4 Şubat 2020 Salı

YALANLAR ÜZERİNE KURULU BİR YAŞAM



Vural Savaş'ın "Aşk, Şiir ve Müziğin Coşkusuyla" kitabındaki "İnsan hayatında en önemli şey aşk ve sanattır" yazısında, Yılmaz Karakoyunlu'nun 13 Mart 1998 tarihli " Günahların Gömülmesi "  başlıklı makalesinde yer alan ilginç bir bilgiye yer veriliyor.
"Arap dünyasında 'defnüzzünüp" denilen bir takiyye yöntemi vardır. Bu takiyyeyi Türkçeye 'günahların gömülmesi' diye çevirebiliriz. Günahkârlar kendilerini temize çıkartmak için bir meydanda toplanırlar. Yüksek sesle suçsuz olduklarını ve günahlarından kurtulmak istediklerini söylerler. Kendi elleriyle bir küçük çukur kazarlar. Buna 'fazilet çukuru' denir. Geçmişle ilgileri kalmadığını ve günahlarını fazilet çukuruna gömdüklerini haykırırlar. Birisi çukuru örter ve emaneti devralır. Böylece günahkârlar sanki bir suçları yokmuş gibi birdenbire arınmış olurlar..."
Ne güzel bir yaklaşım değil mi? Birilerine karşı hata yap, günah işle sonrada açtığın çukura günahlarını koy ve kurtul. Hayatın içinde yaşananları deşifre eden bir uygulama olsa gerek bu. Bu gelenek olasılıkla şimdilerde tamamen ortadan kalkmıştır. Lakin, geçmişten günümüze uzanan çizgide insanların yaptıklarından kurtulmak için çareler aradığını da gözler önüne sermektedir.
Elbette bu çare arayış herkes için söz konusu değildir.
Tarihi geçmiş incelendiğinde kendi çıkarı için diğerine yapılan zulümler, haksızlıklar, ötekileştirmeler, yalanlar üzerine kurulu bir yaşam inşa edildiği görülür. Ne yazık ki bugün bu yanlışlar devam etmektedir. Oysa ki, önemli olan insanlığın yaptığı hataları görüp bir kez daha tekrarlamaması, huzur ortamı içinde yaşamasıdır.
Tüm olumsuzluklarda, mağdur olanlar travmalar yaşamakta, diğeri ise içinde bulunduğu düşüş ve çürüme ile yüzleşmek ve itiraf etmekten  çok uzakta kendini ve yaptıklarını sorgulamaktan kaçınmaktadır.
İnsanlığa karşı yapılan adaletsizlikler geçmişten günümüze devam eden çıkarcılığın, cehaletin sonucudur. İnsan kolayca yargılamak, hüküm vermek ve hayatı böylece devam ettirmek ister. Oysa ki yargılama kolay bir şey olmamalı. Gerçeği bulmak için çaba sarf etmeli.
Dünyanın çeşitli bölgelerinde toplumlar sancılı günler geçiriyor.
Yaşanan sancıyı umuda, mutluluğa, güvene, hoşgörüye dönüştürmek için elden geleni yapmak gerekir. İkiyüzlülükten kurtulmak, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu iyi analiz etmek gerekir. Gerçekten insanlığın buna ihtiyacı var.

4 yorum:

  1. Gerçek yaşamda da tanık olduğumuz gibi insan yanlışlarıyla yüzleşmek konusunda pek istekli değildir. Üstünü örtmek görmezden gelmek sanki o yanlışı yapmamış gibi inandırmak istiyor. Tıpkı eski Arap adetinde olduğu gibi gerçi onlar kazdıkları kuyuya gömdüklerini düşünerek temizlendiklerine inanıyorlar. Bu gün baktığımızda sosyal medya ya da basında yapılan yanlışlar ortaya çıktığında, tepki yapılan yanlışa değil de onu açığa çıkarana yapılıyor. Örneği çok fazla. Yazının başlığı çok manidar hocam. İnsanlar yalanlarıyla mutlu görünüyor. Yüreğinize sağlık, kaleminiz var olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef toplum gittikçe içinden çıkılmaz bir anlayış içerisine sürüklenmekte.
      Doğruyu söyleyene değil,
      yanlışı yapana,
      çıkarı yanlışı yapandaysa eğer,
      sorgulamadan ona yanaşmakta,
      doğruyu gösterene veryansın etmekte
      sakınca görmüyor,
      yapılan deneyler göstermiştir ki,
      cahil okumuş insandan daha cesaretli
      ve
      girişimci
      çünkü utanma yok
      yaptığının doğru olduğuna inanıyor,
      yaptığı yanlışı da çukura göndermekte
      ve
      üstünü kendince kapatmakta bir sakınca görmüyor,
      bu cahil cüretidir,
      akademisyenler her daim
      geri planda kalmışlardır,
      çünkü,
      yükselmek ve bir yere gelmek için çaba sarf etmezler,
      hakları olduğunu düşünüp beklerler,
      yanlışı yapmamaya çalışırlar,
      topluma zarar veren kendini bir bilen diye lanse edenlerdir,
      toplumdan çok kendi çıkarları ön plandadır,
      bugün caddede bir olaya şahit oldum,
      yaşı 35-40 civarında
      yüzünde sağlıklı olduğu belli olan,
      çalışabilir durumda olan bir adam,
      elinde küçük bir torba,
      gelene geçene avuç açıp para istiyor,
      dikakt ettim,
      özellikle orta yaşta olanlar,
      bay bayan,
      adamın avucuna para koyuyor,
      demiyorlar ki, senin gücün kuvvetin yerinde,
      taşı sıksan suyunu çıkarırsın,
      neden çalışmayıp da dileniyorsun,
      kısacası dilenen de utanma yok,
      dilenene para verende de sorgulama yok,
      toplum bu durumda,
      dediğiniz gibi örneği çok fazla
      selam ve saygılar.

      Sil
  2. Merhabalar Hüseyin Hocam.
    İnsanlığın çok şeye ihtiyacı var da, insanlar nedense ihtiyaca cevap vermiyorlar. Kaleminize ve yüreğinize sağlıklar dilerim.
    Selamlarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Bey,
      Bence nedeni kolay olana yönelmek, başkasından nemalanmak, bir işin ucundan tutup sonuca ulaşmaktansa başkalarının sırtından geçinmek ...Başka bir açıklaması yok bence...
      Bedava dağıtılana alıştırılan bir toplumda ne beklersin ki...
      Üretim hak getire. Hazıra alışmışlık.
      Saygı ve selamlar.

      Sil