27 Ağustos 2019 Salı

ZAMAN AKMAYA DEVAM EDİYOR


Hayat dediğimiz olgu aklın aldığından çok daha fazlasıdır. İnsan için, her daim, bir yerlerde yeni ve eski ve bambaşka yaşanmışlıklarla donatılmış bir hayatın olduğu akıllardan çıkarılmamalıdır.
İnsan, bir acıdan diğerine, bir mutluluktan diğerine koşarken; yaşadığı olayların ruhuna verdiği hasarın etkisinden kurtulup huzura kavuşmak ister.
Tarih insanın çektiği acı ve sıkıntılarla, kimi zaman huzur ve mutluluklarla doludur. İnsana acı çektiren de, huzur verende yine insandır.
Bir insan düşünün, savaşın tam göbeğinde, şarapnel parçalarının kaldırdığı toz ve gözyaşlarının içerisinde yaşanan trajediye  tanıklık etmekte.
İnsanlık tarihinde savaşların ve anlaşmazlıkların verdiği tahribat ve felaket her daim insanlığa acı getirmiştir.
Bu dün de böyleydi bugün de böyle, eğer insanlık yaşananları bertaraf edecek bir ortak paydada buluşma olanağını elinin tersiyle iterse yarında böyle olacaktır.

Yine insanlar yaşadıkları topraklardan sürülecek, şanslı olanlar malını mülkünü, evini barkını kaybetmek pahasına mülteci olarak kurtulabilecek, bir sığınmacı durumuna düşecek. Lakin, çektiği acı belleğinde yerini koruyacak, hiç bir zaman kaybolmayacak.
Bugün Suriye, Irak, Yemen, Afganistan, Libya, Sudan ve diğerlerinde yaşanan trajedi belleklerde yerini almaktayken, geçmişe baktığımızda, dün benzeri trajediyi Balkanlarda yaşayan Türk ve Müslümanların da yaşadığını görmek hiç de zor değil.
Yani kısacası insanlık tarihi her zaman bu trajediye tanıklık etmiş, lakin bir türlü gereken dersi almamıştır.
Hep birlikte, aynı topraklarda, hak ve yaşamlarına saygılı bir şekilde bir arada yaşamak çok da zor olmasa gerek.
Yeter ki bu bağlamda gereken irade gösterilsin, insanları birbirine rakip edecek hareketlerden kaçınılsın.
Atlas dergisinin Aralık 2005 sayısında  "Balkanlarımız- Yüz yıllık sürgün" ana başlığı ile yayınlanan bir makale dikkatimi çekti.
Makalede yazılanların kısa özeti verilecek olursa;
"Balkanlar, Osmanlı İmparatorluğu'nun Rumeli-i Şahane'siydi. Türklerin ve Müslümanların, her milletten Hıristiyanların yan yana yaşadığı, barış ve huzurun hüküm sürdüğü bir halklar tapınağıydı.
Ta ki, 19.yüzyılda kin ve düşmanlığın çığlığı yükselene kadar. Yunan, Sırp, Bulgar, Karadağlı ya da Romen; Osmanlı'dan bağımsızlaşan her ülke, Avrupa devletlerinin koruması ve gözetimi altında etnik bakımdan temiz bir toprak yaratma yoluna girdi. Biri 1877-78'de, diğeri 1912-13 yıllarında gerçekleşen iki savaşla Osmanlı, Balkanlar'dan atıldı.

Onun uzantısı sayılan Türkler ve Müslümanlar topraklarından söküldü. Milyonlarca kişi süngülerin önünde Türkiye'ye sürüldü.
Köyler, şehirler basıldı, yağmalandı, yakıldı; 900 bine yakın Türk ve Müslüman katliamlarda, sürgün yollarında can verdi.
Yüzyıla yayılan etnik temizlik hareketi sonucunda Türkler, Balkanlar'ın hayatından tart edildi. Geride küçük ve unutulmuş bir azınlık, içli Rumeli türküleri, hazin anılar ve tüyler ürpertici kıyım hikâyeleri kaldı."
İnsanın insana uyguladığı şiddet, şiddetten nemalananların işine gelmekte. Şiddetin yoğun olarak yaşandığı, etnik ve kültürel temizliğin yapıldığı topraklarda var olan yer altı ve yer üstü zenginlik kaynakları kimilerinin iştahını kabartmaya devam etmekte.

Yaşananlar hiç bir zaman aydınlığı getirmeyecektir.
Yerini dilimizden hiç bir zaman düşmeyecek en ağır kelimelerin zifiri karanlığına bırakacaktır.
Not: Resimler Atlas Dergisi ( Aralık 2005- Sayı:153)

4 yorum:

  1. Kaleminize sağlık Hüseyin hocam, maalesef insanlar hiçbir zaman yaşananlardan ders almıyorlar. Rahmetli bir komşumuz "Olanla, ölene çare yok kızım" derdi. Gerçekten öyle, ülkemizdeki mülteciler çok büyük sorun olacaklar, kesinlikle her birinin evlerine (ev derken vatan anlamında söylüyorum) geri gönderilmeleri şart. Yoksa çok geç olacak.
    :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın Müjde hanım kardeşim.
      Ne denir ki.
      Mülteci olmak da zor.
      Hiç kimse yerini yurdunu bırakıp başka topraklara gitmek istemez.
      Çıkarcı güçlerin bir marifetinin sonucu masum insanların çektiği sıkıntılar.
      Her insanın yeri ana vatanıdır.
      Geçenlerde bir arkadaş, çalışmak amacı ile önce Almanya'ya sonra da Hollanda'ya gitti.
      Çok fazla sürmedi geri döndü.
      Dönmesinin sebebi, Hollandalıların ve Almanların kendi yapmadıkları işleri gelen yabancılara yaptırdıkları yönünde.
      İkinci sebep de, diğer yabancıların Türkleri hor görmeleri dedi.
      En çok da ırkçılık yapanlardan şikayetçi oldu.
      Demem o ki, kimseyi vatanından uzak koymasın.
      Zamanında balkanlarda yaşayan Türklere yapılanların kısa özeti yukarıda verilmiş.
      Bugün aynı akıbete diğer ülkelerin vatandaşları uğruyor.

      Sil
  2. Teşekkür ederiz . Gerçekten dediğiniz gibi bu işin sonu gelmiyor. Emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorum için teşekkür ederim.
      İşin sonunu yine bilinçli insanlar doğruya kanalize edecektir.
      Bunun başka çaresi yok.

      Sil