Anadolu
toprakları yeşilliğini, orman örtüsünü yüzyılların acımasızlığına ve
açgözlülüğüne kurban etmiştir Elleri nasırlı, yüzleri bronzlaşmış bozkır
insanları olağanüstü çabalarla yaşamlarını sürdürmekte; yağız, mert ve yiğit
gençleri zor olana omuz vermekte, başarmakta.
Kırsalın günlük yaşam tarzı, gelenek, görenek ve kültürü çok az farkla
Anadolu’nun kadim yerleşimlerinde değişiklik gösterir. Anadolu toprağını bilen
bilir. Anadolu insanını tanıyan tanır. Mavidir, sarıdır, ışıktır. Yeşildir,
buluttur, kanattır. Türküdür, sazdır, sözdür, aşktır. Acıdır, zordur, erdemdir.
Düğüm düğüm, dalga dalga insandır. Lakin dertlerini dökmez bir başkasına.
Suskundur.
Bir lokma bir hırkadır istedikleri. Yaşam boyu toprakla, bağ bahçe ile sarmaş dolaş, sade ve
mütevazı bir yaşamdır vazgeçemedikleri. Tutkularına, aşklarına, özlemlerine,
sevgilerine vurgundurlar. Çeşmenin başında su içerken, tarlada bağda, bostanda
öküzün peşinde, odunda, ırgatlıkta ararlar nafakalarını. Babalar, analar ve
çocuklar kimi zaman bir köşeye çekilir, kimseye görünmeden sessizce ağlar.
Belli etmeden sevgisini içinde yaşatırlar. Yaşamımızı delip geçen dipsiz
avuntularla oyalanmadan damar damar isyan olur toprakta ararlar geleceğini.
Gurur ve onurlarını kurtlar sofrasında bırakmazlar. Mahşer yeri de olsa, sis
kaplasa da etrafı dostunu düşmanını unutmazlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder