Taliban etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Taliban etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2018 Çarşamba

AĞLATAN KUPON




“Afganistan’da Dünya Yiyecek Programı çerçevesinde her gün bir konteynır yiyecek çocuklara dağıtılıyor. Savaş ve doğal afetler nedeniyle her gün 400 çocuğun bir milyon yoksul nüfusuna katıldığı ülkede yiyecek kuponunu kaybeden bir çocuğun gözyaşları yürekleri burktu”
Haber böyle. Ne denir ki! Yoksulun mekânı coğrafyalarda her gün her an her saniye yaşanan dramlardan sadece biri bu.  1980’li yıllarda dünyanın gündeminden düşmeyen Afganistan, 1979 Sovyet işgali ile kaosa sürüklendi. Yetmedi 11 Eylül 2001 günü teröristlerin ABD’de gerçekleştirdiği ikiz kuleler saldırısı ile tekrar gündeme geldi. ABD ve Nato birlikleri ülkede şu an.
1994 sonbaharında ortaya çıkan Taliban’ın üç yıl gibi kısa bir sürede Afganistan’da ülkenin yüzde 90’ına hâkim olması, uygulamaları sonucu Afgan halkı açlığın, sefaletin ve geri kalmışlığın acımasızlığında bocalamaya başladı. Taliban gitti. Lakin militanları Afgan halkına göz açtırmıyor.
Evet, ne denir ki’ Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir derler. Olan yine yoksula olmaktadır. Emperyalizm ve savaş baronları ise ellerini ovuşturmakta. Afgan halkı ise bir lokma ekmek için aldığı kuponun kaybına ağlamakta.
Afganistan'daki çocukların yaklaşık yüzde 45'inin, anne karnından itibaren ciddi gıda yetmezliği çektiği ve bu nedenle ülkede yüksek oranda anne ve çocuk ölümleri yaşandığı uzmanlarca belirtiliyor.
Bir zamanlar çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan ve yine bir zamanlar dünyanın en önemli ilim ve kültür merkezlerinden olan Afganistan'da, işgal ve iç savaşların getirdiği fakirlikten dolayı başta çocuklar olmak üzere ciddi sağlık, gıda ve beslenme sıkıntısı yaşanıyor.




27 Aralık 2016 Salı

AFGAN KADININA TALİBAN REJİMİNİN KOYDUĞU YASAKLAR

Taliban Afganistan'da 1996 yılı eylülünde başkent kabil'i ele geçirdiğinde öğretmenlerin ve doktorların yüzde ellisinden fazlası kadındı.
Çalışan kadınlar kalabalık olan ailelerine bakmakla yükümlüydü.
Taliban yönetimi ele aldığında kadınlara yönelik yasaklar getirdi.
Çalışmaktan alıkonulan kadınlar dilencilik yaparak ailelerinin geçimini sağlamaya başladı.
Başka da çareleri yoktu.
Taliban'ın Afganistan kadınına getirdiği yasakların bırakın insan hakları ile uzaktan yakından ilgisini Afgan kadınını kıpırdayamaz duruma getirmiştir.
Afganistan'ın şu anda içinde bulunduğu durum Taliban rejiminin bir sonucudur.

İlk başlarda barış ve huzur ortamı gelecek diye umutlanan halkın büyük bölümü Taliban yönetimi konusunda iyimserdi.
Ülkede tek bir grubun yönetimi ele almasıyla, özledikleri, yıllarca hasret kaldıkları huzura nihayet kavuşacaklarını sanıyorlardı.
Eski Devlet Başkanı Necibullah'ın Hindistan'a kaçmayı başaran (Necibullah Taliban tarafından idam edilmiştir) yardımcısı Abdülkerim Hatip bu konuda bakın ne diyordu: "Mücahit döneminde Kâbil'de her örgütün kendi kuralları ve yasaları vardı. Şimdi (Taliban yönetimini kastediyor) ise tek bir yasa, tek bir düzen olacak. Bugün Afgan halkının en tatlı hayali barış ve huzurdur. Ülkeyi hangi örgütün yönettiği kimsenin umurunda değil, Yeter ki barış olsun."
Eski Devlet Başkanı yardımcısı böyle düşünüyordu.
Lakin kısa sürede yanıldığını hem o hem de Afganlılar anlayacaktı.

