İnsan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnsan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2026 Pazartesi

MERAK EDİLENİN

İnsan zamanla hayatın olağan akışını, yaşanan olumsuzluklar nedeniyle merak etmez, bir bakıma bıkar.
Lakin, bıktığınız her ne olursa olsun,
bıkkınlıklar bir kenara,
devam eden bir hayat olduğunu unutmamak lazım.
Unutmak demek,
merak edilenin kuruması,
çöle dönüşmesi demektir.
Oysaki merak düşünceyi tetikler,
düşüncelerde ağaçlar gibidir,
ağaçlar susuz,
düşünceler de meraksız büyüyemezler.
(Hüseyin Güzel)

 

19 Temmuz 2026 Pazar

HER İNSAN AYRI BİR EVRENDİR


 Yeryüzünde yaşam alanı bulan canlılar arasında en hassas olanı insanoğludur.

İnsanoğlu yerine göre ne kadar aciz, ne kadar çaresiz, ne kadar muhtaçtır.
Yerine göre ise anlaşılması güç biri olarak karşımıza çıkar.
Aslında her insan ayrı bir evrendir.
Her insanın huyu, alışkanlıkları, becerileri, davranışları, kararları, istekleri ve seçimleri kendine özgüdür.
Bu özelliklerin oluşmasında kuşkusuz ailenin, yaşadığı çevrenin, arkadaş gurubunun ve aldığı eğitimin payı vardır.
Yani biri diğerine benzemez.
İçgüdüleri ağır basar ve herkesin içgüdüsü, çevreyi, çevrede olan bitenleri algılaması farklıdır.
Lakin içgüdülerimizi doğru olana yönlendirmemiz, bencilliklerimize ket vurmamız, insanca özlemlere, eylemlere dönüştürmemiz gerekir.

1 Temmuz 2026 Çarşamba

İNSANCA YAŞAMAK


 Ne güzeldir erdemli olmak

insanca yaşamak

Barış ve dostluğu

zirveye taşımak

İnsanlığın galip geleceği,
yoksulluğun ve demokrasi kuzgunlarının
olmayacağı bir dünya düzenini,
demokrasiyi,
çağdaşlığı ve aydınlanmayı
oya gibi ince parmaklarca
nakış nakış işlemek
Barışın egemen olacağı
bir dünyayı kurmak
zor olmasa gerek
Kompradorların güdümünde ki
savaş baronlarına,
demokrasi cambazlarına,
insanları silindir gibi ezip geçen,
parçalayan,
öğüten yüzü maskeli,
eli kanlı savaş rantının soyguncularına
pirim vermeden özgür yaşamı gerçekleştirmek
Maskelerinin altında doymak bilmeyen dişlilerini,
çarklarını,
kasaplıklarını
ortaya çıkarıp gerçek demokrasiye kavuşmak.

8 Aralık 2025 Pazartesi

GİDERSİN

Bir akşam karanlığında,
Yanıp sönen ışık seli
Biraz kar biraz ayaz
Göç eden kuşlar gibi
Er ya da geç gider gönül bahçesinde
Ama yanılır kanadı kırık serçe misali
Bütünleşir sevda pınarı
Yanıp sönen ışıklarda
On beş milyonluk insan seli
Görebileceğin her yerde
Evleri caddeleri sokakları
Kırılır kanadı, yok olur seveni
Can acıtır sarmal bir yıldız kümesi
Sıkılırsın üzülürsün
Sonra acıdıkça canın
Sen de gitmek istersin
Ve gidersin
Küçülmüş dar sokaklarda karanlıkta
Pişman olunur mu sonrasında bilinmez.
Lakin gidersin işte
Düşünmeden sabırsızca peşi sıra
Hep böyle olmuştur çünkü
Sen ben var olduk olalı.

 

MERHAMET


 Dünya gezegeninde yaşam devam ediyor.

Bir yerde huzur var.
Bir başka yerde kargaşa, kaos.
Kimi insan aç açıkta
Bir ekmeğe muhtaç.
Hal böyleyken,
Sorunlara çözüm aramak dururken,
Yapılan açıklamalar neden nefret,
öfke dolu olur,
neden daima ayrıştırıcı bir dil kullanılır...
Bu ve benzeri davranışlar, bir insanın küçük yaştan itibaren nefret dolu bir şekilde büyümesinin sonucu olabilir mi?
İnsana saygı nedir önemsenmediği için olabilir mi?
Yüreklerde zerre sevgi merhamet olmadığı için olabilir mi ?

16 Eylül 2025 Salı

SAYGIN İNSAN


 Teşekkür borçlu olduğumuz insanlar.

Kendini ülke gerçeklerinden soyutlamadan geleceğe yönelik düşünebilen...
Güvenli, kararlı, onurlu, sorumluluğunu bilen, insana değer veren...
Her işte, her uğraşta giderek çoğalsın.
Çocuklar, gençler umutla yola çıksın...
Kararlılıkla sürdürsünler çabalarını...
Yolları, bahtları açık...
Yürekleri, vicdanları temiz olsun.
Çünkü,
Hayat bir savaştır
değerlerini koruma
sevdiklerini yaşatma
karekterine
vicdanına
demokrasi ve insan haklarına sahip çıkma savaşı.
Unutmamak lazım
Tartışmayı bilmeyen, dinlemeyen,
kendi fikrini dayatan insanlarla konuşacak
bir şey yok...
Uzaklaşmak en doğru seçenektir.
Haklılığın onuru yaşatır insanı susmanın utancı öldürür o yüzden en sessiz gecelerde doğruyu yaptığıyla teselli bulmalı insan.
Hazır olmalı insan, hep başını alıp gidecek kadar cesur ama kalıp savaşacakmış gibi gözü pek olabilmeli.
Sırt çantasını daima hazır tutmalı insan.
Yollarla barışmalı yalnızlığa alışmalı.

30 Ağustos 2025 Cumartesi

ANADOLUDA YAŞAM


 

Anadolu toprakları yeşilliğini, orman örtüsünü yüzyılların acımasızlığına ve açgözlülüğüne kurban etmiştir Elleri nasırlı, yüzleri bronzlaşmış bozkır insanları olağanüstü çabalarla yaşamlarını sürdürmekte; yağız, mert ve yiğit gençleri zor olana omuz vermekte, başarmakta.  Kırsalın günlük yaşam tarzı, gelenek, görenek ve kültürü çok az farkla Anadolu’nun kadim yerleşimlerinde değişiklik gösterir. Anadolu toprağını bilen bilir. Anadolu insanını tanıyan tanır. Mavidir, sarıdır, ışıktır. Yeşildir, buluttur, kanattır. Türküdür, sazdır, sözdür, aşktır. Acıdır, zordur, erdemdir. Düğüm düğüm, dalga dalga insandır. Lakin dertlerini dökmez bir başkasına. Suskundur.

Bir lokma bir hırkadır istedikleri. Yaşam boyu toprakla, bağ bahçe ile sarmaş dolaş, sade ve mütevazı bir yaşamdır vazgeçemedikleri. Tutkularına, aşklarına, özlemlerine, sevgilerine vurgundurlar. Çeşmenin başında su içerken, tarlada bağda, bostanda öküzün peşinde, odunda, ırgatlıkta ararlar nafakalarını. Babalar, analar ve çocuklar kimi zaman bir köşeye çekilir, kimseye görünmeden sessizce ağlar. Belli etmeden sevgisini içinde yaşatırlar. Yaşamımızı delip geçen dipsiz avuntularla oyalanmadan damar damar isyan olur toprakta ararlar geleceğini. Gurur ve onurlarını kurtlar sofrasında bırakmazlar. Mahşer yeri de olsa, sis kaplasa da etrafı dostunu düşmanını unutmazlar.

 

28 Ağustos 2025 Perşembe

DÜRÜST VE ERDEMLİ OLMAK


 Kimi insan etkiler insanı. Efendi duruşu, konuşmaları ile. Bir de bakarsınız boşlukları, yetersizlikleri açığa çıkmış.

Yakından tanıdıkça söner, küçülür sonrasında. Anlarsınız ki acele karar vermiş, yanılmışsınız.
Bazılarının anlaşılması ise zordur. Yüreğinde taşıdığı erdem ve onur azalmaz. Onları tanıdıkça güvenirsiniz, dost bellersiniz belli etmeden.
Kimileri ise kurnazdır, çıkarcıdır. Söylenenlere alternatif getirmezler. Yalaka olduklarını anladığınızda uzaklaşırsınız.
Kısacası insan ritmi ve belli bir ölçüsü olan, dost ya da üçkağıtçı niteliği ağır basan biri olarak kurnazca kendini gösterir kimi zaman.
Yaşam bir şans, bir oyundur aslında. Yağmurun yağması, gök gürültüsü misali daha büyük yağmurlar yağar, insan gümbür gümbür senfoniler duyar içinde.
Her daim dost arar, dürüstlüktür amacı.
Elbette ki dürüst olan, erdemli olan içindir tüm bunlar.

19 Ağustos 2025 Salı

GELECEK NESİLLER İÇİN


 Yaşam ve anlayış düne göre çok değişti.

Olumlu yönde değişim, olumsuz değişim karşısında daha az diye düşünüyorum.
Yine de, elimiz kalem tutarken, gözümüz görürken, dizlerimizde derman varken, dik durmaya, doğru bildiklerimizi söylemeye, kısaca kendimiz olmaya devam etmek zorundayız.
Çocuklarımız için, torunlarımız için, gelecek nesiller için bunu yapmaya mecburuz.
Hep derim, geçmişte yoksulluk belimizi bükmüştü, lakin yine de bugünkü gibi sorunlu bir yaşam yaşamamıştık.
Okumak, gözlem yapmak, olayların ve yaşananların gidişatını takip etmek, doğru olanı söylemek zorundayız.

8 Ağustos 2025 Cuma

BÜYÜDÜKÇE ANLAYACAKSIN


 Bahçenin uzak köşesinde yüzünü güneşe vermiş düşünüyordu. Kuşkular ve tedirginlikler içinde kıvranıp avuçlarını kan ter içinde kalırcasına sıkarak düşünüyordu. Gözlerinin etrafı hafiften morarmıştı. Beklenmedik bir yağmurun ılık, ama serinletici damlalarına nasıl söz anlatılamazsa o da yüreğine söz anlatamıyordu. Ve kendisine uzanacak o ince narin parmakları hayal ediyordu.

Oysaki saçların rüzgârla dağılırken, sen onun içindeki acıdan habersizdin. Nasıl bir hüzün ve ızdırap içinde olduğunu hesap edemiyordun. Edemezdin de zaten. Çünkü farkında bile değildin… Farkında değildin içten içe yüreğini kuşatan, kimi zaman mutluluk, kimi zaman bir damla gözyaşı olan acı, hüzün ve mutluluğun.
Ve sen doğaldır ki sessizce yaşanan acıları, coşkuları, beklentileri ne izliyor, ne görüyor ne de biliyordun.
Uzunca bir zamanı geride bıraktığında çektiği acılar dayanılmaz olmuştu. Ne güzel bir söz söylemesini becerebilirdi, ne de sevgi sözcüklerini mırıldanabilirdi.
Sonra… Evet, sonra mektuplar geldi aklına. Kokusu, tadı, insanı alıp dağlara, kırlara götüren mektuplar. Giz dolu, sır dolu mektuplar. İnsanın içini sızlatan, yüreğini burkan, duygu seline bırakan mektuplar. Anaların oğullarına seslendiği, özlem ve gözyaşı kokan mektuplar.
Gözlerinde mutluluk ışıkları yandı söndü. Mürekkebi kâğıda iyice sinsin diye sözcükleri yavaşça ve bir sanatçının titizliğiyle oya gibi işledi mektubuna. Acı ile birlikte sevgiyi de yüreğinde hissetsin diye özenle seçti kelimeleri. İstedi ki incinmesin, kırılmasın. Acı biber yemiş gibi yüreği yansın, burkulsun. Biliyordu ki acı güzel şeydi. İnsanın içi yanardı ama bir türlü vazgeçemezdi acıdan.
Ne ki, acıyı da sevgiyi de, insanlığı da çok gördüler. Yalansız yaşamak isterdim dediğinde bile yüreğini cehaletin en onulmaz yalanları ile doldurduklarının farkında bile değildin. Oysa yıllarca kendi yalanımızın da başkalarının yalanının da yükünü taşımıştık omuzlarımızda. Bedeller ödenmişti ortaçağda da günümüzde de. Ödemeye de devam ediyorduk.
Yalan söyleyen gazetecinin, politikacının, kitapların, büyüklerin yalanları ile geleceği yakalamayı başarabilmek çok zordu. Kuşkular ve korkular bir kez yüreğine işlemişti.
Sen batıya diğeri doğuya gittiğinde yalan imparatorluğu hâkimiyetini çoktan kurmuştu. Günün birinde yıkılmaman ve yok sayılmaman için direnmen gerektiğini biliyordun. Ama direnemedin.
Şunu hiç unutma ki geleceği inşa ederken yalanlardan kurtulmanın yolu geçmişi iyi anlamaktan geçer. Kendileri gibi düşünmeyenleri, kendilerine karşı olanları temizleyebilmek ve hesaplaşabilmek için yine yalanlara ve korkulara başvuracaklardır. Hiç günahı olmayan insanlara, dağlara, ormanlara, derelere saldıracaklardır. Öfkeleri geçinceye kadar, korku imparatorluğunu kuruncaya kadar esip gürleyeceklerdir.
Oysaki ince narin parmaklarınla sen bir damlacıksın daha…

