Kibir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kibir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2025 Salı

ARTILAR VE EKSİLER


 

Artıların ve eksilerin hesabını yaparken söz dönüp dolaşıp eleştiriye ve insanın kendisiyle hesaplaşmasına geliyor.

Yaşamın yanımızda taşıdığımız tek bavul olduğunu hatırlayıveriyoruz.

Sosyal medya hayatımızda kapsamlı yer tutmaya başladığında; bir yandan tanımadıklarımızı tanıyor, diğer yandan tanıdıklarımızı tanımadığımızı anlıyoruz.

Benliğimizi yeni yaşamlara uydurma harekâtı devam ediyor.

Kalanlar, terk edenlere ilgi duyuyor, gidenler ise kalanları anlatmaya koyuluyor.

Kibir ve bencillik anlayışının alabildiğine yaygın olduğu gerçeğini gördüğümüzde hayata dair anlayışımız sarsılıyor.

Bu sarsıntı geleceğimizi yeniden dizayn etmemize neden oluyor.

Eleştiriyi ve sorgulamayı teğet geçenler ne kültürün gelişmesini ne de küreselleşmenin önemini anlamış değiller.

Anlamadıklarını anlamış gibi algılayıp anlamadıklarının da farkında değiller.

 

16 Ekim 2016 Pazar

DEĞİŞİM

Yaşam kulvarında zaman en iyi yargıç olsa da akıllara gelen soru şu. İnsanlar niçin değişiyor?
İhtiyaçları, istekleri, hükmetme arzuları, zalimlikleri, yok etme girişimleri neden dur durak bilmiyor?
Farklı düşüncede kulaç atanların değişimin ana sebeplerine verecekleri cevaplar hiç kuşkusuz farklı olacaktır.
Değişimin ana kumandasına bakıldığında karşımıza egemenler, emperyalistler, kapitalistler ve bu sistemden palazlanan piyonlar çıkıyor.
Ben düşüncesinin etkisine kapılmış olanlarla kibirliliğin pençesinde kıvrananların hükmetme isteği etrafı kasıp kavuruyor.
Değişimin ana kaynağı egemenler, emperyalistler ve kapitalistler ise hiç kuşkusuz değişimin olumsuz yönde gelişmesinde de suçludurlar.
Bunlar ikiyüzlü politikaları ile milyonlarca insanın yaşamını zora sokuyor, yok ediyor, zapturapt altına alıyor.
Akıllarda olumsuz imgeler oluşmuş durumda.
İnsanlar gelecekteki yaşam şartlarının sorunsuz olması için terör belasından kurtulmak için, dünyanın yaşanabilirliğinin zora girmemesi ve milyonlarca insanın olumsuz etkilenmemesi için de mücadele etmeli. Emperyalist zihniyet toplumlar üzerinde elini çekmeli. Bireyleri ve yaşam koşullarını ve coğrafyalarını rahat bırakmalı.
Bırakalım insanlar kendi sorunlarını kendileri çözsünler. Uzak diyarlardan, binlerce kilometre uzaktan gelip toplumun yaşamına müdahale edilmemeli.
İnsanlar umutsuzluğa ve güvensizliğe itilmemeli.
Değişimin en önemli sebepleri arasında açlık ve susuzluk, yokluk ve yoksulluk, terörün yerinden yurdundan kopardığı sığınmacıların durumu ve kargaşa ortamı içinde bulunan coğrafyaların varlığı da sayılabilir.
Modern yaşam tarzının benimsendiği yüzyılımızda artan ihtiyaçların karşılanması için zorlananlar, köle pazarlarında varlığı ile yokluğu egemenlerin iki dudağı arasında olanlar, hayatta kalma mücadelesi veren kimsesizler, erkek egemen toplumda varlığı ile yokluğu umursanmayan kadınlar, insanın insana yaptığı zulüm ve ölümün her yerde olması değişimi tetikleyen etmenler olarak düşünülebilir.
Yapılan kıyımların, ötekileştirmelerin, insanın insana yaptıklarının kanıksanması, ölümün doğallıktan yoksun kılınması, binlerce yıldan süzülüp gelen kültür eserlerinin balyoz darbeleriyle yerle bir edilmesi, geçmişin ayak izlerinin yer yüzünden silinmek istenmesi.
Yüzyıllardır kazanılan insanî değerler yok edildiğinde kaybedecek olan insanlıktır. İnsanlığın geleceğidir.
Vicdansızlığı, acımasızlığı, rant avcılığını, ahlâksızlığı, yalancılığı, kibirliliği, ötekileştirmeyi bir kenara bırakmak gerekir.
Demokrasiye, insan haklarına, özgürlük anlayışına, adalet ve eşitlik anlayışına sarılmak gerekir.


28 Ağustos 2014 Perşembe

KİBİR

                 ["Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine." Nazım Hikmet.]

Artıların ve eksilerin hesabını yaparken söz dönüp dolaşıp eleştiriye ve insanın kendisiyle hesaplaşmasına geliyor. Yaşamın yanımızda taşıdığımız tek bavul olduğunu hatırlayıveriyoruz.
Sosyal medya hayatımızda kapsamlı yer tutmaya başladığında; bir yandan tanımadıklarımızı tanıyor, diğer yandan tanıdıklarımızı tanımadığımızı anlıyoruz.
Benliğimizi yeni yaşamlara uydurma harekâtı devam ediyor.
Kalanlar, terk edenlere ilgi duyuyor, gidenler ise kalanları anlatmaya koyuluyor.
Kibir ve bencillik anlayışının alabildiğine yaygın olduğu gerçeğini gördüğümüzde hayata dair anlayışımız sarsılıyor. Bu sarsıntı geleceğimizi yeniden dizayn etmemize neden oluyor.
Eleştiriye ve sorgulamaya teğet geçenler ne kültürün gelişmesini ne de küreselleşmenin önemini anlamış değiller. Anlamadıklarını anlamış gibi algılayıp anlamadıklarının da farkında değiller.
Dostlarımızla ne zaman sohbet etsek hep kenarda durmuş, sessizce dinlemeyi ve izlemeyi seçmişiz. Söz dönüp dolanıp bize geldiğinde incitmeden, kırmadan, dökmeden mümkün olduğunca ve dilimiz döndüğünce düşündüklerimizi anlatmaya çalışmışız.
Kibir ve bencillik batağında debelenenler kim olursa olsun, hangi makam ve mevkide, konumda olursa olsun; genç ya da yaşlı fark etmez daima itici olmuşlardır.
Bir başkasının söz ve davranışından dolayı, bir başkasını suçlayanların bu topluma olduğu kadar çevresine de faydası olmayacaktır.
Sosyal medyada yorum yapanların yorumları, kimin hesabında yapılırsa yapılsın, hesap sahibini bağlamaz. Hakaret içermedikten sonra da açıklanan düşünce yorum yapana aittir.
Bu durumla sıklıkla karşılaşır oldum son zamanlarda. Sosyal medya hesaplarımda paylaştığım gönderiler ve düşüncelerimin altına yorum yazanların yorumlarını beğenmeyenlerin attıkları mesajlarda ki düşüncelerini sıklıkla benimsediğimi söyleyemem. Çünkü bir başkasının yazdığı satırlar ilgi alanıma girmez. O yazanın düşüncesidir ve dediğim gibi hakaret içermedikçe, yasalara aykırı olmadıkça herkesin düşüncesini açıklama özgürlüğüne sahip olduğunu düşünürüm.

Asıl izlenmesi gereken yazılar ve görseller değil, o yazıların ve görsellerin altına yapılan yorumlar ve açıklanan düşüncelerdir.