Fakir Baykurt, ülkemizin yetiştirdiği değerli bir öğretmen ve edebiyatçıdır. Saygı ile anıyorum.
Baykurt gençlik yıllarında canı çay ister.
Evde yoktur.
Anası Elif anaya çay içmek istediğini söyler. Anası Fakir'in elinden tutup kahveye götürür.
Kahveciden bir bardak çay getirmesini ister.
Çay gelir.
Fakir çayın nasıl içileceğini bilmediğinden sıcak çaydan kocaman bir yudum alır.
Ağzı yanan Fakir bardağı yere atar.
Elif ana ikinci bir çay ister.
Fakir ise anasının kendisine tokat atacağını düşünmüştür.
Elif ana tokat atmaz.
Fakir bu kez çayı üfleyerek içer.
Anasına neden tokat atmadığını sorarsa da cevap alamaz.
Aradan yıllar geçer.
Fakir artık öğretmendir.
Bir gün anası dersine girip dinler.
Fakir dersini dinleyen anasına sorar.
Öğretmenliğimi nasıl buldun diye.
Elif ana eh işte diye cevap verir.
Ve ekler.
Hatırlıyor musun yıllar önce ilk çayı nasıl yere döktüğünü, o gün sana neden tokat atmadığı mı sorduğunu da.
Fakir susar.
Elif ana konuşur.
Eğer ben o gün sana tokat atsaydım içindeki aslan ölürdü.
Sen de çocuklara tokat atıp içlerindeki aslanı öldürme...
Şimdi düşünüyorum da gerçek öğretmenler o Elif analardır.
Çünkü gerçek öğretmenleri yetiştirenler de onlardır

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder