Şili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2014 Cuma

HİÇ BİR ACI UNUTULMAZ

                                                              Afganistan

"Ateş düştüğü yeri yakar" sözü meydana gelen ölüm olayları sonrasında sıklıkla söylenir. Yaşanan acının dışa vurumudur bu. "Ölüm Allahın emri ayrılık olmasaydı" sözünü de bilmeyenimiz yoktur. Ölüm ve ayrılık her daim insanların yüreklerinde acıyı çağrıştırmıştır.
Çeşitli olaylar sonrasında gencecik insanlar kara toprağa düşmüştür. Aileleri, yakınları, geride bıraktıkları yüreklerinde dinmeyen acı ile yaşamlarını sürdürmekteler. Hiç bir ölüm, hiç bir acı unutulmaz.

Tarihin karanlık sayfalarına baktığımızda da bu gerçeği görürüz. İnsanlığın çeşitli coğrafyalarda yaşadıkları acı ve zulüm aradan geçen uzun yıllara rağmen hala belleklerdedir. Afrika toplumlarını sömürgeleştirmeye başlayanların "kara derili" diye öteledikleri insanları nasıl köleleştirdiklerini, zincire vurup "gemi ambarlarına" nasıl üst üste yığdıklarını, karşı çıkanları acımasızca nasıl öldürdüklerini, "yeni dünya " diye lanse edilen topraklarda karın tokluğuna nasıl çalıştırdıklarını Afrikalı unutabilir mi?  
Etiyopya

Altın madenlerinde, kömür madenlerinde, elmas madenlerinde yaşamını kaybedenler unutulabilir mi?
Köle düzenine isyan ettiği söylenen Spartakus'un öyküsü unutuldu mu? İspanya'da General Franco'nun yaptıkları unutuldu mu?
Etiyopya'nın son imparatoru Haile Selassie ve halefi Mengistu Haile -Mariam'ın yaptıkları unutuldu mu? Bu ikilinin ülkelerinde yaptıklarına bir göz atalım isterseniz.
Osmanlı yönetiminden koparılan Eritre İtalya tarafından işgal edilir. 1952 yılına gelindiğinde BM (Birleşmiş Milletler) kararı ile Etiyopya ile birleşerek federal bir devlet haline gelir. Halk bu durumu kabullenmez ve geniş protestolar gösterileri başlar.
İç karışıklıkları bahane eden İmparator Haile selassie Eritre'yi Etiyopya topraklarına katar. Bu aşama sonrasında bölgede yaşayan Müslümanlara karşı baskı ve işkence politikası başlar. Pek çok insan katledilir. Yüz binlerce Eritreli topraklarından sürülür. Mülteci durumuna düşen yüz binlerce insan; kadın, çocuk, yaşlı demeden ölüme terk edilir.
Haile selassie 1974 yılında yapılan bir darbe ile yönetimden uzaklaştırılır. Göreve gelen Mengistu Haile-Mariam, yönetimi boyunca farklı bir uygulama izlemez. Şiddet uygular. Kendisine muhalif görüşü yok eder. Yönetimde kaldığı sürede ülke nüfusunun büyük bölümünü yok eder. Halkın bir kısmı Sudan'a sığınır. Binlerce çocuk yetim ve sakat kalmıştır. Yaşananları Etiyopyalı unutabildi mi?
Irak

