Altın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Altın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2026 Salı

AL SANA BEŞ ALTIN

Kralın biri Sarayında otururken, pencereden sesler gelmiş.''Güzel elmalarım vaaaaaar!''
Bakmış, yaşlı birisi, at arabasında elma satıyor. Etrafında müşteriler. Kralın canı çekmiş ve baş vezirini çağırmış;
- Al sana 5 altın, koş bana elma al.
Baş vezir, vezirlerden birisini çağırmış;
- Al sana 4 altın, koş elma al.
Vezir saray görevlilerinden birisini çağırmış;
- Al sana 3 altın, koş elma al.
Saray görevlisi muhafız komutanını çağırmış;
- Al sana 2 altın, koş elma al.
Komutan nöbetçiyi çağırmış;
- Al sana 1 altın, koş elma al.
Nöbetçi çıkmış yaşlı ihtiyarı yakasından tutmuş ve "Hey sen, ne bağırıyorsun? Burası han mı, yoksa saray mı? Defol buradan. arabana da elmalara da el koyuyorum."
Nöbetçi, muhafız komutanına dönmüş ve iyi dalavere çevirdim;
- İşte, 1 altına yarım araba elma.
Komutan saray görevlisine dönmüş;
- İşte, 2 altına bir çuval elma.
Saray görevlisi vezire dönmüş;
- İşte, 3 altına bir torba elma.
Vezir, baş vezire dönmüş;
- İşte, 4 altına yarım torba elma.
Baş vezir kralın huzuruna çıkmış;
- İşte, 5 altına beş elma aldım kralım. Aynen emrettiğiniz gibi.

Kral oturmuş ve şöyle bir düşünmüş ''Beş elma - Beş altın. Bir elma-bir altın ve halk elmalara hücum ediyor.. Demek ki vatandaşın durumu çok iyi. Vergileri hemen artırmak lazım.!“

 

