22 Kasım 2019 Cuma

KIRILMALAR, SAVRULMALAR...




Gözlerimi açtığımda gün ışımıştı. Perdeleri açtım. Dışarısının gürültüsü bir anda evin içine doldu. Ayazın etkili olmaya başladığı şu günlerde, sabahın erken saatinde işe gitmenin telaşıyla yola çıkanların ve araçların doldurduğu caddeye bir göz attım. Gökyüzünde kırlangıçlar, martılar bir o yana bir bu yana, göklerin efendisi bizleriz dercesine kanat çırpıyordu.
Çoktandır uyumak istesem de uykum kaçıyor. Yaşanan olayların "bu kadarı da olmaz" dedirten durumu her insan gibi beni de rahatsız ediyor.
Yeryüzünün farklı coğrafyalarında yaşanan kırılmalar, savrulmalar, ölümler, ötekileştirmeler hep insan odaklı.
Oysaki insan, davranışıyla, sözüyle, bakış açısıyla, çevreye, doğaya ve diğer insanlara yaklaşımıyla değerlenir. Bence insan, hem başkalarıyla hem de kendisiyle uyum içinde olmalı. Başkalarıyla ve kendisiyle olan kavgasını bırakmalı.
Düşünce ve mantığın kabul ettiği kurallara göre hareket etmeli. İnsan hakları kavramını ve adalet anlayışını kavramalı. Bulunduğu çevrede rahat bir yaşamın varlığı buna bağlıdır. Unutulmamalıdır ki, kimse kimseden üstün değildir. Birinin sahip olduğu haklara diğerleri de sahiptir. Dolayısıyla herkes vicdanının kabul ettiği şekilde davranmalıdır. Çünkü, vicdan kim olduğundur. Yaşanan olumsuzluklara karşı duyarsız kalıp kalmamak da bir vicdan meselesidir. Her daim, davranışlarımızda kendimizi yansıtırız. Hiç bir şeyi gizlemek olanaklı değildir. Ne yapılırsa yapılsın insan davranışları yaptıklarını eninde sonunda ele verir. Hani derler ya "vicdanlı davran" diye. Vicdan varsa varsın, yoksa yoksun. Bireyin topluma katılmasının görülmez ana yoludur vicdan. Dolayısıyla vicdan varsa insan vardır.
Yaşadığımız çevreyi, çevrede yaşayan insan profilini içselleştirmeliyiz. Pişmanlığını duyacağımız hiç bir şeyi bilerek ve isteyerek yapmamalıyız. Her türlü yalandan, kaygıdan uzak durmalıyız.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder