19 Ekim 2026 Pazartesi
TEDİRGİN
5 Ağustos 2026 Çarşamba
ÖYLE BİR AN GELİR Kİ
Hayat kolay değildir.
27 Temmuz 2026 Pazartesi
YAŞAM
Yaşam ne gariptir
25 Haziran 2026 Perşembe
TÜM COĞRAFYALARDA
Yaşamın o ince çizgisinde,
zikzaksız yürünülen yolun etkileyiciliği önemlidir...
23 Mart 2026 Pazartesi
YAŞAMIN GETİRDİKLERİ
İnsan
ilişkilerinde zor olan, karşıdakinin nasıl davranacağını anlayamamaktır. Nazik
ve anlayışlı durumun aniden, deyim yerindeyse, lodosa dönüşmesiyle karşısındaki
insanın nutku tutulur. Her şey birden alabora olur.
Hayatımızı
kolaylaştıran eşya, teknoloji ya da aletler giderek bize yabancılaşıyor.
Çoğumuz soframıza gelen gıdanın nasıl yetiştirildiğini maalesef yeterince
bilmiyoruz.
Elektrik
kesildiğinde hayat duruyor.
Su
kesildiğinde çaresiz kalıyoruz.
Kültürümüzde
mutluluğun fermanı genellikle erkeğin onayını, mührünü taşır.
Görevim
sırasında ilk sözün de son sözün de erkeğin olduğuna şahit oldum. Yasalar bir
yana törelerin de baskısı vardır. Kadınlarımıza yönelik “ben açık_ saçık
giydirmem” düşüncesiyle ağustos sıcağında pardösü, çorap giydirenler de vardır.
Kısal
kesimde oyuncaklarıyla oynamaya doyamamış, bebekliklerini yaşayamamış çocuklar
gelin edilirler.
Çocuk evliliklerine karşı düzenlenen uluslararası kampanyalar sayesinde,
bugün bazı anneler, babalar, büyükanneler, öğretmenler vb. de bu mücadeleye
katılıyor.
Ama en güçlü asiler kızların kendileri; her birinin öyküsü başka bir
isyanın kıvılcımı oluyor.
Doğudan batıya, kuzeyden güneye birçok toplumda ne yazık ki çocuk
gelinler gerçeği var.
Toplumlar bunun yanlışlığını yavaş yavaş anlasa da.
Resimde yer alan çocuk gelin ise Nepal’in küçük bir köyünde çekilmiş.
Nepal’de resmin çekildiği köyde çocuk yaşta evlenmek normal kabul
ediliyor.
Ama yine de bu bakış açısı, geleneksel düğün şemsiyesinin altında, at
arabasıyla yeni kocasının köyüne götürülen 16 yaşındaki Surita'nın, ailesinin
evinden ayrılırken feryat figan karşı çıkmasını engellemiyor.
Toplumlar öteden beri gelenekçi bir yapıya sahip. Bu bağlamda,
insanların gelenekçi yapıdan uzaklaşması oldukça zor. Toplum baskısı kimi
ülkelerde buna olanak vermiyor. Kimi ülkelerde insanların işine geliyor.
İnsanlar ailesinden, atasından gördüklerini uygulamakta tereddüt
etmiyor.
Lakin, yüzyıllardır var olan yaşam tarzı ve anlayışı ile günümüz yaşam
tarzı ve anlayışı arasında, insan hakları bağlamında fark olmalı.
İnsana, insan haklarına dair iyileştirici yaklaşımlar feodal kalıntılara
bir set çekmeli.
Cahiliye döneminde kız çocuklarını diri diri kızgın toprağa terk eden
zihniyet şimdi kabul edilebilir mi?
Hangi aklı başında ana baba bunu kendi evladına layık görür?
Kadınlar kendi haklarına sahip çıkmayı öğrenmek zorundalar. Sahip
çıkmalıdırlar da.
Erkek egemen toplumlarda zor gibi görünse de eve kapanıp, bu benim
kaderimdir yaklaşımı yerine haklarını elde etme mücadelesine devam etmelidir.
Dört duvar arasına sıkışıp kalanların, çevresi ile bağlarını
koparanların, kadın cinayetlerine, çocuk gelinler gerçeğine omuz silkenlerin
kendi haklarına sahip çıkmaları da kolay olmayacaktır.
Suudilerde, Afganlarda evlerin görünümüne bakıldığında yüksek ve kalın
duvarlarla çevrili olduğunu, sokak ile bağlantısının olmadığını, evlerin pencerelerinin
tavana yakın olduğu görülür.
Bu duruma razı olan kadın yaşadığı eve
hapsolmuş demektir bir bakıma.
