Yıkımların en büyüğü, en ağırı tahammülsüzlük olsa gerek.
Fikir ve düşünceye, farklı söylemlere tahammülsüzlük.
Yazan kalemi yazdırmamaya, düşünen beyni düşünmemeye zorlamak, fikir ve düşünceye “kelepçe” vurmak.
Demokraside bunun yeri neresidir?
Fikir ve düşünce hürriyetinin hangi maddesi ile açıklanabilir bu davranış?
En ufak bir eleştiriyi kabul etmemek, düşmanca algılamak. Her öneriye kapalı olmak, hırçın ve öfkeli olmak. Karşı düşünce ile savaşmak. İnsan hak ve özgürlüklerini, adalet ve eşitlik ilkelerini görmezden gelmek.
21. Yüzyılın demokrasi anlayışında yeri var mıdır?
