Yaşadığımız tüm
zorluklara, geçirdiğimiz uykusuz gecelere, suskunluklara, kırgınlıklara rağmen
hâlâ ayaktayız. Yaşanmışlıklara, kapıların bir bir kapanmasına inat; dar
sokaklara, geniş alanlara ve caddelere uzanan bir yolculuk aslında bizimkisi.
Garip bir içgüdü ile devam eden.
Susmak ve sinmek
genlerimize işlemiş. Gerçek olmayanı, yalanı dolanı kabullenmekte. Bir hengâmedir
gidiyor, sislerin ve dumanların arasından, parmakları metale yapıştıran kör
karanlık, rant elde etme, girişimcilik, tüketim alışkanlıkları, kalkınma
çabaları, kırdan kente göç. Paranın erdemi yok etmesi, işçiyi titretmesi
sanayileşmenin ve modernleşmenin felsefileşmesi insan haklarını yok sayarak.
Sabah gün
doğarken çıkıp gece yarılarına kadar büyük bir azimle çalışmalar, mücadeleler.
En azından bir lokma ekmek için, muhtaç olmamak için. Gelecek ve insanlık için.
Gerçekçi olmak lazım her daim her yerde. Vicdanlar körelmemeli. Akıl ve
aydınlık yol göstermeli, hayatı sorgulamalı insan. Köylüyü, şehirliyi, cam ve
çelik karışımı ucubeleri, gecekonduları, varoşları, sanatı ve sanatçıyı iyi
tanımalı. Sorunlara kafa yormalı insan. Aydınlatmalı madenciyi, balıkçıyı,
marabayı, köylüyü dilinin döndüğünce.
İnsanlık acı
çekmekte. Savaşlarda, kırgınlıklarda, ötekileştirmelerde, öfkede. Oysaki
savaşın kazananı olmaz. Ne öfkenin, ne kırgınlığın ne de ötekileştirmenin
kimseye bir faydası
yok. Kırıp dökmenin, yakıp yıkmanın, yok etmenin kime ne
faydası var? İnsanın içinde barışa yol olmalı, umut olmalı. En kötü barış bile
savaşlardan, kırgınlıklardan, öfkeden iyidir. Öfke ve kin, kendi iç savaşını
yapar insanda. Mantığı yok sayar, uzaklaştırır.
Hepimiz aynaya
bakmasını öğrenmeliyiz. Büyük aynanın içindekileri görmeliyiz ve gördüklerimizi
doğru yorumlamalıyız. Yaşama dair her şeyi sağlıklı bir şekilde irdelemeli,
dünyanın farklı bölgelerinde insana dair hakların ne durumda olduğuna ilişkin
saptamaları doğru okumalıyız. Afrika’da, Asya’da, Latin Amerika’da ya da
dünyanın herhangi bir yerinde yoksullukla, savaşla gelen hak ihlâllerini somut
bir biçimde ortaya koymalıyız.
Mutluluk ve yaşamın herkesin hakkı olduğuna
belleklerimizde yer vermeliyiz.