YAKLAŞMAMAK

Ben ne diyorsam doğrudur seçeneği kabul edilecek doğru bir seçenek değildir.
Karşıdakinin söylediği yaşamın gerçeklerine ters de olsa, söylemine saygı duyarsın.
Yani ötelemeden, kırıp dökmeden.
Söylediklerini dinledikten sonra, doğru olanı ona anlatır, zihnine yerleştirmesine yardımcı olursun.
Bu her zaman gerçekleşmese de geri adım atmadan doğru olanı anlatmaya devam edersin.
Yine de anlamaz kendi düşüncesinde devam ederse o zihniyetten uzaklaşır yaklaşmazsın.
Sonunda da en doğru seçeneği bulursun.
Yaklaşmamak

 

2 Ağustos 2025 Cumartesi

BU DÜNYANIN YABANCISIYIM


 Hayat kolay değildir.

Vurduğu darbeler yetmiyormuş gibi,
Yıkıcı bir darbe daha vurmak için
üstüne üstüne gelir.
Karşına her an bir zorluk,
bir engel çıkar.
Geleceğe dair umudun kalmaz bazen.
Her zorluğa göğüs germek zorunda kalırsın.
Ustanın dediği gibi
"İşin kolayına kaçmadan"
yol haritasını belirleyip
mücadele etmek gerekir.
Öğretmenlik mesleğine başladığım ilk günden bu yana,
hem öğrencilerime
hem de çevremdeki insanlara
hayatın gerçeklerini dilim döndüğünce
anlatmaya çalıştım.
Anlamayana,
doğru olanı anlatmak
kolay değildir
insanı yorar,
yıpratır,
öyle bir an gelir ki
sağlığını kaybedersin.
Ve gün geldi kaybettim de...
Bu bir hata ise eğer,
evet kabulümdür.
O zaman benim hatam
bu mecrada boş zaman kaybı oldu
der geçerim.
Kimilerine göre bu bir hata da olsa,
zirvede aman vermeyen fırtına gibi,
akan yazıların insanları oyaladığı
ortamda doğru
bildiklerimi söylediğime inanıyorum.
Lakin,
ifade özgürlüğü ile
işkembeden sallamak arasında
farkın olmadığını anladığım
bu dünyanın
yabancısıyım.
Evet ben eskide kaldım.
Memnunum.

25 Temmuz 2025 Cuma

YARGILAMA BENİ


Bilgiye ve aklın övünçlü ifadelerine karşı minnetle ve saygıyla dolu olan uygar insan,

Bana neden kızdın deme seni bu raddeye ne getirdi diye sor.
Düşüncenin ve bilginin geleceğe umutla bakmak için önemli bir araç olduğunu bilmelisin.
Asla takılmayacağım şeylere şimdi dönüp dönüp bakıyorsam bana içinde ne birikti diye sor.
Ve tüm dünyada yaşananlar karşısında olan biteni,
anlatmaya çalışırken sesim yükseliyorsa kaç kere sustun diye sor,
yargılama beni.
Ben kendimce, kimseyi ötelemeden
Doğru bildiklerimi her daim yazdım, söyledim.
Yazmaya da devam edeceğim.
Ve şunu unutmamak lazım,
Düşüncelerini ifade etmek, geleceğe umutla bağlanmak insanın özgürlüğüdür.

22 Temmuz 2025 Salı

KAVURUCU SICAĞINETKİSİ


Kavurucu sıcağın etkisi gün boyu devam ediyor.

İnsan serinleyecek suya hasret.

Parklarda ağaç gölgelerine sığınıyor insanlar. Akşam serinliği düşene kadar çocuklar bile sokaklarda yok artık.
Bomboş sokaklar.
Kuşlar bile kanat çırpmıyor akşam alacası düşene kadar.
Kentler...
Kentlerin varoşları...
Cam ve çelik yığını gökdelenler...
Varoşlar gölgeye sığınmış akşam saatlerini bekliyor. Kimileri ise soğutucuların serinlettiği merkezlerde eğlenmesine devam ediyor.
Yaşam bir şeklide sürüyor.
Güneş bile yoksulu sıcaktan bunaltıyor...
Diğer yandan...
Dönemler ve koşullar kendi insanını yaratır...
Şu son günlerde, aylarda, yıllarda da bu böyle olmuştur.
Yaşananlardan ben şunu anladım artık.
Bugüne kadar acıyıp üzülerek baktığım insanlara karşı duygusuz olmayı.
Yufka yürekli olmamayı.
Kimse ile ilgilenip kendimi üzmemeyi.
Bu devirde çıkarcı insanlar türedi. Kimse kimsenin gözünün yaşına bakmaz olmuş. Diğerinden ekonomik anlamda daha fazla nasıl faydalanırım düşüncesi hakim.

