Demokritos gülerek çıkarmış her sabah evinden, bu
yüzden ona "gülen filozof" derlermiş; Herakleitos ise ağlayarak
başlarmış gününe, ona da bu yüzden "ağlayan filozof" adını takmışlar.
Montaigne, "elbette gülmek ağlamaktan
yeğdir" diyor. Ama burada işin tersine döndüğünü de söylüyor. İlk bakışta
gülen insanı iyimser, ağlayanı karamsar saymak doğru gibi görünüyorsa da,
yukarıda adı geçen "gülen filozof" gerçekte karamsar bir filozoftu. İnsanlıktan
umudunu kesmişti. Bu yüzden de işi gülmeye vurmuştu; böylece, "siz
insanoğluna güvenin bakalım, insanlığın ilerleyeceğini söyleyin durmadan, gülüp
geçiyorum sizin bu iyimserliğinize", demek istiyordu.
Herakleitos ise, insan ve toplum konusunda iyimser
olduğu için, "neden hâla bu kötülük, bu gerilik, bu dar kafalılık"
dermiş gibi ağlıyordu, inandığı değişimin geciktiğine üzülüyordu anlaşılan.