Çarşıya, pazara, sokağa yanında kocası,
kardeşi olmadan çıkamaz.
Bu duruma son verecek olan da kadınlardır.
Bu konuda yazılacak çok şey var aslında.
Özellikle çocuk gelinler konusunda.
Kadın bir toplumun ana arteridir. Kadınsız
bir toplumun gelişmesi olanaksızdır. Kadın haklarının ikincil planda tutulduğu
gelişmemiş toplumlara bakmak yeterli bunu anlamak için.
2 Ocak 2026 Cuma
YAŞAMIN BIRAKTIĞI İZLER
2026 yılının ilk saatlerinde düşündüklerim ...
19 Kasım 2025 Çarşamba
YAŞAMIN DİKENLİ YOLLARINDA
Yaşamın dikenli yollarında, insan her an yeni bir ders öğreniyor etrafta olan bitenlere baktıkça.
24 Eylül 2025 Çarşamba
KOCA REİS
16 Eylül 2025 Salı
O ACIMASIZ DARBE
Bir beyaz saçın içinde, karşılaştığımız çok insan vardır.
5 Eylül 2025 Cuma
KUYTULARDA
Kuytularda...
DÜNÜ HATIRLAMAK
Dün gibi hatırlıyorum geçen yılları. Acısıyla, sevinciyle.
30 Ağustos 2025 Cumartesi
ANADOLUDA YAŞAM
Anadolu
toprakları yeşilliğini, orman örtüsünü yüzyılların acımasızlığına ve
açgözlülüğüne kurban etmiştir Elleri nasırlı, yüzleri bronzlaşmış bozkır
insanları olağanüstü çabalarla yaşamlarını sürdürmekte; yağız, mert ve yiğit
gençleri zor olana omuz vermekte, başarmakta.
Kırsalın günlük yaşam tarzı, gelenek, görenek ve kültürü çok az farkla
Anadolu’nun kadim yerleşimlerinde değişiklik gösterir. Anadolu toprağını bilen
bilir. Anadolu insanını tanıyan tanır. Mavidir, sarıdır, ışıktır. Yeşildir,
buluttur, kanattır. Türküdür, sazdır, sözdür, aşktır. Acıdır, zordur, erdemdir.
Düğüm düğüm, dalga dalga insandır. Lakin dertlerini dökmez bir başkasına.
Suskundur.
Bir lokma bir hırkadır istedikleri. Yaşam boyu toprakla, bağ bahçe ile sarmaş dolaş, sade ve
mütevazı bir yaşamdır vazgeçemedikleri. Tutkularına, aşklarına, özlemlerine,
sevgilerine vurgundurlar. Çeşmenin başında su içerken, tarlada bağda, bostanda
öküzün peşinde, odunda, ırgatlıkta ararlar nafakalarını. Babalar, analar ve
çocuklar kimi zaman bir köşeye çekilir, kimseye görünmeden sessizce ağlar.
Belli etmeden sevgisini içinde yaşatırlar. Yaşamımızı delip geçen dipsiz
avuntularla oyalanmadan damar damar isyan olur toprakta ararlar geleceğini.
Gurur ve onurlarını kurtlar sofrasında bırakmazlar. Mahşer yeri de olsa, sis
kaplasa da etrafı dostunu düşmanını unutmazlar.
19 Ağustos 2025 Salı
GELECEK NESİLLER İÇİN
Yaşam ve anlayış düne göre çok değişti.
12 Ağustos 2025 Salı
DÜNDEN BUGÜNE DEĞİŞİM
On binlerce yıl önce Afrika kırsalında ayağa kalkıp yürümeye başlayan insan,
HAYATTA EN ZOR OLAN ŞEYLERDEN BİR ÖRNEK VER DESELER YAŞLANMAK DERİM
Sabahla birlikte güneş ışığı içeri sızıyordu. Bir yandan açık pencereden evin içine dolan bahar kokusu, diğer yandan göğsümün sol yanında amansız bir sızı vardı. Dalgaların kayalarda patlamasına benzer umarsız bir ağrı bir baş belası!
8 Ağustos 2025 Cuma
BÜYÜDÜKÇE ANLAYACAKSIN
Bahçenin uzak köşesinde yüzünü güneşe vermiş düşünüyordu. Kuşkular ve tedirginlikler içinde kıvranıp avuçlarını kan ter içinde kalırcasına sıkarak düşünüyordu. Gözlerinin etrafı hafiften morarmıştı. Beklenmedik bir yağmurun ılık, ama serinletici damlalarına nasıl söz anlatılamazsa o da yüreğine söz anlatamıyordu. Ve kendisine uzanacak o ince narin parmakları hayal ediyordu.
















