Cam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2018 Cuma

KUŞLAR


Hava sıcak, bunaltıcı. 
Çelik ve camdan gökdelenlerin devasa varlığı da insanı bunaltıyor, yaşamı etkiliyor.
En çok da gidecekleri yere kanat çırpan kuşları. 
Pencere kapalı. 
Şehir dışarıda kalıyor. 
Şehri kuşbakışı misali camdan seyrediyorlar. 
O sırada cama bir kuş çarpıyor. 
Boynunun kırılışını görüyorlar. 
Gözlerinin içine baka baka Usulca kayarak yere düşüp ölüyor. 
Çocuk ağlamaya başlıyor. 
Diğeri, "neden ağlıyorsun", diyor. 
Çocuk, "görmedin mi", diyor, "öldü, kuş cama çarptı ve gözlerimizin içine baka baka öldü." 
Diğeri, çocuğa bakıp, "o kuşu senin, benim tercihim öldürdü" diyor. 
Çocuk cevap vermiyor. 
Diğeri, " o camı oraya, kuşun yoluna takarken düşünecektik. Onu senin, benim tercihimiz öldürdü." diye tekrar ediyor.

13 Aralık 2012 Perşembe

YAĞMURLU BİR GÜNDE…!





Protagoras’ın bir sözü dikkatimi çekti kitapları karıştırırken.
“İnsan her şeyin ölçüsüdür”.
Bir gerçeği dile getirmiş yüzyıllar öncesinde Protagoras. Kaldı ki eski Yunan felsefesinin özüdür insan. Her şey insan içindir. Sonsuz bir dünyada, sınırlı bir yaşamda başka neye bel bağlayabiliriz geleceğimiz, yaşamımız için.
Oturduğum ev ana caddeye on metre ya var ya yok. Her gün öğleye doğru, kimi zaman sonraki saatlerde, fırından yeni çıkmış sıcak ekmek almak için çıkarım sokağa, oradan da caddeye.
Korna sesleri cadde boyunca sağlı sollu yürüyen insan kalabalığına karışır. Sokak satıcıları köşe başlarını tutmuştur çoktan. Açtıkları küçük tezgâhlarda o günkü ekmek parasını çıkarmanın telaşındadırlar.
Havanın soğuk olmasına aldırmadan iş yerinin kapısını sonuna kadar açık bırakan esnaf gelecek müşteriyi bekler ellerini nefesiyle ısıtarak. AVM’lerin önlerinde kadınların sebze meyve seçme çabaları alışıldık manzaradır artık çoğu kez.
Beni huzursuz kılan, içimi acıtan görüntüye ise her gün rastlamak sıradanlaştı artık.
Çoğu yaşlı. Giysileri eski lakin temiz. Ayaklarına kat kat çorap geçirmişler üşümemek için.
Bazen caddeye çıkar çıkmaz kıyıda köşede görürüm onları. Bazen Metrobüs durağına yakın köprünün üzerinde ya da yanında.
Yağmurlu havalarda ıslanmamak için saçak altlarına sığınırlar ya da vitrin camlarının yağmur almayan yerlerine. Sıklıkla binaların kuytuluklarındadırlar yağmurdan korunmak için. O an sımsıkı sarılırlar üstlerinde kışa dair ne varsa artık. Bu sırada ellerini ısıtırlar nefesleriyle.
Çünkü çok çaba sarf etmelerine rağmen ellerinin üşümesini bir türlü önleyemezler yağmurun durduğu anlarda. O yaşta, yağmura, soğuğa karşı sıcak bir ortamda bulunmaları gerekirken.
Son günlerde daha bir sıklıkla görür oldum onları. Havalar soğudu ondan mıdır çevrede çoğalmaları. Uzak yerlere gidememeleri.
Açtıkları avuçlarına konacak birkaç kuruş ile belki torunlarına bir çikolata, bir sıcak ekmek alacaklar akşam hava karardığında eve giderken. Belki geceleri üşümemek için biraz odun biraz kömür kim bilir. Belki de evde, gün batımında, gelmelerini bekleyen yorgana sarılmış bir ihtiyardır, ömürleri birlikte geçmiş.
İçimi burkan görüntülerin yok olmasını o kadar isterdim ki.
Ne güzel demiş “ İnsan her şeyin ölçüsüdür” diye düşünür zamanında. Her şey insanı sevmekle başlar. Bir insanı sevmekse giderek bütün insanlara yönelmek değil midir?
Adaletsiz bir dünyada sevgi olur mu peki?
Olmaz elbet.
Adalet kurulacaksa insan odaklı olmalı, sevgiyle kurulmalı. Tüm insanları sevgi ortamında yaşatmalı, var etmeli.
İnsan olmak, sorumluluk yanında onurla yoğrulmuş bir görev değil midir?
Günlük rızkını çıkarmak için sabahın ayazında yola çıkan, gerçek ihtiyaç sahibi, yaşlı insanlarımıza el açtırmamak için bilinçli olmalıyız, sorumluluklarımızı bilmeliyiz.
Lakin bu kolay ve ucuz bir iş değil.
Yaşam koşulları zorlasa da insanı, sımsıkı sarılmalı insan sevgisine. Sahip çıkmalı ekmek kavgasına. Fakat çıkınımızda eleştiriyi eksik etmeden yapmalı bunu.



30 Ekim 2012 Salı

Sokakta





Hiç gördün mü bilmem
Yosun tutmuş binaların saçak altlarında
Aksakalıyla ihtiyarların fersiz gözlerini
Hiç gördün mu bilmem
Çelik yığınlarının cam kırıklarında
Köprü altı çocuklarının yüzlerini.


H.Güzel/30.10.2012