23 Mart 2026 Pazartesi

YAŞAMIN GETİRDİKLERİ


 

İnsan ilişkilerinde zor olan, karşıdakinin nasıl davranacağını anlayamamaktır. Nazik ve anlayışlı durumun aniden, deyim yerindeyse, lodosa dönüşmesiyle karşısındaki insanın nutku tutulur. Her şey birden alabora olur.

Hayatımızı kolaylaştıran eşya, teknoloji ya da aletler giderek bize yabancılaşıyor. Çoğumuz soframıza gelen gıdanın nasıl yetiştirildiğini maalesef yeterince bilmiyoruz.

Elektrik kesildiğinde hayat duruyor.

Su kesildiğinde çaresiz kalıyoruz.

Kültürümüzde mutluluğun fermanı genellikle erkeğin onayını, mührünü taşır.

Görevim sırasında ilk sözün de son sözün de erkeğin olduğuna şahit oldum. Yasalar bir yana törelerin de baskısı vardır. Kadınlarımıza yönelik “ben açık_ saçık giydirmem” düşüncesiyle ağustos sıcağında pardösü, çorap giydirenler de vardır.

Kısal kesimde oyuncaklarıyla oynamaya doyamamış, bebekliklerini yaşayamamış çocuklar gelin edilirler.


Çocuk evliliklerine karşı düzenlenen uluslararası kampanyalar sayesinde, bugün bazı anneler, babalar, büyükanneler, öğretmenler vb. de bu mücadeleye katılıyor.

Ama en güçlü asiler kızların kendileri; her birinin öyküsü başka bir isyanın kıvılcımı oluyor.

Doğudan batıya, kuzeyden güneye birçok toplumda ne yazık ki çocuk gelinler gerçeği var.

Toplumlar bunun yanlışlığını yavaş yavaş anlasa da.

Resimde yer alan çocuk gelin ise Nepal’in küçük bir köyünde çekilmiş.

Nepal’de resmin çekildiği köyde çocuk yaşta evlenmek normal kabul ediliyor.

Ama yine de bu bakış açısı, geleneksel düğün şemsiyesinin altında, at arabasıyla yeni kocasının köyüne götürülen 16 yaşındaki Surita'nın, ailesinin evinden ayrılırken feryat figan karşı çıkmasını engellemiyor.

Toplumlar öteden beri gelenekçi bir yapıya sahip. Bu bağlamda, insanların gelenekçi yapıdan uzaklaşması oldukça zor. Toplum baskısı kimi ülkelerde buna olanak vermiyor. Kimi ülkelerde insanların işine geliyor.

İnsanlar ailesinden, atasından gördüklerini uygulamakta tereddüt etmiyor.

Lakin, yüzyıllardır var olan yaşam tarzı ve anlayışı ile günümüz yaşam tarzı ve anlayışı arasında, insan hakları bağlamında fark olmalı.

İnsana, insan haklarına dair iyileştirici yaklaşımlar feodal kalıntılara bir set çekmeli.

Cahiliye döneminde kız çocuklarını diri diri kızgın toprağa terk eden zihniyet şimdi kabul edilebilir mi?

Hangi aklı başında ana baba bunu kendi evladına layık görür?

Kadınlar kendi haklarına sahip çıkmayı öğrenmek zorundalar. Sahip çıkmalıdırlar da.

Erkek egemen toplumlarda zor gibi görünse de eve kapanıp, bu benim kaderimdir yaklaşımı yerine haklarını elde etme mücadelesine devam etmelidir.

Dört duvar arasına sıkışıp kalanların, çevresi ile bağlarını koparanların, kadın cinayetlerine, çocuk gelinler gerçeğine omuz silkenlerin kendi haklarına sahip çıkmaları da kolay olmayacaktır.

Suudilerde, Afganlarda evlerin görünümüne bakıldığında yüksek ve kalın duvarlarla çevrili olduğunu, sokak ile bağlantısının olmadığını, evlerin pencerelerinin tavana yakın olduğu görülür.

Bu duruma razı olan kadın yaşadığı eve hapsolmuş demektir bir bakıma.

Çarşıya, pazara, sokağa yanında kocası, kardeşi olmadan çıkamaz.

Bu duruma son verecek olan da kadınlardır.

Bu konuda yazılacak çok şey var aslında.

Özellikle çocuk gelinler konusunda.

Kadın bir toplumun ana arteridir. Kadınsız bir toplumun gelişmesi olanaksızdır. Kadın haklarının ikincil planda tutulduğu gelişmemiş toplumlara bakmak yeterli bunu anlamak için.

 

 


4 yorum:

  1. Ne yazık, ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesinde halâ "çocuk gelinler" sorunu devam ediyor Hüseyin Öğretmenim. Kadınlar pek çok haktan yararlanamıyor, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyor.
    Yasaların koruyucu gücü, keşke kadınlardan yana olabilse.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Makbule öğretmenim
      Ne desek bir türlü millete anlatamıyoruz
      Herkes bildiğini yapıyor. Sizin de belirttiğiniz gibi
      Kadınlar pek çok haktan yararlanamıyor kadınlara yönelik şiddet olayları durmak bilmiyor
      Makbule öğretmenim geçmiş bayramınızı en içten dileklerimle kutlarım
      Selam ve saygılar öğretmenim


      Sil
  2. Merhabalar.
    Neden hala çocuk gelinler dramı devam ediyor? Sayın hocam, malumunuz olduğu üzere gelişmekte olan bir kız çocuğunun ilk regl olma yaşı 9'dur. Zihniyetleri bozuk, gelişmemiş ülkeler işte bu nedenle kız çocuklarını ilk regl başlamasından sonra artık onlar ana olmaya hazır diyorlar ve talibi çıkınca da everiyorlar. Onlar için önemli olan o kız çocuğunun fiziki ve ruhi gelişimini tamamlayıp tamamladığı değil. Eğer regl oldularsa, artık onlar ana olabilirler deyip bu yanlış uygulamayı devam ettiriyorlar.

    Keşke kız çocuklarımız fıtratı gereği böyle erken yaşlarda regl olmasalardı da böyle 20 yaşlarından sonra regl olsalardı. Belki o zaman çocuk yaşta hiçbir kız çocuğunu evlendirmezlerdi. Gelişmiş, modern, çağdaş ülkeler böyle değiller ama, geri kalmış müslüman ülkelerde maalesef durum böyle.

    14-20 yaş aralığında hiçbir kız çocuğu evlendirilmemeli. Kız olsun, erkek olsun gençler, 20 yaşını mutlaka ikmal etmeli ve ancak ondan sonra evlenmelerine ruhsat verilmeli. 17-18-19-20 yaşına gelmiş kız çocuğu eğer henüz evlendirilmediyse, evde kalık kızlar grubuna dahil ediyorlar.

    Eğer kız çocuğunun okul hayatı başarılı geçiyorsa, liseden sonra da bir yüksek öğrenimi kazanırsa, işte o kız çocukları erken evlendirlmeden kurtuluyorlar. Aksi halde 17-20 arasında evlendiriyorlar.
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep bey
      Yorumunuza aynen katılıyorum haklısın
      Geç kaldım cevap için
      Lakin 24 martta beyin tümörü ameliyatı oldum.. Durumum iyi şu an.
      Selam ve saygılar

      Sil