Samsun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Samsun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2013 Cumartesi

19 MAYIS



Yarın 19 Mayıs Atatürk’ü anma, Gençlik ve Spor Bayramı.
AKP’nin ulusal bayramların kutlanması şeklini değiştirmesinden bu yana halk bayramları eskiden olduğu gibi meydanlarda, ellerinde Türk bayrakları ile kutlamaya devam ediyor.
Ankara’da Atasına Anıtkabir’e koşuyor.
Ankara, İstanbul, İzmir, Samsun başta olmak üzere çeşitli illerde kutlamalar çerçevesinde etkinlikler düzenlenecek.
Son yıllarda Mustafa kemal’in büstlerine yapılan saldırılar, asılı oldukları yerden indirilen, çöpe atılan resimleri, çöpe atılan Gençliğe Hitabeler, tarihin belleğine aykırı söylemler...
Bir büyük devrimcinin, bir büyük kurtarıcının hak etmediği davranışlar, söylemler…
Mustafa kemal’in en büyük eserim dediği Cumhuriyete yapılan saldırılar…
Sığ, düzeysiz, tarih bilincinden kopuk söylemler…
Ölümünden yıllar sonra hedef tahtasına oturtulan, lakin yine de bir türlü başa çıkılamayan, fikir ve düşünceleri alt edilemeyen, dünya milletlerinin dünyanın önde gelen liderleri arasında sayıp saygı gösterdiği Atatürk kimdir?
Hiç şüphesiz bu soruya verilecek en güzel cevap; O, tarihin tanıdığı en cüretli, en büyük ve en kapsamlı kültür devriminin baş mimarıdır.
Düşünceleriyle ilericidir.
Demokratik bir ideolojiye sahip, sürekli devrimcidir.
Geçmişin kalıplaşmış Ortaçağ düşüncesi yerine çağdaş düşünceyi hedeflemiştir.
19 Mayıs 1919 günü ayak bastığı Anadolu topraklarında yok edilmek istenen bir ulusu yok oluştan ve esaretten kurtarmasını bilmiştir.
Yıl 1919 Mayısı
Yer Samsun
Bandırma vapuru yanaşıyor rıhtıma
Çelikleşmiş bakışları ile Mustafa Kemal ayak basıyor toprağa
Havza toplantısı ve Amasya Genelgesi…
Yol alıyor Mustafa kemal milletin bağrına…
Erzurum, Sivas kongreleri…
27 Aralık 1919
Ankara’da karşılıyor Seğmenler davulla, zurnayla, halaylarla…
Başlıyor amansız mücadele…
İnönü,
Kütahya Dumlupınar,
Afyon Kocatepe,
Başkomutanlık Meydan Muharebesi…
Düşmanı kovalıyor Mehmet’im
Ta İzmir’ kadar…

22 Kasım 2012 Perşembe

İzmir'in Kordon Boyu

                                                                İzmir'den bir görünüm.



İzmir Kordon Boyu şiirlere, şarkılara konu oldu. Kordon Boyu, günün her saatinde cıvıl cıvıl, capcanlıdır. 
Büyükşehir Belediyesi’nin gerçekleştirdiği rekreasyon düzenlemesi ile İzmir Körfezi’nin rengi maviye döndü. 
Su kuşları da gelmeye başladı.
1976 yılında ilk defa gireceğim üniversite sınavları için çok uzaklardan; ilçemden bir akşamüzeri bindiğim yolcu otobüsü ile ertesi gün öğleden sonra İzmir’e varmıştım. 
Denizden gelen o pis koku karşılamıştı beni. 
Körfeze yaklaşılmıyordu.
O yıllarda Orta Anadolu’nun verimsiz ve bir tek ağaca muhtaç bozkırından; bozkıra has çalı ve dikenlerden; sıvaları dökülmüş kerpiç evlerinden; kısacası bozkırın kavurucu ya da aman vermeyen soğuğundan başka bir yer görmemiştim.
Tek gördüğüm bizler için vazgeçilmez olduğunu düşündüğüm ilçemdi.
İzmir o yıllarda da şimdiki gibi olmasa da benim için devasa bir şehirdi.
Eski otobüs garajının  bulunduğu Basmane’de eski ve çok katlı bir otele yerleştim. 
Otelin merdivenlerinde yıpranmaya yüz tutmuş, yer yer uçları sökülmüş kırmızı halının kenarlarına ayak ucuyla basarak ve ses çıkarmadan odama çıkmıştım. 
Kapının kilidinde dönen anahtarın çıkardığı metalik ses sessizliği bozmuştu.
Tek kişilik odada kirli bir battaniye, sarımtrak rengiyle çarşaf, kapanmayan çekmecesiyle eski bir masa vardı.
Umursamadım bile. 
Ya da gördüğüm görüntü uykusuz ve yorgun bedenimi pek de etkilememişti mi acaba? 
Veya gördüklerimi sabah uyanınca mı görmüştüm bilinmez. 
Aradan uzun yıllar geçti.
Sabahın ilk ışıklarıyla uyandığımda otobüs yolculuğunun beni oldukça etkilediğini ağrıyan vücudumun sızısıyla öğrenmiştim.
Sokağa çıktığımda etrafta bulunan lokantaların o yıllarda çıkardıkları çorbanın kokusu etrafa yayılmıştı.
Mercimek çorbası, bir bardak sıcak çay ve sonrası sınavın yapılacağı Göztepe’de ki okul.
O yıl girdiğim sınav sonucu öğretmen yetiştiren Eğitim Enstitüsüne kayıt yaptırmış; soluğu Enstitü'nün olduğu şehirde almıştım.
Ne İzmir ne de Enstitü'nün bulunduğu şehir beni kendisine benzetemedi.
Ben hep o bozkırın çocuğu olarak kaldım.
Kordon Boyu’nun güzelliği karşısında bozkırın sözü bile edilmese de; bizler Anadolu bozkırlarının özgür yaşamına alışmış insanlarız.