Kaygı denince akla ilk gelen şey, başa çıkmakta zorlandığımız sorunların bizde yarattığı tedirginliktir.
Ne yazık ki, insanlar karşılaştığı sorunlarla yüzleşmek yerine kaygıya sığınıyor.
Oysa ki, sorunlardan kaçmak yerine, yapılması gereken ilk iş, sorunlarla yüzleşmektir.
Sonuçta ise, var olan sorunun çözümü için çaba sarfetmeyi düşünmek gerekir.
Eğer, çözüm için bir bedel ödemek gerekiyor ise, o bedeli göze almalıyız.
Toplumsal sorunlar için çözüm, toplumsal destek ile mümkündür.
Günümüzün insanı ise kaygılı
tedirgin
huzursuz...
İşsizlik ve pahalılık önü alınamaz bir yaşam sorunu.

Merhabalar Hüseyin Hocam.
YanıtlaSilMaalesef tablo aynen yazıda çizdiğiniz gibi. Sorunlarla yüzleşmekten kaçar olduk. Sorunlardan korkar olduk. Oysa gerçeklerden kaçılınır mı? Kaçnılmaz! Ne kadar ötelersen ötele eninde sonunda o gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalacaksın. Bundan kurtuluş yok! O halde, neden sıcağı sıcağına gerçeklerle yüzleşmek istemiyoruzda hep kolayımıza geldiği için sorunları erteliyoruz? Sanki o gerçek bir daha kapımızı çalmayacak! Çalmaz olur mu? Hem de her fırsatta, sen öteledikçe o sana bir adım daha yaklaşır.
Günümüz insanının tedirgin ve kaygılı olması çok normal. Böyle düzenin böyle de sağlıksız toplumu olur, olacak da.
Ah Hüseyin hocam ah... Diyeceğim çok da pek kalabalık yerdeyim. Paylaşım için teşekkür ederim. Kaleminize ve gönlünüze sağlıklar dilerim.
Selam ve saygılarımla.