Munzur Dağları’ndaki keçiler bölge halkı tarafından
kutsal kabul edilir, sadece dağkeçileri mi, o bölgede yaşayan
tüm hayvanlar bölgenin kutsalıdır.
En çok da keçiler. Çünkü onlar bin yıllık inanca göre evliyaların
otlattıkları keçilerdir. Sahipleri görünmez ama birlikte su içmeye inerler. Birlikte
otlanırlar.
Dağkeçileriyle ilgili hikâyeler öylesine çoktur ki
halk edebiyatının büyük bir bölümünü oluşturur.
Bir tanesini anlatayım:
Adamın biri, bir gün bir dağkeçisine ateş etmiş, keçi hemen ölmemiş, adam
yanına gittiğinde
adama bakmış, ağlıyormuş,
sonra gözlerini usulca yummuş.
Gel zaman git zaman, adamın bir oğlu
olmuş,
engelliymiş ve
sürekli gözlerini babasına dikip tıpkı o dağkeçisi gibi ağlıyormuş, gene zamanlar geçmiş,
adamın bir kızı olmuş, o da evin bahçesindeki havuzda boğularak
ölmüş.
Adam anlamış ki can yaktı, Hızır’a kendisini bağışlaması
için günlerce yalvarmış, o öldürdüğü dağkeçisi gibi ağlamış sonunda bağışlanmış.
Adam o günden sonra dağlarda yaşamaya başlamış. Darda kalan her dağkeçisinin
imdadına koşmuş.
Rivayet bu ya;
Derler ki, dağ keçilerinin itikadı o kadar fazladır ki,
güneş dağların ardına çekildiği andan itibaren ayağını dervişlerin toprağından
çekerlermiş. Kayalık alanlara gidip orada yatarlarmış.
Ve yine rivayete göre;
Elindeki süt dolu bakracı şimdiki Munzur Irmağı'nın ilk
çıktığı yere döken Munzur Baba'nın da dağ keçileri vardır.
Bakraçtaki süt dökülür ve döküldüğü
yerde bembeyaz su fışkırır. Munzur kırk adım daha atar, bastığı her yerden su
çıkar. Bu sulardan ırmak meydana gelir. Munzur Baba'nın keçileri de Munzur
Dağı'nda bulunur.
Kadim Anadolu topraklarında bin yıllardan bu yana anlatılan
hikayelerle büyüyen bir kültür mozaiği var.
O mozaiğe sahip çıkmalı insan.
