cahil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cahil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2026 Perşembe

SONUÇTA



 

Boşuna dememişler cahilden korkacaksın, uzak duracaksın, söylediklerini dikkate almayacaksın diye. Cahilin tek yaptığı şey hakarettir, her şeyi kendisinin doğru bildiğini zanneder, odunumda odunum der de bildiğinden şaşmaz. Sosyal medyada diğerlerinin yorumları gözüme çarpıyor bazen . Dur bakalım bu ne yazmış düşüncesi ile okuyorum. İpe sapa gelmez hakaret dolu içi boş sözlerden başka bir şey yok yazılanlarda. Sonuçta "nato kafa nato mermer".

20 Eylül 2022 Salı

İNSANA VURULAN EN ACIMASIZ DARBE KAYBEDİŞLERDİR


 

Kuytularda ellerinde tespih, dudakları arasında okkalısından sigara etrafa umursamaz gözlerle bakanlar, yürüyenler, kahve köşelerinde akşamı getirenler, vitrinlerin neon ışıklarını seyredenler, yere dökülen sözcükler.

Her ne olursa olsun, sokaklar başlı başına bir öyküdür.

O öykü içerisinde cehaletin pençesinde kıvranan, insanî olmayan duygulara yenik düşmüş ortaçağdan çıkamayanların, çıkma gereği duymayanların da varlığını görmek şaşırtıcı değil.

Bu çağ öyle bir çağdır ki, bilim adamlarının sustuğu cahillerin konuştuğu bir çağdır. Tarihin devasa belleğinde de öyle yer alacaktır. Bunun böyle olduğunu anlamak için dünyada insanın insana yaptıklarını görmek yeterlidir.

Cahil her daim güçlünün ve gücün yanındadır. Okumaz, yorumlamaz, başkaları düşünür o yapar.

Oysa ki bir insan, okumalı, yorumlamalı, anladığını gelecek nesillere aktarmalı.

Bu çağ, teknolojinin galebe çaldığı lakin cehaletin, bilgisizliğin, vizyonsuzluğun, basitliğin özgüven patlaması yaşandığı çağdır.

Neden mi?

Çünkü,

İnsanda zeka yüze yansır

Söylediği söze yansır

İnsan yaşamında her daim doğru olanı bulmak, çağdaş toplumlardan bir nebze de olsa geri kalmamak için, duygu ve düşünceler evrilmeli, yenileri eklenmeli, eskiler değişmeli, dar kalıplar içine hapsolup kalınmamalıdır.

Yeni ve doğru olan zaten bir devrimdir. Geçmişin önem taşıyan, günümüzde de geçerliliğini koruyan fikir ve düşüncelere de sahip çıkmasını bilmeliyiz eskiler değişmeli derken.

Yine de, gidilen yolun iki yanında dikenler var diye o yolun özelliği değişmez. Yolcu yoluna gider. Dikenler de kötülükleriyle baş başa kalır.

Yeter ki, yürünen yolda hayalperest olmayalım. Bütün gün, bütün hafta, bütün yıl, yaşanan gerçeklerle hayallerimizi karıştırmayalım.

Dikenler bir yana, gidilen yolda, gidenin yol haritasında sorumlulukları devam eder, etmeli de. Hayata, kendisine, çevresine, ailesine karşı.

Gün gelir ellerinde nasır, alnında çizgilerle kavruk yüzünde acımasızlık, çile, acı, kaybedişler ile kendini o yolda bulur.

İnsana vurulan en acımasız darbe kaybedişlerdir.

Hava bunaltıyor, herkes ya balkonunda, ya da sokaklarda kuytularda dakikalar saate dönüşürken.

En ucuz şey zaman artık.

Oturup beklerken de, ağaç gölgesi ararken de, televizyonda günün haberlerini izlerken de bir türlü geçmiyor zaman.

Gün içinde tek tek seslerin ayırt edilemediği bir uğultu etrafı sarar bazen. Ellerinde çantalar, bavullar, poşetler, kirli soluk ya da renkli torbalarla akan bir nehir gibi insan seli oluşur ana caddelerde.

Zaman hızlanır o anda. İnsanlar koşuşturur gün boyu. Telaş bu bitmek bitmez bir türlü.

Kan ter içinde, yorgun, usanmış, çileli, alınlarında biriken teri elleriyle yok etmeye çalışırken bazen ayakları birbirine dolanır ağır yükü çekerken.

Yaşamı hiçe sayan hoyrat bir bakış etrafı kolaçan eder .

Yaşadıklarımız budur sadece.

Yaşamın tüm tadını ve anlamını yüreğimize sindirdiğimizi sandığımızda.

Bir tek an, evet sadece bir tek an akıp giden zamanı durdurabiliyorsan.

Yaşamında, sokaklarında en güzel öyküsü içindesin.

30. 08. 2022

 

8 Aralık 2016 Perşembe

TUZU KURU ONLARIN


Son zamanlarda sıkça rastladığımız tipler var
Pehlivan edasında adamlar
Sanırsın Kırkpınar yağlı güreşlerinde el ense çekiyorlar
Başlıyorlar ahkâm kesmeye, esip gürlemeye.
Kimi zaman kendi egolarını tatmin için…
Kimi zaman yalakalık için…
Kimi zaman da üst akıldan aferin almak için...
Söylemlerine baktığınızda boş konuştuklarını anlarsınız.
Ve gülersiniz…
Hem de acı acı…
Adamların derdi “laf olsun torba dolsun “ da ne olursa olsun!
Toplumun geleceğiymiş
Ekonomiymiş
Geçim derdiymiş
Eğitim, adalet, eşitlikmiş
Pek de dert etmezler bunları...
Tuzu kuru onların.
Toplum ne çekmişse bu tipler yüzünden çekmiştir.
Hem bir şey bilmezler, hem karşıdakini dinlemezler.

Bunların cahilleri bir yana okumuşları daha bir sorun esasında.