HER İNSAN AYRI BİR EVRENDİR


 Yeryüzünde yaşam alanı bulan canlılar arasında en hassas olanı insanoğludur.

İnsanoğlu yerine göre ne kadar aciz, ne kadar çaresiz, ne kadar muhtaçtır.
Yerine göre ise anlaşılması güç biri olarak karşımıza çıkar.
Aslında her insan ayrı bir evrendir.
Her insanın huyu, alışkanlıkları, becerileri, davranışları, kararları, istekleri ve seçimleri kendine özgüdür.
Bu özelliklerin oluşmasında kuşkusuz ailenin, yaşadığı çevrenin, arkadaş gurubunun ve aldığı eğitimin payı vardır.
Yani biri diğerine benzemez.
İçgüdüleri ağır basar ve herkesin içgüdüsü, çevreyi, çevrede olan bitenleri algılaması farklıdır.
Lakin içgüdülerimizi doğru olana yönlendirmemiz, bencilliklerimize ket vurmamız, insanca özlemlere, eylemlere dönüştürmemiz gerekir.

17 Temmuz 2025 Perşembe

GEÇMİŞE GÖRE BUGÜNE UYUM SAĞLAMAK

Üçkağıtçıya
yalancıya
ahlaksıza
hırsıza
arsıza velhasılkelam kendisini herdaim haklı, başkasını haksız görene karşı yaşam zor
mücadele gerektirir.
Bir realpolitik var.
Dünden bugüne değişmeyen gerçekler
belli tezatlar var.
Bu tezatları düzeltmek kolay değil.
Neyi nasıl düzeleteceksin
olumsuzluklar bertaraf edilmedikçe düzelmez.
Gerçekleri görmek için günümüz dünyasında artık Webb teleskopu gerekiyor.
Kendisini koşulların üzerinde gören kibre başvurmaktan çekinmiyor.
Algılaması ve kafası böyle çalışıyor çünkü.
Hatalar ile yüzleşmek diye bir düşünce yok.
Bize düşen
geçmişten bugüne akan kesitte
dürüst insanlarla
ve ne yazık ki artık yanımızda olmayan sevdiklerimizin anılarıyla vakit geçirmek kalıyor.
Zamanı anlamsızlaştıran
yaşamın döngüsünü yok edip
öğüten günlerin ağır gölgesinde katmanları belli radikal yabancılık içinde zaman geçirmek.
Diğer yandan,
Günümüzde meydana gelen
insanları olumsuz etkiliyen
sokağa dahi çıkmaktan bezdiren
çıkarcı
rantçı
üçkağıtçı
kibirli
cahilce
meydana gelen olay ve yaklaşımların olması geçmişin anılmasına ve özlenmesine neden olduğu gerçeğini unutmamak lazım.
Ne vefa kaldı ne saygı.
Bencillik almış yürümüş.
İnternet sitelerine
Gazete manşetlerine düşen günlük haber akışı zaten durumu açıklıyor.
Apartman katlarında birbirini tanımadan yaşayan
Birbirinin acısına ve sevincine ortak olmayan bir toplum haline geldik.
Bu ortamda neyin vefası ve saygısını bekleyeceksin ki.
Geçmişe baktığımızda
Belki de bizim kuşak insan ilişkilerinde daha bir özenliydi.
Birbirimizi kırmamak
incitmemek için nasıl da dikkat eder
özen gösterirdik.
Geçmişe göre bugüne uyum sağlamak bu bağlamda çok zor.

 

9 Temmuz 2025 Çarşamba

VİCDANSIZ



    Bu hayatta güvenilir pek az insan var.

Öğretmenlik mesleğim boyunca
Dürüst olanların yanısıra
Çıkarcı
Üçkağıtçı
Vicdansız
Kibirli
Nemelazımcı yaklaşımları olan insanları gördüm.
Hepsinden ayakta kalmak için ders çıkardım.
Hiç birine prim vermedim.
İnsan görüp yaşadıklarından ders çıkara çıkara düşmemeyi öğreniyor.
Nesli tükenmekte olan "güven" duygusunun kaybolmasına izin vermeden yaşamak ve yaşatmak dileklerimle.