelen
insanları olumsuz etkiliyen
sokağa dahi çıkmaktan bezdiren
çıkarcı
rantçı
üçkağıtçı
kibirli
cahilce
meydana gelen olay ve yaklaşımların olması geçmişin anılmasına ve özlenmesine neden olduğu gerçeğini unutmamak lazım.
Ne vefa kaldı ne saygı.
Bencillik almış yürümüş.
İnternet sitelerine
Gazete manşetlerine düşen günlük haber akışı zaten durumu açıklıyor.
Apartman katlarında birbirini tanımadan yaşayan
Birbirinin acısına ve sevincine ortak olmayan bir toplum haline geldik.
Bu ortamda neyin vefası ve saygısını bekleyeceksin ki.
Geçmişe baktığımızda
Belki de bizim kuşak insan ilişkilerinde daha bir özenliydi.
Birbirimizi kırmamak
incitmemek için nasıl da dikkat eder
özen gösterirdik.
Geçmişe göre bugüne uyum sağlamak bu bağlamda çok zor.

 

11 Temmuz 2026 Cumartesi

ELİF ANA


 Fakir Baykurt, ülkemizin yetiştirdiği değerli bir öğretmen ve edebiyatçıdır. Saygı ile anıyorum.

Baykurt gençlik yıllarında canı çay ister.

Evde yoktur.

Anası Elif anaya çay içmek istediğini söyler. Anası Fakir'in elinden tutup kahveye götürür.

Kahveciden bir bardak çay getirmesini ister.

Çay gelir.

Fakir çayın nasıl içileceğini bilmediğinden sıcak çaydan kocaman bir yudum alır.

Ağzı yanan Fakir bardağı yere atar.

Elif ana ikinci bir çay ister.

Fakir ise anasının kendisine tokat atacağını düşünmüştür.

Elif ana tokat atmaz.

Fakir bu kez çayı üfleyerek içer.

Anasına neden tokat atmadığını sorarsa da cevap alamaz.

Aradan yıllar geçer.

Fakir artık öğretmendir.

Bir gün anası dersine girip dinler.

Fakir dersini dinleyen anasına sorar.

Öğretmenliğimi nasıl buldun diye.

Elif ana eh işte diye cevap verir.

Ve ekler.

Hatırlıyor musun yıllar önce ilk çayı nasıl yere döktüğünü, o gün sana neden tokat atmadığı mı sorduğunu da.

Fakir susar.

Elif ana konuşur.

Eğer ben o gün sana tokat atsaydım içindeki aslan ölürdü.

Sen de çocuklara tokat atıp içlerindeki aslanı öldürme...

Şimdi düşünüyorum da gerçek öğretmenler o Elif analardır.

Çünkü gerçek öğretmenleri yetiştirenler de onlardır

9 Temmuz 2026 Perşembe

SONUÇTA



 

Boşuna dememişler cahilden korkacaksın, uzak duracaksın, söylediklerini dikkate almayacaksın diye. Cahilin tek yaptığı şey hakarettir, her şeyi kendisinin doğru bildiğini zanneder, odunumda odunum der de bildiğinden şaşmaz. Sosyal medyada diğerlerinin yorumları gözüme çarpıyor bazen . Dur bakalım bu ne yazmış düşüncesi ile okuyorum. İpe sapa gelmez hakaret dolu içi boş sözlerden başka bir şey yok yazılanlarda. Sonuçta "nato kafa nato mermer".

5 Temmuz 2026 Pazar

SUYA DÜŞEN

 

Suya düşen bir karanfilse yüreğin
bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm
vursun seni o taştan bu taşa
o çağlayandan bu çağlayana
Kavgadan uzak kalmışsan
sevdadan da uzaksın demektir
devinmez yüreğinin mağması
çatlamaz sabrın kara taşı

4 Temmuz 2026 Cumartesi

BİZİM HIDIR

Bizim Hıdır bu aralar pek dışarı çıkmaz oldu.
E yani doğrusuda o.
Zorunlu olmadıkça evde kalmaya devam ediyor.
Hoş geçen yıl yapılan oda seçimlerinde, seçileceğinden emin, aday olmuş seçimler sonucunda seçilemeyince de kasketini alıp sağa sola yalpa yapa yapa eve dönmüş, uzun bir süre kendine gelememişti.
Şimdi iyi, seçimleri unutmuş görünüyor.
Lakin, bir şeyi hiç unutmuyor.
"Hocam bu ay gündemde ne var?" sorusunu.
Dün, fırının önünde karşılaştık.
Gevrek gevrek gülümseyerek..
O meşhur sorusunu yine sordu.
Sordu soracak diye düşünmeme fırsat dahi vermeden.
Ben de sorusuna inadına cevap vermeden karşı soruyu sordum.
"Hıdır aga, yahu senin şu oda seçimleri ne zaman?"
"Yahu hocam allasen bırak ya.."
Kızgındı hala, ses etmedim.
"Ya Hıdır aga, bu ay gündemde kıskançlık, çekememezlik var"
"Nasıl yani"
"Ya başarıyı kıskanmak, çekememezlik var ya, işte o Hıdır aga"
"He annadım be hocam, yaş ilerliyor gusuruma galma artık.."
"Eyi ya, ne kusuru olcakki rahatına bak sen"
"Kıskançlık nedir be hocam, niye İnsanlar böyle ki?"
"Hıdır aga, insanın her nefesinde diğeri tarafından yargılanması işte"
"Nasıl annamadım gene"
"Ya, benlikleri kıskançlığın katmanlarında sıkışıp kalmış milyonlarca insan bir arada yaşıyor, birbirlerini aşağılıyor, kıskanıyor"
"Eee.."
"Eeesi şu ki, sanırsın iki kutuplu bir dünya var. Kıskanıp lanetleyenler, örnek alıp yüceltenler."
Hıdır pek de bir şey anlamış değildi, yüzünün ifadesinden anladığım kadarıyla.
"Hocam ben gidiyorum"


UNUTMAMAK LAZIM

Hiç bir zaman, bir insanın dış görünüşüne önem vermedim.
Çünkü, hayat kimine kaftan kimine yamalı pantolon giydirmiştir.
Benim anlayışıma göre, önemli olan ne kaftan ne de yamalı pantolondur.
Önemli olan, bir insanın yaptıkları ve vicdanıdır. Adalet anlayışı, insanlara verdiği değerdir.
Eğer dış görünüşe önem verilseydi dışı simsiyah bir çaydanlıktan çay içilmezdi.
Unutmamak lazım, dürüst ve güvenilir olmak bir insanın cebiyle değil insana bakış açısıyla ölçülür.

 

2 Temmuz 2026 Perşembe

KAFKA


 

Edebiyat alanında dünya çapında ün kazanmış eserleri yazın hayatımıza kazandıran yazarlardan biri de Kafka'dır.
Kafka eserlerinde insana dair çözümlemeler yapmıştır.
Bu bağlamda, incelendiğinde, Kafka'nın eserlerinde insanlar, genellikle karmaşık, sıkışmış ve yabancılaşmış karakterler olarak tasvir edilir. İnsanlar, anlamsız bir dünyada varoluşlarını sürdürmeye çalışırken içsel çatışmalar, toplumsal baskılar ve iletişim zorluklarıyla karşı karşıya kalırlar.
Hikayelerindeki insanlar genellikle bürokrasi ve otoriteyle çevrili bir dünyada yaşarlar.
Karakterler, sıkça tanımadıkları ve anlam veremedikleri kurallara uymak zorunda hissederler ve bu durum onları güçsüz hissettirir.
İnsanlar arasındaki iletişim eksikliği ve anlaşmazlıklar da sıkça işlenen temalardır.

Kafka'nın eserlerindeki insanlar genellikle içsel bir yabancılaşma hissi taşırlar.
Kendi varoluşlarının anlamını bulmakta zorlanır, kendilerini ve çevrelerindeki dünyayı anlamlandırmaya çalışırken sürekli bir çıkmaza sürüklenirler.
İnsanların iç dünyalarının karmaşıklığı, anlaşılamama hissi ve kendilerini yalnız hissetmeleri Kafka'nın eserlerinin önemli unsurlarıdır.
Kafka, insanları genellikle sıradan, orta sınıf insanlar olarak tasvir eder. Onların hikayeleri, genellikle gerçeküstü bir atmosferde geçse de, insan doğasının evrensel sorunlarını ve zorluklarını yansıtır.
Eserlerinde ki insanlar, yabancılaşma, otoriteyle mücadele, varoluşsal sorgulamalar ve kişisel özgürlük arayışları gibi temalar üzerinden okuyucuya derin düşünce fırsatları sunar.

ÇOK GEÇ OLMADAN


 Hemen her şeye sahip olduğu halde

Yarın her şeyini yitiriverecek gibi tedirgin
Ve güvensiz
Sevgi ve coşkuyla dolu yüreği
Borularla kelepçelenirken
Baltalarla yontulurken saçları
Çok geç olmadan uzak ufuklardan
Serpmeden geceye düşlerimizi
Bir taşı çiçek yapacak yürek vermeliyiz doğaya.

1 Temmuz 2026 Çarşamba

İNSANCA YAŞAMAK


 Ne güzeldir erdemli olmak

insanca yaşamak

Barış ve dostluğu

zirveye taşımak

İnsanlığın galip geleceği,
yoksulluğun ve demokrasi kuzgunlarının
olmayacağı bir dünya düzenini,
demokrasiyi,
çağdaşlığı ve aydınlanmayı
oya gibi ince parmaklarca
nakış nakış işlemek
Barışın egemen olacağı
bir dünyayı kurmak
zor olmasa gerek
Kompradorların güdümünde ki
savaş baronlarına,
demokrasi cambazlarına,
insanları silindir gibi ezip geçen,
parçalayan,
öğüten yüzü maskeli,
eli kanlı savaş rantının soyguncularına
pirim vermeden özgür yaşamı gerçekleştirmek
Maskelerinin altında doymak bilmeyen dişlilerini,
çarklarını,
kasaplıklarını
ortaya çıkarıp gerçek demokrasiye kavuşmak.

30 Haziran 2026 Salı

GÖREBİLİYOR MUYUZ


 

Yağmuru, kum fırtınasını, buzul çatlağını

Rüzgârı, güneşi, yıldızları

Dalganın kıyısında ışığı

Taze dal hevenklerinde serinliği

Başımızı kaldırıp baktığımızda gökyüzüne umudu görebiliyor muyuz?

Hasretlerimizi, bölük pörçük anılarımızı

Bitip tükenmeyen acısını yüreğimizin

Gidenlerimizi, yaşayanlarımızı, insanımızı

Sonsuz beyazı, gülün mavisini ilmek ilmek

Fırtınaların kutsadığı dağ çiçeklerinin uyanışını görebiliyor muyuz?