Hitler'in II. Dünya Savaşı sırasında yüz binlerce insanı "Gaz Odaları"nda katletmesi unutuldu mu?
Şili'de Augusto Pinochet döneminde çok sayıda insan hakları ihlallerinin yaşandığı unutuldu mu?
Şilili diktatör Augusto Pinochet'in ülkesinde iktidarı ele geçirmesinden sonra yaptıklarına bir göz atalım isterseniz.
Mithat Sancar'ın konuyla ilgili yazdığı bir yazıda şöyle deniyor: Pinochet'in yönetimi devraldıktan sonra söylediği şuydu [..."Haberim olmadan Şili'den yaprak kımıldamaz"... Pinochet yönetimi muhaliflere karşı acımasız bir devlet terörü uyguladı....Pinochet yönetimi, "iç düşman" olarak ilan ettiği muhaliflere karşı acımasız bir devlet terörü uyguladı; işkenceler, kaybetmeler, yargısız infazlar. Üstelik bu vahşet kampanyası sadece Şili'de yaşayanları değil, ülke dışında olanları da kapsadı...Büyük bir kısmı darbeyi izleyen haftalarda olmak üzere tahminen dört bin kişi katledildi; çok sayıda insan kaybedildi. Darbenin yapıldığı 1973 yılında yaklaşık yirmi bin kişi ülkeden kaçmak, sürgüne çıkmak zorunda kaldı. Askerî diktatörlük dönemi boyunca Şili'yi terk eden insanların sayısı bir milyon civarındadır.
Doğrudan Pinochet'e bağlı bir subay olan Arelano Stark'ın yönettiği infaz timlerinden oluşan "ölüm kervanları", ülkenin bütün bölgelerini gezip daha önce göz altına alınmış yetmiş iki muhalifini öldürdü. Ülkenin kuzeyindeki çöllük bölgelerde ve Patagonia'da muhaliflerin acımasız işkencelere tabi tutulduğu toplama kampları kuruldu.Muhaliflerin bir kısmı işkencelerde hayatını kaybetti, bir kısmı da uçaklara doldurulup denize atıldı.
İnanılmaz bir şiddet ve zulüm uygulamasına sahne olan ve iç savaş benzeri bir durumun yaşandığı darbeden sonraki ilk haftaların ardından, askerî diktatörlük siyasal muhalefeti tamamen yok etmeye yöneldi. On binlerce insan göz altına alındı, binlerce insan sürüldü, yüzlerce kişi kaçırıldı.
1977'de artık her türlü direniş fiilen bastırılmış, muhalefet sindirilmişti. askeri cunta 1990'da yönetimi devretmek zorunda kaldığında, arkasında binlerce ölü, on binlerce işkence  mağduru, yüz binlerce talan edilmiş yaşam öyküsü kalmıştı...] (1)
Şili

İnsanlığın yaşadığı bunca acı ve zulüm ne yazık ki günümüzde de devam etmektedir. Kan ve baruttan nemalananlar ellerini ovuşturmaktalar. Silah satıcısı ülkeler savunmasız yoksul insanların ölümüne neden olmaktalar.
Afganistan, Irak, Suriye, Pakistan, Sudan, Nijerya, Yemen, Libya ve benzeri ülkelerde meydana gelen karışıklıklar, iç savaşlar, terör olayları sonrasında hayatını kaybedenler unutulacak mı?
İnsanlık tarihi acılarla yazılmıştır. Tarih boyunca işlenen suçları, yanlışları, vurgunları gizlemek; kitleleri, halkları uyutmak, kandırmak; sorumlulukları örtbas etmek için çaba sarf edilmiştir. Egemenler, insanlık düşmanları kendi yalan dolanlarını unutturmak için hamaset nutuklarla gerçekleri gizlemeye çalışmışlardır. Fakat hiç bir gerçeğin üzeri örtülememiştir.
Suriye

Ölümün yüzü acıdır. Bu acıyı kahpece ve hiç yok yere katledilen kardeşimin ölümünden bilirim. Aradan 19 yıl geçmesine rağmen çektiğimiz acı tazeliğini hala koruyor. Annemin göz yaşları dinmek bilmiyor. Dile kolay, tam 19 yıldır dökülen göz yaşı. Rahmetli babam ilerlemiş yaşına rağmen her yıl oğlunun yattığı ücra köy mezarlığını ziyaret eder, göz yaşlarıyla mezarını ıslatır, dua ederdi.
Demek ki hiç bir ölüm unutulmuyor. Hiç bir acı dinmek bilmiyor. "Ölen ölmüştür, geçmiştir" sözü ateşin düştüğü yeri yaktığı gerçeğini değiştirmiyor.
Yaşanan bunca ölüme, bunca acıya, bunca yoksulluğa, bunca haksızlığa sebep içimizdeki öfke ve kindir.
Gerçekte ise öfke ve kin doğruluğun dışındadır. Öfke ve kin tutmak yüreğe yüktür. İnsan odaklı yaklaşımların, insan hak ve özgürlüklerinin, hukukun üstünlüğünün, insan sevgisinin, erdem ve onurun unutulmaması gerekir. İnsan onurunu yakışan da budur
Dip Not: (1) http://www.birikimdergisi.com/birikim/dergiyazi.aspx?did=1&dsid=335&dyid=5047