bugün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bugün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Kasım 2025 Pazar

YORGUNLUK


 Bedenim yorulmuş saçım ağarmiş

Yaşlı bitkin olan bir canım kalmış
Itiraf et kimler ömrümü çalmış
Gençligimi geri ver gurbet...
Ne desek geri dönüş yok...

12 Ağustos 2025 Salı

DÜNDEN BUGÜNE DEĞİŞİM


 On binlerce yıl önce Afrika kırsalında ayağa kalkıp yürümeye başlayan insan,

aynı zamanda var olma mücadelesine de başlamıştır.
Lakin,
insanın ‘saf çağı’ dediğimiz o çağda
paylaşım esastı.
Derleyici ve toplayıcı olan insanlar bulduklarını paylaşıyorlardı.
Bu bağlamda aralarında rekabet yoktu.
Şimdi bile Afrika’nın kimi ormanlarında yaşayan yerli halklarda,
Amazon ormanlarında yaşayan toplumlarda,
Hint Okyanusunun adalarında,
modern toplumlardan uzak yaşayan kabilelerde hala bu paylaşım söz konusudur.
Adalet onlarda kendiliğinden oluşmakta, sorunlar görülmemektedir.
Modern toplumlarda,
‘ben’ merkezli anlayışın yanı sıra,
kapitalist düzenin insanın insanı yok saymaya başladığı anlayışı ne zamanki palazlandı sorunlar da o zaman başladı.
İlkel toplumlarda paylaşımlar azalmaya, toplumlar kutuplaşmaya başladığında ise sorunlar giderek hız kazandı.
Yaşananlar yeni bir şey değil.
Geçmişin külleri üzerinde yoğunlaşmakta ve zihinleri meşgul etmektedir.

17 Temmuz 2025 Perşembe

GEÇMİŞE GÖRE BUGÜNE UYUM SAĞLAMAK

Üçkağıtçıya
yalancıya
ahlaksıza
hırsıza
arsıza velhasılkelam kendisini herdaim haklı, başkasını haksız görene karşı yaşam zor
mücadele gerektirir.
Bir realpolitik var.
Dünden bugüne değişmeyen gerçekler
belli tezatlar var.
Bu tezatları düzeltmek kolay değil.
Neyi nasıl düzeleteceksin
olumsuzluklar bertaraf edilmedikçe düzelmez.
Gerçekleri görmek için günümüz dünyasında artık Webb teleskopu gerekiyor.
Kendisini koşulların üzerinde gören kibre başvurmaktan çekinmiyor.
Algılaması ve kafası böyle çalışıyor çünkü.
Hatalar ile yüzleşmek diye bir düşünce yok.
Bize düşen
geçmişten bugüne akan kesitte
dürüst insanlarla
ve ne yazık ki artık yanımızda olmayan sevdiklerimizin anılarıyla vakit geçirmek kalıyor.
Zamanı anlamsızlaştıran
yaşamın döngüsünü yok edip
öğüten günlerin ağır gölgesinde katmanları belli radikal yabancılık içinde zaman geçirmek.
Diğer yandan,
Günümüzde meydana gelen
insanları olumsuz etkiliyen
sokağa dahi çıkmaktan bezdiren
çıkarcı
rantçı
üçkağıtçı
kibirli
cahilce
meydana gelen olay ve yaklaşımların olması geçmişin anılmasına ve özlenmesine neden olduğu gerçeğini unutmamak lazım.
Ne vefa kaldı ne saygı.
Bencillik almış yürümüş.
İnternet sitelerine
Gazete manşetlerine düşen günlük haber akışı zaten durumu açıklıyor.
Apartman katlarında birbirini tanımadan yaşayan
Birbirinin acısına ve sevincine ortak olmayan bir toplum haline geldik.
Bu ortamda neyin vefası ve saygısını bekleyeceksin ki.
Geçmişe baktığımızda
Belki de bizim kuşak insan ilişkilerinde daha bir özenliydi.
Birbirimizi kırmamak
incitmemek için nasıl da dikkat eder
özen gösterirdik.
Geçmişe göre bugüne uyum sağlamak bu bağlamda çok zor.

 

5 Nisan 2023 Çarşamba

DÜN VE BUGÜN


Eskiden yoksula yardım edilir, halı hatırı sorulurdu.

21.yüzyılın ilk çeyreğinde, paranın hükmü geçiyor.
Paran varsa adamsın, yoksa Nasrettin Hoca'nın kürksüz halisin. (Hoca bir gün kaftanını giymeden bir davete gider. Kimse ilgilenmez. Hoca dönüp kaftanını giyip gider. Bu sefer herkes hocayı buyur eder.)
Durum bu.
Geçelim,
İnsanlığın geleceği parada değil oysa ki.
İnsanlığın geleceği, huzurda, eşit paylaşımda, aç açıkta kimsenin kalmamasında, doğaya sahip çıkılmasında.
Geçmiş neden aranıyor.
Çünkü,
Doğa bu kadar tahrip edilmemişti.
Her şey çoğunlukla doğal hali ile vardı.
Bizler bozduk o düzeni.
Beton yığınları arasında nefes almaya çalışıyoruz.
Her gün hastaneler dolup taşıyor.
Söylenecek çok şey var,
Lakin,
"Söylesem kar etmiyor, söylemesem gönül razı değil " diyen erenler de yok artık...

