"Eyüp
Dede'nin beşinci oğlu Nuri'nin de askere gitme günü gelip çatmış. Yol azığı
hazır. Anacığı neler koymuş çıkınına neler. Oğluna yük olmasından çekinmese,
evde ne var ne yok dolduracak çıkına. Sütlü ekmek, kete, çörek, bal, peksimet,
peynir, ceviz...
-
Ana yeter! Askerlik bitene kadar onları yiyecek değilim herhâlde. İki ekmek,
iki dilim de peynir sararsan çok bile. Yük etme bana onca şeyi.
-
Ah oğlum, yük etmek ister miyim? Ne gelir çıkını sarmaktan başka elimden.
Yüreğim bununla teselli bulur.
-
Boş ver çıkını ana. Seni yüreğime sarmış götürürüm. Sevgin yeter bana.
Emzirdiğin ak sütün, yedirdiğin helâl lokmalar yeter bana. Hele duaların,
duaların yeter ana. Ferah tut gönlünü.
Asker etmek için büyütmedin mi? Derenin şırıltılarına karışan askerlik sevgisi
ile dolu ninnilerini, asker türkülerini unuttum mu sanırsın? Sevinmek zamanıdır
ana, oğlun asker oluyor.
-
Sevinmez miyim sanırsın oğul. Ama ana yüreği, ayrılık acısından sızlanır işte.
Bu kadarını da hoş gör.
-
Ah ana seni hoş görmez miyim? Sen dünyanın en sevimli varlığısın. Sen anasın.
Cennet anaların ayaklarının altında.
- Ah oğlum, alnı öpülesi oğlum. Anan bir garip ana. El öpenlerin
çok olsun, ömrün uzun olsun. Bak Emin amcan beş çift çarık dikmiş, getirmiş.
Hurişan halan da beş çift çorap örmüş. Evden de koydum.
- Ver elini öpeyim ana. Cennet kokan ellerini. Hakkını helâl et.
Analar helâl etmedikçe, hakları ödenemez.
- Oğlum, canım oğlum benim. Hem hakkımı helâl etmişim, hem Allah'a
emanet etmişim."
[ I.Dünya Savaşı'nda bir ana oğul konuşması bu." Metin
Tekin'in (Sarıkamış'tan Sibirya'ya) adlı eserinden aktarılmıştır.]
Türk insanının askerliğe verdiği önem, asker ocağına beslediği
sevgi, evladını asker ocağına davul-zurna ile göndermesi yukarıdaki kısa alıntı
okunduğunda daha iyi anlaşılacaktır.
Bu bağlamda asker ocağı bizler için kutsaldır. Vatan savunması
kutsaldır. İç ve dış hainlerin cennet vatanımıza yönelik saldırıları dün de
devam etmiştir, bugün de devam etmektedir.
Çanakkale Ruhu'nu anlayamayanların, Çanakkale'nin geçilmez
olduğunu Türk süngüsünü karşılarında gördüklerinde anladıkları gibi, bugün de
terör saldırıları ile askerimizi, polisimizi kurdukları hain pusularda şehit
edenler, kalleşçe planlarını inlerinde planlayıp uygulamaya koymak isteyenler,
yol kesip araç yakanlar bu yaptıklarının hesabını vereceklerdir.
Kahpece kurgulanmış saldırılarda yaşamını yitiren şehitlerimizin
haberleri yüreğimize kor gibi düşmektedir. Onlar bu vatan için, bu millet için
şehit düştüler. Allah mekanlarını cennet etsin.
TSK'nin Kuzey Irak'ta yuvalanmış terör örgütü pkk'ya karşı
başlatmış olduğu operasyon, vatanımıza ve insanımıza yönelik terörist faaliyetlerin
durdurulmasını ve terör odaklarını yok etmeyi hedeflemektedir.
TSK'leri operasyonları ile bu kadim vatan topraklarına yönelik
bölücü teröre bir kez daha dur demektedir. Türkiye Cumhuriyetine karşı içte ve
dışta yapılacak her türlü hain saldırılara aynı kararlılıkla cevap verileceğini
bir kez daha hatırlatmaktadır.
TSK'leri milletinden aldığı güçle terör örgütüne karşı gerekeni
yapmaktadır. Yapacaktır da. Bunda hiç kimsenin kuşkusu olmasın.
Vatan savunması kutsaldır. Bu uğurda şehitlik mertebesine
ulaşılması yediden yetmişe her Türk evladının isteğidir.
Bu kadim topraklarda yıllardır yapılan terör saldırılarına karşı
seslerini çıkarmayanlar, terör örgütüne her türlü desteği verenler, Mehmetçik
şehit edildiğinde sessiz kalanlar, ancak ayrılıkçı söylemlere, sözde demokratik
cumhuriyet söylemelerine müsamaha ile bakanlar, "pkk terör örgütü
değildir" diyenler, teröristin boynuna sarılanlar, "ellerinde
bayraklar ile Mustafa kemal'in askerleriyiz" diyenlere "Mustafa Kemal'in askeri değil
generali olsanız ne yazar, it sürüleri" diyenler unutmasınlar ki yıllarca
terörün acımasızlığında binlerce
vatandaşını kaybeden, onlarca vatan evladını şehit veren Türk Milleti
sizlere gerekli cevabı verecektir.
Dün Seyyit Rıza'ların, Şeyh Sait'lerin emperyalistler ile
işbirliği içinde yapmaya çalıştığını bu millet unutmamıştır.
Operasyonların durdurulmasını isteyenlere sormak lazım; terör
örgütü geçmişte savunmasız insanları, bebekleri, ellerinde tek gücü kalem olan
öğretmenleri, polisi, askeri, yaşlıları katletmedi mi? 1993 yılında Bingöl'de
ki hain pusuda 33 Mehmetçiği şehit etmedi mi?
Çocuk, kadın, yaşlı, genç demeden binlerce insanımızı kahpece
kurdukları tuzaklarla katletmedi mi?
Terör örgütünün silah ve mühimmat yapacak fabrikası olmadığına
göre, ellerinde bulundurdukları makineli tüfekleri, havan toplarını,
uçaksavarları kendi üretmediğine göre nereden hangi ülke yada ülkelerden alıyor?
Bilinmelidir ki Türk Milleti vatanı uğruna şehitlik mertebesine
ulaşmaya dün de hazırdı bugünde hazırdır.