Ortaçağ beyinli bu adamların Afgan Kadınına yönelik çıkardığı yasaklara göz atıldığında.
Kadınların çalışması yasaklandı.
Kadınların okula gitmesi yasaklandı.
Kadınların erkek doktor tarafından tedavi edilmesi yasaklandı.
Burkasız dışarıya çıkmaları yasaklandı (Suudi Arabistan'da da Abeyesiz kadınların dışarı çıkması yasak)
Dışarı çıkacak kadınların yanında erkek akrabalarından birinin olması gerekiyordu (Suudi Arabistan'da da bu geçerli.)
Sesini ailesi dışında birinin duyması yasaklandı.
Yürürken iskarpinleriyle ses çıkarması yasaklandı.
Afgan kadınlarının yüzüne kezzap atılması sıklıkla haberlere konu olur.
Nedeni ne ola ki bir kadının yüzüne kezzap atılarak tanınmayacak hale getirilmesinin?
İşin tuhaf tarafı kadınların doktorluk yapması yasaklandı,
Kadınların erkek doktor tarafından tedavisi de yasaklandı.
Eee bu durumda hastalanan bir kadını kim tedavi edecek ?
İktidarlarını pekiştirmek için, kadınlardan durduk yere, burkalıyken, çarşaflıyken dahi tahrik olanlar (yürüyüşünden misal) kadınlara bu yasakları koyma yolunu seçmişlerdir.




                                                                       

8 Temmuz 2015 Çarşamba

PALMYRA VE AFGANİSTAN

Palmyra antik kenti Suriye'de bulunuyor. Antik dönemin en önemli merkezlerinden biri olan bu kent dönemsel anıtsal yapı ve kalıntıları çölün ıssızlığında hala barındırıyor.
Geçen günlerde IŞİD'in eline geçen bu kentte, geçmişin ayak izlerini günümüze taşıyan insanlığın ortak kültür mirası arasındaki eserlerin tahrip edilip edilmediği henüz bilinmiyor.
IŞİD'İN Palmyra antik kentinde onlarca Suriyeli askeri elleri arkalarında bağlı olarak katletmesi basında yer almıştı. Elleri bağlı savunmasız askerleri ve yüzlerce sivili acımadan katledenlerin insanlığın ortak mirası antik kalıntılara acıyacağını düşünmek saflık olsa gerek.
IŞİD'ın daha önce Irak'ta "Hatra" ve "Nimrud" u  yıktığı bilinmektedir. Bu bağlamda Palmyra'da da benzeri tahribatı ve yıkımı yapacağı kaçınılmazdır diye düşünmek yanlış olmasa gerek.
IŞİD'in Irak ve Suriye'de bulunan binlerce yıllık antik kalıntıları yok etmesi, Taliban'ın Afganistan'da yaptığı tahribat ve yıkımı akıllara getiriyor.
Taliban'ın Afganistan'da yaptığını bugün IŞİD Irak ve Suriye'de yapmaktadır.

Taliban islama aykırı diye yüzlerce sanat eserini ve heykeli parçalamış, Afganistan'ın belleğini yok etmişti.
1990'lı yıllarda Afganistan'ın büyük bölümünü ele geçiren şeriatçı Taliban yönetimi, uluslararası yoğun tepkilere rağmen, insanlığın ortak kültür mirası kabul edilen "Bamyan" da ki 1400 yıllık iki dev Buda heykelini dinamit ve tank ateşi ile yerle bir etmişti.
Taliban lideri Molla Muhammed Ömer, islama aykırı olduğu gerekçesi ile dev buda heykelleri ile ülkede bulunan tüm heykellerin yıkımı için talimat vermişti. Bir çok ülke ve kuruluşun insanlığın ortak mirasına zarar vermemesi için çağrıda bulunmasına rağmen,  yıkım kararı uygulanmış ve tepki ve protestolara neden olmuştu.
Afganistan önce Sovyet işgali, ardından başlayan iç savaş sonrası Taliban felaketi ile karşı karşıya kaldı. Bu süreç sonunda ülkede taş üstünde taş kalmadı. Yüzyıllar öncesi yapılan her türlü kültürel değer iç savaşta yok oldu.
 Tarım ve ekonomi çöktü.
Demografik yapı, kültür ve eğitim paramparça oldu.
Zaten yoksul olan ülke, sefaletten de öte bir çizgiye uzandı.
Taliban yönetimi ülkeye deyim yerindeyse son çiviyi de çaktı.
Bu sert coğrafyadaki iklim ve doğa koşulları da Taliban'ın yaptığı tahribata katkıda bulundu. Tarım ve ekonominin çökmesi ile Afganistan adeta bilimkurgu filim ve öykülerinde karşılaştığımız çöle dönüştü.
Afganistan'da bugün Taliban yönetimi yok. Lakin Taliban militanları ülkede can almaya, ülke ekonomisine, tarımına darbe vurmaya, Afganistan'ın hayat arterlerini kesmeye devam ediyor.