Başımı camdan uzatıp gökyüzüne bakıyorum bir süre. Uzaklarda
bir kuş sürüsü kanat çırpıyor özgürce.
Kim bilir belki de gün geçtikçe yok olan yaşam alanlarına
bakıyorlardır.
Belki de büyük bir keyif alıyorlardır kanat çırpmaktan.
Yol kenarlarında, kaldırımlarda akan insan seli.
Koşuşturuyorlar acele ile. Belli ki gün bitmeden işlerini
tamamlamanın aceleciliği var üzerlerinde.
Oysaki gün henüz daha yeni başlıyor.
Simitçiler tezgâhlarını çoktan açmışlar.
Açlığını bastırmanın en kolay ve ucuz yolu simit
almak.
Simitçi tezgâhlarının etrafı hiç boş
kalmıyor.
Eski ve yıpranmış giysilerle
kaldırımlarda ilerleyenlerin çoğunun elinde birer simit var.
Sıcak çorba tüten lokantalar ise
müşteri bekliyor.
Güneşin fazlaca etkili olmadığı bir kasım günü sokaklarda volta atıyorum.
Tarifsiz düşüncelere kapılarak.
Annelerinin elinden tutmuş çocukları düşünüyorum.
Düşündükçe, yaşananları gördükçe yoksulluğun
pençesinde kıvranan çocukların geleceğinin nasıl biçimleneceğini anlamak
kolaylaşıyor.
Ya düşündükleri gibi olacaksın ya da
düşündükleri gibi biçimlendirecekler seni..