28 Eylül 2022 Çarşamba

BİR GÜN HEPSİ GEÇECEK


 

Çevremizde dostlarımız, güvendiğimiz insanlar var.

Arkadaşlarımız, yakınlarımız, eşimiz, oğlumuz, kızımız var.

Benliğimizin derinliklerinde biriktirdiğimiz, sakladığımız garip bir yalnızlık, kabuğuna çekilme ve bu yalnızlığın çöreklendiği adalarımız var.

F.Scott Fitzgerald'ın dediği gibi, "birinin hayatındaki en yalnız an, tüm dünyasının parçalandığı ve tek yapabildiğinin boş boş bakmak olduğu andır."

O nedenle yaşamın içinde, hayat bir duvarda olsa, boş boş bakmamak için onu tırmanmak gerekir.

Tırmandığın basamaklar çalılarla, dikenlerle doludur.

Zorluklarla mücadele ederken bazen kırılırsın, tükendiğini düşünürsün.

Kızarsın, Can Yücel'in dediği gibi "kime olduğunu neden olduğunu bilmeden." Belki yaşadığın hayata belki de kendine.

Ve Tolstoy şöyle der, "başkalarını çok fazla düşünen kimse, kendisini unutur."

Çevrene yardımcı olmak, sağlıklı bir yol çizgisinde ilerlemek için kendini unutmadan yol almak doğru seçenek olmalıdır.

İlerlenen çizgide kırılganlıklarımız, yıllar boyu değişmeyen yazgımız var.

Düne, bugüne dönüp bakıldığında çok şeyin var olduğunu ve değişmekte olduğunu görürüz.

Lakin, tüm bunlara rağmen,

İnsan yaşamında her şey bir gün mutlaka geçip gidecek.

Nefes alırken göğsüne batan iğne, yutkunurken boğazına düğümlenen lokmalar, çekilen zorluklar, sıla özlemi.

Kısaca yaşamında her ne varsa bir gün hepsi geçecek.

Geride belki sadece ve sadece bir küçük sızı kalacak. O da kalırsa kalanlarda.

Kimse senin nelerle başa çıkmaya çalışğını, neleri başardığını, neleri başaramadığını, neler hissettiğini, sevinçlerini, korkularını bilemeyecek.

O nedenle,

Yol haritanda çizdiğin yolda dik yürü hep, dürüst ol, kimseye hiç bir şey için boyun eğme.

 

19 Temmuz 2022 Salı

RADİKAL YABANCILIK İÇİNDE ZAMAN GEÇİRMEK


 

İnsan var oluşundan bu yana, yaşamı için, bulunduğu coğrafyada kusursuz bir ortamın hayali ile yaşadı. Özgürlüğü için verdiği mücadelesinde karşısına çıkan engelleri aşmaya çalıştı.

Bir yandan var olanı korudu, diğer yandan kendi doğrularını oluşturdu. Bu bağlamda kaybı da oldu, kazandığı da. Ötekileştirilmekten ve mutsuzluktan kurtulmanın yollarını aradı. Kuşkusuz bu arayışta adaletin, eşitliğin, insan haklarına saygının vazgeçilmez olduğu gerçeğini duyumsadı.

Lakin, gün geldi olması gereken hasletler bir tarafa konuldu, unutuldu bir bakıma. İnsanların bunu yapmasının anlamsızlığını yapanlar bir türlü kavrayamadı. Dediğim dedik anlayışı baskın geldi ne yazık ki.

Bu bağlamda, üçkağıtçıya, yalancıya, ahlaksıza, hırsıza, arsıza velhasıl kelam kendisini her daim haklı, başkasını haksız görene karşı yaşam zordur, mücadele gerektirir.

Bir realpolitik var. Dünden bugüne değişmeyen gerçekler, hala belli tezatlar var.

Bu tezatları düzeltmek kolay değil.

Neyi nasıl düzelteceksin, olumsuzluklar bertaraf edilmedikçe düzelmez.

Gerçekleri görmek için günümüz dünyasında artık Webb teleskopu gerekiyor.

Kendisini koşulların üzerinde gören kibre başvurmaktan çekinmiyor.

Algılaması ve kafası böyle çalışıyor çünkü.

Hatalar ile yüzleşmek diye bir düşünce yok.

Bize düşen, geçmişten bugüne akan kesitte, dürüst insanlarla, ve ne yazık ki artık yanımızda olmayan sevdiklerimizin anılarıyla vakit geçirmek.

Zamanı anlamsızlaştıran, yaşamın döngüsünü yok edip, öğüten pandemi günlerinin ağır gölgesinde katmanları belli, radikal yabancılık içinde zaman geçirmek.