İlginç zamanların
ilginç anlarını yaşıyoruz. Yaşam durmuyor, akıp gidiyor. Bu akışta sağlam duruş
sergilemekten uzak olanlar hem kendi benliğine hem de etrafına yabancılaşıyor.
Bu yabancılaşma bir bakıma modern zamanların
samimiyetsizliğidir, kofluğudur. Başkalarının yaşam ve iyi niyetine olan bakış
açısının dramatik hale gelmesinden başka bir şey değildir.
Gittikçe yalnızlaşan bir insan ne yapar?
Diğerinin düşünce ve varlığını yok sayar.
Kendisini bir bilen olarak her şeyin üstünde
görmeye başlar.
Başkalarını
umursamaz.
Öfke nöbetleri ile karşısındakini anlamak yerine itham etmeyi seçer.
Kızgınlıkla oluşan
kaos benliğini esir alır.
Kendini, kafasında oluşturduğu gülünç ve
düşündürücü yaşamın ritmine kaptırmıştır. Yaşadığı keşmekeşi başkasında da
görmek ister.
Bencildir.
Anlayış ve hoşgörüden uzaktır.
Bu yaklaşımda bulunanların sosyolojik incelemesi
yapıldığında, bilinçaltında yatan ezilmişliğin varlığı ortaya çıkar.
Toplum içine girdiğinde insan hayal kırıklığı
yaşıyor.
Çıkarcılık, benlik dürtüsü, anlayışsızlık o denli
fazla ki insan yanındaki biriyle sohbet edip söz söylemekten kaçınıyor.
Çünkü söylenen söz eğilip bükülerek, ekleme ve
çıkarma yapılarak bir diğerine aktarılıyor.
Hem de göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir zaman
diliminde.
Mahallenin şövalyeleri iş başındadır.
Belki de buna modern, yazısız sosyal medya
şövalyeliği dense cuk oturur.
Ne kültür, ne gelenek ve görenekler, ne ahlak
anlayışı, ne de bilim bunları adam edemez.