Hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Temmuz 2023 Çarşamba

MUNZUR DAĞININ KEÇİLERİ


 

Munzur Dağları’ndaki keçiler bölge halkı tarafından kutsal kabul edilir, sadece dağkeçileri mi, o bölgede yaşayan tüm hayvanlar bölgenin kutsalıdır.

En çok da keçiler. Çünkü onlar bin yıllık inanca göre evliyaların otlattıkları keçilerdir. Sahipleri görünmez ama birlikte su içmeye inerler. Birlikte otlanırlar.

Dağkeçileriyle ilgili hikâyeler öylesine çoktur ki halk edebiyatının büyük bir bölümünü oluşturur.

Bir tanesini anlatayım:

Adamın biri, bir gün bir dağkeçisine ateş etmiş, keçi hemen ölmemiş, adam yanına gittiğinde adama bakmış, ağlıyormuş, sonra gözlerini usulca yummuş.

Gel zaman git zaman, adamın bir oğlu olmuş, engelliymiş ve sürekli gözlerini babasına dikip tıpkı o dağkeçisi gibi ağlıyormuş, gene zamanlar geçmiş, adamın bir kızı olmuş, o da evin bahçesindeki havuzda boğularak ölmüş.

Adam anlamış ki can yaktı, Hızır’a kendisini bağışlaması için günlerce yalvarmış, o öldürdüğü dağkeçisi gibi ağlamış sonunda bağışlanmış.

Adam o günden sonra dağlarda yaşamaya başlamış. Darda kalan her dağkeçisinin imdadına koşmuş.

Rivayet bu ya;

Derler ki, dağ keçilerinin itikadı o kadar fazladır ki, güneş dağların ardına çekildiği andan itibaren ayağını dervişlerin toprağından çekerlermiş. Kayalık alanlara gidip orada yatarlarmış.

Ve yine rivayete göre;

Elindeki süt dolu bakracı şimdiki Munzur Irmağı'nın ilk çıktığı yere döken Munzur Baba'nın da dağ keçileri vardır.

Bakraçtaki süt dökülür ve döküldüğü yerde bembeyaz su fışkırır. Munzur kırk adım daha atar, bastığı her yerden su çıkar. Bu sulardan ırmak meydana gelir. Munzur Baba'nın keçileri de Munzur Dağı'nda bulunur.

Kadim Anadolu topraklarında bin yıllardan bu yana anlatılan hikayelerle büyüyen bir kültür mozaiği var.

O mozaiğe sahip çıkmalı insan.

14 Temmuz 2021 Çarşamba

ÇİFTÇİ PAHOM VE TOPRAK


 

Tolstoy’un "İnsan Ne İle Yaşar" adlı kitabında; Çiftçi Pahom’un hazin ve ibretlik öyküsü yer alır.

Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır.

Uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talebini iletir.

Gerçekten de Reis herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir. Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar kat ettiğin bütün yerler senin. Fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım” der.

“Yoksa bütün hakkını kaybedersin.”

Pahom güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye.

Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer.

Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir araziyi es geçemez.

Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış.

Koşar, koşar, ama kesilir takati.


Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnundan kanlar damlamaya başlar.

Başladığı noktaya iyice yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz.

Reis olanları izlemektedir.

Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur.

Adamlarına bir mezar kazdırır.

Pahom’u bu mezara gömerler.

Reis; Pahom’un mezarının başında durur şöyle der: “Bir insana işte bu kadar toprak yeter!”

''Mütemadiyen biriktirmek istiyoruz. Yiyemeyeceğimiz kadar erzak, giyemeyeceğimiz kadar kıyafet, kullanamayacağımız kadar eşya, oturamayacağımız kadar ev. Gözlerimiz midelerimizden, arzularımız ihtiyaçlarımızdan daha büyük.
Ve insan yaşlandıkça besler, gençleştirir arzularını.
Biriktirdikçe hayata olan bağlarını artırır. Öyle bağlanır ki hayata, bir gün bu diyardan göçüp gideceği fikri zamanla yitip gider aklından…
Tüketmeye de çok meraklıdır insan. Biriktirdiği paranın, eşyanın, malın mülkün yanında zamanı tüketir, sözleri tüketir… Benlik biriktirirken, benliğini tüketir.

Gören bir gözü, tutan bir eli, yürüyen bir ayağı satın alamayacak ve kaybedince tekrar sahip olamayacak kadar fakiriz aslında hepimiz. İhtiraslarımız, bitip tükenmeyen arzularımız için, az bir toprağa ihtiyaç var sadece.''

Tolstoy 1885'te yayımlanan bu esere adını veren "İnsan Ne İle Yaşar" adlı öyküde, insanların özünde iyilik olduğunu ve durum her ne olursa olsun iyilik yapması gerektiğini anlatır.

"Peki insanların içinde hiç mi kötülük yoktur?" diye bir soru akla geldiğinde ise yazarın başka bir öyküsüne göz atmak yeterli olacaktır.

"İnsana Ne Kadar Toprak Lazım" hikâyesinde de bu sorunun cevabını buluruz.