Orman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Orman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2021 Pazar

AKCİĞERLERİMİZ YANIYOR


 

"Milli Savunma Bakanlığı, Muğla'nın Marmaris ilçesindeki orman yangını nedeniyle Turunç Mahallesi'ndeki yurttaşların tahliyesi için iki çıkartma gemisinin bölgeye gönderildiğini duyurdu."

Haberden de anlaşıldığı gibi durum vahim

Durum gittikçe ağırlaşıyor.

29 Temmuz’da Manavgat'ta orman yangını çıktı.

Sonrasında Toros silsilesi boyunca yangın çıkan alanların sayısı arttı.

Bir besi çiftliğinde onlarca koyun, koç ve kuzunun öldüğünü gösteren video ve resimler düştü sosyal medyaya.

Birbirlerine sokulmuş halde yere yatmış, tutuldukları yerden kurtulamayıp yangın yüzünden can vermişlerdi.

Yangının sonuçlarından biri bu.

Yüzlerce hayvanın telef olması.

Piknik yapılan alanlara gelişigüzel atılan cam şişe ve benzeri çöpler artan sıcaklarda kuru otların tutuşup yanmasında büyük etken.

Ormanlık alanlarda bu şekilde atılan çöplerin temizlenmesi,

Piknikçilerin de çöplerini sağa sola atmaması, bu konuda bilinçli olması lazım.

Yangına müdahale eden görevlilere büyük çaba ile çıkan yangınlara müdahale ediyor.

Yöre halkı ile birlikte.

Vatandaş elleriyle etraftaki kuru otları temizliyor.

Yangın sıçramasın diye.

Bu yaşananlar insana acı veriyor.

Çaresizce seyredip kahroluyoruz.

Artık bakmaya bile yüreğimiz kaldırmıyor.

Yardım edememenin çaresizliğini yaşıyoruz.

Günlerdir ülkenin akciğerleri yanıyor.

Yanan yerlerdeki vatandaşların acil yardım çağrıları sosyal medyada yankılanıyor.

 

28 Kasım 2012 Çarşamba

LATMOS'A DOKUNMA



Turistler neden ören yerlerini, tarihi eserlerin bulunduğu yerleri ziyaret eder?
Biz neden yurt dışına gittiğimizde, katedralleri, tarihi kalıntıları, manastırları gezeriz?
Herhalde farklı inançtaki insanların, nasıl ibadet ettiğini anlamak için değil.
Katedrallerin güzelliğini görmek için de değil.
Bu eserler dünya mimarisinin en önemli yapıtları olduğu için.
Tarihi kalıntılar yüz yıllar öncesi kültür ve yaşayışı görmemizi ve bir fikir edinmemizi sağladığı için…

Yüz yıllar öncesinden süzülüp gelen kültürel mirasları, yapıları, ören yerlerini, kalıntıları görüp de etkilenmeyen, hayran kalmayan mı var?
Antikçağda “Latmos” olarak adlandırılan “Beşparmak” dağlarına sırtını dayamış; bir zamanlar Ege Denizi’nin bir parçası olan “Bafa Gölü” çevresi, tarih öncesinden günümüze kesintisiz yerleşim bölgesi konumunda.
Helenistik ve antikçağdan kalma çok sayıda kalıntı ve tarihi eseri barındırıyor.
Binlerce yıl öncesinin mağara ve kaya çizimleri yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

Alman arkeolog Anneliese Peschlow Bindokat’ın 1994 yılından başlayarak sürdürdüğü yüzey araştırmaları sonucunda bilim dünyasına kazandırıldı.
Bafa Gölü ile Çine Çayı Vadisi arasında ki bölgede kalmakta.
Yarısı kadın olmak üzere beş yüzün üzerinde insan figürü yer alıyor.
Kıta Avrupa’sında Buzul Çağı kaya resimlerinde ana tema av sahneleri ve av hayvanlarıydı.
Oysa Latmos Dağı eteklerinde bulunan kaya çizimlerinin içeriğinde “aile” var.
Dönemin toplumsal yaşamı ve kadın erkek ilişkisi betimlenmiş.
Latmos’ta gün yüzüne çıkarılan bu çizimler şu an tehlike altında.
Bölgede “feldspat “ocakları var.
Bölge madencilerin tehdidi altında.
Latmos (Beşparmak) Dağları’nın doğal yapısının bozulmaması ve bölgedeki kovuklarda bulunan 6-8 bin yıllık kaya resimlerinin korunması lazım.
Bu amaçla geçen günlerde İstanbul, Aydın, Muğla ve İzmir’den gelen yüzlerce kişi “Latmos’a dokunma. Kültürel mirasına sahip çık” sloganıyla yürüyüş yaptı.
Bölgenin “Milli Park” ilan edilmesi ve UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmasını istedi.
Anadolu on binlerce yıl öncesi insanların yaşamlarına tanıklık etmiş, insanlara kucak açmış kadim topraklara sahip.

Sadece “Latmos”  ve çevresi değil…
Tüm Anadolu topraklarında boy atmış uygarlıklara ev sahipliği yapmış bölgelerdeki tarihi eserlere ve kalıntılara sahip çıkmalıyız.
Hasankeyf’e misal.
Dicle üzerine yapılmak istenen “Ilısu” baraj gölünün altında kalacak.
Bir benzeri daha olmayan kalıntılar ve kültür değerlerimiz kaybolup gidecek.

Ormanlarımıza ve derelerimize de sahip çıkalım.
HES’lerle kelepçelenip borulara hapsedilecek dereler yok olursa bizler zararlı çıkarız.
Doğal yapı bozulur, yok olur.
Kaz Dağı (İda Dağı) eteklerinde çok uluslu “altın” arayıcılarının siyanürle zehirledikleri topraklar bizim topraklarımız.
Kesilen yüz binlerce ağaç bizim ağacımız.
Çöllerde kum tepeleri arasında bir tek canlıya rastlamanın olanaksızlığını düşünmek yeterli değil mi?





16 Mart 2012 Cuma

YENİCE ORMANLARI

Bolu Dağları'nın kuzey batısındaki su toplama havzaları ile Safranbolu'nun batısında kalan ormanları kapsıyor. Nefti ormanlar olarak da dikkat çekicidir. Yani sık olmaları nedeni ile gün ışığı zemine zor ulaşır bu ormanlarda. Alan, Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WFF)'nın belirlediği acil olarak korunması gereken  dünyada 100, Türkiye'de 9 sıcak bölgeden biridir.