30 Temmuz 2019 Salı

BANYAN AĞAÇLARI, KAZ DAĞLARI VE BİR MASAL


Çam ağaçlarının yaprakları altında duran hava kızıldı. Otlar ışığın rengine bürünmüştü.
Uzaklarda yansıyan ışıklarda müthiş bir dinginlik ve izleyeni alıp götüren bir korlaşma vardı.
Işık kümesi sık dal hevenklerinden geçerek temizlenmiş, taze çam yaprakları ile serinlemiş öylece kıpırtısız duruyordu.
Işığın hüznü gözlerime vuruyor, akkelebekler gibi gök kubbeye doğru  parıldayıp yükseliyordu.
...
Banyan ağaçları Hindistan'da kutsal sayılan semboller arasında. Banyan ağacının  en önemli özelliği köklerinin dışarıda olması, yani ağacın tersine durması. Aynı zamanda Banyan ağacının, yerin altındaki güçlerle üstündekileri birbirine bağladığına inanılıyor.
Bu Hindistan halkı için bir inanış, bir kutsama anlayışı.
Yıllar önce Atlas Dergisinde okumuştum.
Hindistan'ın Goa eyaletinde bir kadın şöyle diyordu;
"Her kim ki, o kutsal ağaçtan bir dilekte bulunur ve onun gücüne yürekten inanırsa mutluluk gözyaşları hazır olsun...Dileği isterse yaşamın yasalarına karşı gelsin,mesela sevdiğini ölümün elinden çekip almak istesin. Ya da evinin dirliği düzeni daim kalsın diye dualar etsin. Yolunu kaybetsin, bulmayı dilesin. Ama her kim, ne arıyorsa Büyük Banyan'ın cömertliğinden umudunu kesmesin..."  (Kaynak; Atlas Dergisi,  Nisan 2012 /sayı 229)
...
Aradan yıllar geçti. Zihnimin bir yerlerinde bugüne kadar kaybolmadan bekledi.
Ta ki, Kaz Dağları'nda, Çanakkale'nin Kirazlı köyünde Kanadalı Alamos Gold şirketi tarafından yürütülen altın madeni projesinde, ÇED raporunda 45 bin denmesine rağmen 195 bin ağacın kesilmesinin ortaya çıkmasına kadar.
...
Nerede bir ağaç varsa insan orada soluklanır bozkırın sıcağında. Nerede bir ağaç kümesi bir yeşillik varsa orada su olduğunu bilir susamış Ceylan.
Nerede bir ağaç varsa ulu yapraklarına dilek dileyenlerce bağlanmış renkli kumaşlar görülür, ta Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan coğrafyada.
...
Ocak ayının ilk günlerinde oğlumun askeri birliğine teslim olması için beraberce Çanakkale'ye gitmiştik.
Otomobil Çanakkale'ye yaklaştıkça etrafta bulunan ağaç sayısı gittikçe artmaya başlamıştı. Göz alabildiğine yeşil bir şölendi etraf. Bir ara otomobilden inip etrafı seyretmeye başladık. Çanakkale Savaşları'nın geçtiği yerlerdeki anıtlar orman ağaçları arasında yer alıyordu. Gelibolu Yarımadası adeta yeşilden bir örtü ile kaplanmış, ağaç dalları rüzgarın eşliğinde bir gelin edasıyla sallanıyor, gelen geçenlere hoş geldin diyordu. Ormanlık alan tüm canlılara kol kanat germişti. Daldan dala konan kuşların çıkardığı tiz sesler etrafı çınlatıyordu.
...
Mesnevi'de, ormanı konu alan bir masal anlatılır.
"Aslan her gün ormandaki hayvanları yiyerek besleniyormuş. Ancak, ne zaman, ne şekilde öldürüleceğini bilmemek hayvanların yaşadıkları günü zehir ediyormuş. Derken, hayvanlar bir karar almış. Korkuyla yaşayacaklarına, ölecekleri zamanı kendileri seçmek ve kendilerini kurban etmek istiyorlarmış... Her gün bir başka hayvan, gelip kendini aslana telim edecekmiş. Ve aslan o gün başka bir hayvana saldırmayacakmış. Ormanlar kralı da bu anlaşmayı kabul etmiş. Derken bir gün, sıra tavşana gelmiş. Ancak onun farklı bir planı varmış...
Tavşan, aslan tam onu yemek için ağzını açtığında ona şöyle demiş: Yüce efendimiz, acaba ormanda bir başka aslanın yaşadığından haberdar mısınız? Herkes, onun kendisini asıl kral ilan ettiğinden bahsediyor. Öylesine güçlü ve büyükmüş ki...Ona haddini bildirmeyecek misiniz?
Aslan önce inanmasa da bir şüphe içine düşmüş bir kere. Çaresiz, tavşanın peşine takılmış. Bir kuyunun başına gelmişler. Tavşan, diğer aslanın aşağıda yaşadığını söylemiş. Aslan, aşağıdakini korkutmak için tüm kudretiyle kükremiş. Sesi kuyunun derinliklerinde yankılanarak büyümüş ve ona geri dönmüş. Ve o, bu sesi, diğer aslanın kükremesi zannederek saldırmak için hamle yapınca ormanlar kralı kuyunun içine düşerek ölmüş. Böylece, orman sakinleri korkularının kaynağını yine kendi korkusuyla boğmuşlar." (Kaynak; Atlas Dergisi, Nisan 2012 /sayı 229)
...
Seçimler hep aynıdır. Her neyi seçersen seç, seçemediğin hep üzüntü kaynağı olacaktır.
Aklınla davransan yüreğin, yüreğinin sesini dinlesen aklın sana bu soruyu hep soracaktır.
Seçemediğin hep sana acı verecek, acı hep olacak.
Ama güzel yanı, acılar insanı her daim olgunlaştıracaktır.
...
Zaman ilerler, öyle bir an gelir ki, günlerin getirdiğini, geçmişini ve geleceğini düşünürsün.
Bir samimiyet sınavından geçersin.
Gireceğin kulvarın sorgusunu yaparsın.
Dağılmaların toparlanmasına çabalarsın.
Yüreğine yansıyan zorlukların her şeye rağmen üstesinden gelmeyi istersin.
Ve yaşam büyük oranda çizili olmayan sınırlarını aşıp, büyüleyici şeylerle devam ederken, nice kapılar açılıp nice kapılar kapanır bilmek istersin.
Ve gün gelir "o kadar yoruldum ki hayattan" dersin.
......
Ormanlarımıza sahip çıkalım. Ormanlar zenginlik kaynağımızdır. Ağacın olmadığı yerde gölge aramak beyhudedir.