Berlin Duvarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Berlin Duvarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ocak 2015 Cumartesi

BERLİN DUVARI


Bugün dünyanın çeşitli coğrafyalarında çatışma ve savaşlar oluyor. Mazlum ve savunmasız insanlar savaş ve çatışmalardan kaçmak için ata yurdunu terk edip büyük zorluklarla güvenli bölgelere gidiyor.
Savaşın acımasızlığına, kurşunun adres sormamasına, insanın insana yaptığı zulme lanet okuyoruz.
Afganistan bozkırında "Taliban" militanlarının yaptıkları, Suriye ve Irak topraklarında "IŞID" militanlarının yaptıkları, insanlığa karşı yapılan bir zulüm olarak tarih sayfalarında yerini almaktadır.


Savaşın devam ettiği coğrafyalara bakıldığında fakirlik ve yoksulluğun diz boyu olduğunu ve halkın eğitimsizliğinin öne çıktığını görmek şaşırtıcı değil. Gelişmiş batı ülkelerinde bu tür olayların yaşanmamasını da eğitimli insanların varlığına, savaşın ve çatışmaların kimseye fayda getirmeyeceğinin bilinmesine ve halkın bilinçli olmasına bağlamak da şaşırtıcı olmasa gerek.
Savaşların insanlık tarihi boyunca devam etmesine rağmen insanlığa fayda getirmediğini, aksine insanlık tarihine vurulan bir darbe olduğunu bilmek gerekir. Kazanan insanlık olmalıdır. Eğitim, kültür, sanat olmalıdır. Savaşarak bir yere varmak olanaksızdır. Savaş yüz yıllarca uğraşılarak oluşturulan kültür değerlerini, sanat eserlerini, insanlık tarihini yok eder ve etmektedir de.
Savaşın kazananı yoktur. Kaybedeni ise tüm insanlıktır.
Bu bağlamda "Berlin Duvarı" adı verilen duvarın yıkılışı savaşların gereksizliğini, özgürlük ve barışın önemini bizlere bir kez daha hatırlatmaktadır.
II.Dünya Savaşı, savaşın doğası gereği, milyonlarca insanın toprağa düşmesine, yüz binlercesinin sakat kalmasına, şehirlerin, kasaba ve köylerin harap olmasına, haritadan silinmesine, sınırların değişmesine neden olmuştur.
Savaşın acımasızlığı on binlerce insanın akıbetinin bilinmemesine, yüz binlercesinin sürgünler, açlık ve güç yaşam koşulları sonucu hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Terazinin bir kefesine kayıpları koyduğumuzda diğer kefesine hiç kuşkusuz savaş lobisini ve acımasızlığı koymak lazım. Kefenin bir tarafı kuşkusuz çok ağır olacaktır.
Savaşın sonunda  Amerika, İngiltere, Fransa ve SSCB tüm Almanya'yı ve Berlin'i dört parçaya ayırdı. Batı Berlin, Doğu Almanya sınırları içerisinde bir "ada kent" durumundaydı. Buraya Hannover, Frankfurt ve Hamburg kentlerinden bir hava koridoru ile kara giriş çıkış noktaları oluşturuldu. Bir süre sonra Sovyetler Birliği geçişleri bloke etti. Bu aynı zamanda "soğuk savaş"ın da başlaması demekti. Demokratik Almanya'dan Federal Almanya'ya kaçışlar 1961 yılına gelindiğinde  2.6 milyonu bulmuştu.
Batıya kaçanların çoğunluğu "eğitimli gençler" den oluşuyordu. Bu durum Demokratik Almanya'nın ekonomisini olumsuz etkilemeye başladı. Onlara göre bu bir "faşist" saldırıydı. Bunu engellemek için Demokratik Almanya'nın meclis kararıyla 12-13 Ağustos 1961 tarihinde " antifaşist koruma duvarı" diye adlandırılan duvarı inşa etmeye başladı. Duvar kaçışları engellemek için gözetleme kuleleri, tel örgüler ile desteklenmiş ancak kaçışları önleyememişti.                                                                        
Bir gecede örülen duvar 9 Kasım 1989'da yine bir gecede yıkıldı. Demokratik Almanya ve Sovyetler Birliği yöneticilerinin bulduğu bu çözüm, duvarın batısında kalanlar için" utanç", doğu tarafını yönetenler içinse "vahşi kapitalizme" karşı örülen bir set anlamı taşıyordu.
Doğuda kalanlar sabırla duvarı deldi. Yaklaşık beş bin kişi bu deliklerden batıya kaçmayı başardı. Kimi yeraltı tünelleriyle kimi kenti ikiye bölen Spree nehrini yüzerek. Kaçışların engellenmesinin olanaksız olduğunu gören Doğu Almanya 1989'da duvarın yıkılması kararını aldı.
Gorbaçov'un Sovyetler Birliği'nin başına geçmesi  ile şeffaflık ve yeniden yapılanma, yani "glasnost" ve "perestroyka" programını uygulamaya başlamasının da duvarın yıkılmasında etkili olduğunu söylemek yanlış olmasa gerek.
Kazananın her daim insanlık, özgürlük, insanca bir yaşam, demokrasi, adalet ve eşitlik olmasını dilemek ve uygulamak, tüm insanlığın rahat bir yaşam sürmesine olanak sağlayacaktır.