“Afganistan’da Dünya Yiyecek Programı
çerçevesinde her gün bir konteynır yiyecek çocuklara dağıtılıyor. Savaş ve
doğal afetler nedeniyle her gün 400 çocuğun bir milyon yoksul nüfusuna
katıldığı ülkede yiyecek kuponunu kaybeden bir çocuğun gözyaşları yürekleri
burktu”
Haber böyle. Ne denir ki! Yoksulun mekânı
coğrafyalarda her gün her an her saniye yaşanan dramlardan sadece biri bu. 1980’li yıllarda dünyanın gündeminden
düşmeyen Afganistan, 1979 Sovyet işgali ile kaosa sürüklendi. Yetmedi 11 Eylül
2001 günü teröristlerin ABD’de gerçekleştirdiği ikiz kuleler saldırısı ile
tekrar gündeme geldi. ABD ve Nato birlikleri ülkede şu an.
1994 sonbaharında ortaya çıkan
Taliban’ın üç yıl gibi kısa bir sürede Afganistan’da ülkenin yüzde 90’ına hâkim
olması, uygulamaları sonucu Afgan halkı açlığın, sefaletin ve geri kalmışlığın
acımasızlığında bocalamaya başladı. Taliban gitti. Lakin militanları Afgan
halkına göz açtırmıyor.
Evet, ne denir ki’ Her toplum layık
olduğu şekilde yönetilir derler. Olan yine yoksula olmaktadır. Emperyalizm ve
savaş baronları ise ellerini ovuşturmakta. Afgan halkı ise bir lokma ekmek için
aldığı kuponun kaybına ağlamakta.
Afganistan'daki çocukların yaklaşık
yüzde 45'inin, anne karnından itibaren ciddi gıda yetmezliği çektiği ve bu
nedenle ülkede yüksek oranda anne ve çocuk ölümleri yaşandığı uzmanlarca
belirtiliyor.
Bir zamanlar çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan ve yine bir zamanlar
dünyanın en önemli ilim ve kültür merkezlerinden olan Afganistan'da, işgal ve
iç savaşların getirdiği fakirlikten dolayı başta çocuklar olmak üzere ciddi
sağlık, gıda ve beslenme sıkıntısı yaşanıyor.




