Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2023 Perşembe

AYNI ÜVENDİREYE KOŞULMAK !


 

Yıllar önce bir sonbahar gününde başladığım yazı yazma tutkusu,  aşinası olduğum edebiyatın yanı sıra, internet dünyasını da yakından takip etmeme neden oldu.

Böylece İnci Aral’ın dediği gibi “Edebiyat dünyasına, kitap piyasasının geliştiği doksanlı yıllarla birlikte hâkim olan bir kural var. Eleştirmek yok” la da tanışmış oldum.

Yazarken ya da yazılanları yorumlarken; tanıtacak, ana temayı oluşturan birkaç önemsiz noktaya değinecek, öveceksin.

Süreç içerisinde cesur yazıların yanı sıra umudu bir başka bahara bırakmış karalamalarla da karşılaştım.

Birikmiş suskunlukların cesur kalemleri eleştiri yoksunu kıldığına şahit oldum.

Oysaki yazarın da, okurunda kırmadan, dökmeden yapılacak gerçekçi, ayağı yere basan, sağlam eleştiri ve gözleme ihtiyacı var.

Ne yazık ki bu göz ardı edildi. Edilmekte.

Yalaka ve evet efendimci bir yazın ve eleştiri anlayışı deyim yerindeyse internet ve yazın dünyasına cuk oturdu.

Yazılanların, çizilenlerin tartışılması, aşırı uyuma alışmış evet efendimcilerin işine gelmemekte. Unutulanınsa yazılan çizilenlerin var oluş nedeninin eleştiri olduğudur.

M. Sadık Aslankara’nın deyimi ile “Çağımızın belki de en büyük çelişkisi, bir yandan bireysellik vurgusu yapılırken öte yandan herkesin aynı üvendireye koşulmak istenmesi” nin kabul görmesine itiraz edenin olmamasıdır.

6 Aralık 2012 Perşembe

AYNI ÜVENDİREYE KOŞULMAK !




Yıllar önce bir sonbahar gününde başladığım yazı yazma tutkusu,  aşinası olduğum edebiyatın yanı sıra, internet dünyasını da yakından takip etmeme neden oldu.
Böylece İnci Aral’ın dediği gibi “Edebiyat dünyasına, kitap piyasasının geliştiği doksanlı yıllarla birlikte hâkim olan bir kural var. Eleştirmek yok” la da tanışmış oldum.
Yazarken ya da yazılanları yorumlarken; tanıtacak, ana temayı oluşturan birkaç önemsiz noktaya değinecek, öveceksin.
Süreç içerisinde cesur yazıların yanı sıra umudu bir başka bahara bırakmış karalamalarla da karşılaştım.
Birikmiş suskunlukların cesur kalemleri eleştiri yoksunu kıldığına şahit oldum.
Oysaki yazarın da, okurunda kırmadan, dökmeden yapılacak gerçekçi, ayağı yere basan, sağlam eleştiri ve gözleme ihtiyacı var.
Ne yazık ki bu göz ardı edildi. Edilmekte.
Yalaka ve evet efendimci bir yazın ve eleştiri anlayışı deyim yerindeyse internet ve yazın dünyasına cuk oturdu.
Yazılanların, çizilenlerin tartışılması, aşırı uyuma alışmış evet efendimcilerin  işine gelmemekte. Unutulanınsa yazılan çizilenlerin var oluş nedeninin eleştiri olduğudur.
M. Sadık Aslankara’nın deyimi ile “Çağımızın belki de en büyük çelişkisi, bir yandan bireysellik vurgusu yapılırken öte yandan herkesin aynı üvendireye koşulmak istenmesi” nin kabul görmesine itiraz edenin olmamasıdır.