Ülkemizin
nüfusu yaklaşık 74 milyon civarında. Nüfusun çalışma yaşında olan kısmına iş ve
tamamına aş sağlanması lazım.
Fakat
sağlanamıyor. Sokaklar çalışabilecek yaşta olan gençlerle dolup taşıyor. Kafeler
keza öyle.
Bir
bakıma çalışabilecek yaşta olan nüfusun yarısı çalış(a)mıyor. İşsiz sayısı 3-4
milyon civarında.
Çalışmayan
ev kadınlarının sayısı da 10-12 milyon civarında bir rakam tutuyor.
Ülkemizin
kaynakları tam kapasite kullanıldığında yeterli olmasına rağmen dış kaynak
kullanıyoruz. Her ülke dış kaynak kullanır. Lakin bize gelen dış kaynak yatırım
yapmaktan çok elde olanı da götürmeye geliyor.
Gelen
kaynak uzun vadeli yatırım yapmak yerine (kısa vadeli sermaye girişi) borç vermek
ve borsada oynayıp kazanmak amacında.
Bu
durum yatırım olmadığı sürece işsizliğe çare olamıyor.
Ülke
notunun derecelendirme kuruluşları tarafından yükseltilmesi de yetmiyor.
Ülkemiz
kendi kendine yetebilecek kaynaklara sahip bir tarım ülkesidir.
Lakin
tarım ürünlerini de başka ülkelerden ithal ediyoruz.
Bu
ithalat kendini meyvecilik ve hayvancılık alanında da gösteriyor.
Değişen
bir şey yok.
Çiftçinin
desteklenmesi, tarım ve hayvancılığın canlandırılması lazım.
Sanayi
kuruluşlarını verimli çalışabilecek kapasiteye getirmenin yanı sıra tarım ve
hayvancılıkta da gelişme sağlandığında neden ihtiyacımız olan ürünleri
dışarıdan alalım?
İşin
kolayına kaçıp ithalat yapılıyor. Lakin ithalatı karşılayacak yeterli ihracat
olmadığı için döviz açığı (cari açık) veriyor.
Cari
açık şu anda açıklanan verilere göre 333 milyar dolara ulaşmış görünüyor.
Ekonominin
içinde bulunduğu dar boğazın atlatılması ve işsiz sayısının azaltılması için
çaba gösterilmeli.
Çalışabilecek
nüfusun evlere kapatılması ya da kafelerde zaman geçirmesinin ekonomiye bir
faydası yok.
Ülkemizde
yardımlara yaşamanın yolu açıldı. Bir anlamda sadaka kültürü yerleştirildi.
Gerçekten
ihtiyacı olanların yanı sıra ihtiyacı olmayanlar da yapılan yardımlardan
faydalanır oldu.
Bunu
etrafınıza baktığınızda rahatlıkla görebilirsiniz.
Öyleleri
var ki evi var, altında arabası var yardım alıyor.
Gücü
kuvveti yerinde olmasına rağmen çalışmak için iş aramıyor. Alışmış verilen
yardımlarla yaşamaya.
Evinde
doğalgaz kullanımı için döşenmiş kombi olmasına rağmen verilen kömürle
ısınıyor. Ya da kömürü el altında satıp gaz alıyor.
Dünya
da ekonomik kriz derinleşe dursun ülkemizde doğalgaz abonelerine torba torba
kömür veriliyor. 2012’de kömür yardımı alan aile sayısı yaklaşık 17 milyon.
Yardımlar
çalışabilecek yaşta olanların çalışmasını engellediği için bir bakıma
yoksulların sayısını da artıracak gibi görünüyor.
Üç
çocuk yapmaya teşvik edilen aileler bu durumda çocuklarını nasıl
yetiştirecekler acaba?
Durum bu şekilde devam ettiği sürece, ülke kaynakları da verimli kullanılmadığında; işsizler kafelerde, sokaklarda, evlerde azalmayacak aksine
artacaktır.
