Coronavirüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Coronavirüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2021 Cuma

WUHAN VİRÜSÜ ...


Bakın bu görsel Fox tv haberde yer aldı.

Sağlık Bakanı ne diyor, Wuhan'dan dünyaya yayılan virüsü kastederek ,"toplum yeterince gündemine almıyor".
Bu bir bakıma doğru tespit.
Lakin, parti kongrelerinin kalabalık ortamına olur verenleri de unutmamak lazım.
Her neyse, o kendilerinin bileceği bir durum.
Aşağı yukarı yaklaşık bir senedir, coronavirüs salgını nedeniyle dışarıya zorunlu olmadıkça çıkmadım.
Bunun sonucu belli.
Diz ve sırt ağrısı.
Bugün, hava serin.
Maskeyi kaptığım gibi, tenha sokak aralarında az da olsa yürüdüm.
Bir ara yolum caddeye çıktı.
Gözlem yapmak için, İstanbul sokaklarında bir on dakika yeterli aslında.
Caddeye bakan yerde müdavimleri eksik olmayan bir kahvehane var.
Gerçi ben asla kahvehane ortamına girmem, girenin yanında da pek durmam.
Çünkü, virüs olmasa da o ortamın kesif sigara dumanına maruz kalmayı doğru bulmam.
Bu benim düşüncem.
Lakin,
Herkesin düşüncesi farklı.
Giden gider.
Yetkililer açıkladı.
-Kahvehanelere girişler "hes kodu" ile olacak.
-Bir masada iki kişiden fazlası olmayacak.
-Maske, mesafe kuralına uyulacak.
-Sigara içilmeyecek.
Bu açıklamalara vatandaş uyuyor mu uymuyor mu?
Denetim nasıl yapılıyor?
Caddedeki o kahvehanenin camlarından gördüğüm kadarıyla, kurallara uyan ya yok, ya da çok az.
Orta yaşlı insanlar içeride masaların etrafına dizilmiş.
Maskeler çene altında istirahatte.
Sohbetin belli ki en koyusuna dalmışlar.
Sigara ellerinde.
Dumanını etrafa savurmakta sorun görmüyor olmalılar.
Bu durumu görünce insan bir an durup düşünüyor.
Bu insanlar, ya açıklamaları dinlemiyorlar, ya da umurlarında değil.
Veya idrak etme sorunu var.
Oysa ki,
Her gün virüse yakalananların sayısı ülke genelinde giderek artıyor.
Sayı kırk bine dayandı.
Hayatını kaybedenler var.
Virüs nedeniyle işini kaybedenler var.
Vatandaş sabah ,
Evden çıkıyor.
Kahvehaneye gidiyor.
O ortamda kaldığı sürede belki de virüsü kapacak.
Akşam,
Eve döndüğünde o virüsü evde bulunan aile fertlerine olasılıkla bulaştıracak.
Ateşi 39 .a çıkıp nefes almakta sıkıntı başladığında....
Ne diyelim
Söylenecek tek söz kalıyor.
"Geçmiş olsun. Acil şifalar dileriz".

14 Nisan 2020 Salı

LUPPO ALAN ADAMIN DRAMI



Korona virüs salgını nedeniyle önceki cuma tüm Türkiye’de 2 günlüğüne sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti.
Sokağa çıkma yasağının, gece 12’ye kısa bir süre kala duyurulmasının ardından binlerce vatandaş marketlere giderek, ihtiyaçlarını satın aldı.
Bir vatandaşa ait görüntü ise diğerlerinden farklı oldu.
Buna göre, elindeki luppo ile market sırasında bekleyen vatandaş bir anda sosyal medyanın gündemine oturdu.
Çoğu sosyal medya kullanıcısı ilgili vatandaş ile dalga geçip yorum yaptı.
Ancak o vatandaş ile ilgili gerçeğin bambaşka olduğu ortaya çıktı.
İlgili vatandaşın sosyal medyada elindeki luppo ile kasa sırasında beklerken çekilmiş fotoğrafı ile gündeme gelmesi sonrası komşusu sosyal medyada gerçeği açıkladı.
Yapılan açıklama şu şekilde:
"Herkese selamlar..
Şu sokağa çıkma haberi gelince markete gidip Luppo alan ve herkesin kızdığı ya da dalga geçtiği kişi benim kapı komşum.
Bu olay hakkında birkaç şey söylemek istiyorum.
Marketten Luppo alan ve tüm Türkiye’nin dalga geçtiği kişi bu corona virüs olayları daha başlamadan birkaç ay önce işten çıkartıldı ve ne yazık ki maddi durumu pek iyi değil.
Yani öyle evine günlerce yetecek kadar erzak alacak durumu yok.
10 Nisan Cuma gecesi sokağa çıkma yasağı ilan edilince kapımı çaldı “abi zor durumdayım varsa şu kadar borç verebilir misin, markete gidip bir şeyler alacağım” dedi.
İstediği para da gerçekten çok ufak bir para.
Bu Luppo olayı ve fotoğrafı sosyal medyada gündem olunca kendisiyle konuştum.
Kendisinin bana söylediklerini aynen yazıyorum; “Abi markete gittim ana baba günü. Önce makarna ya da pirinç almak istedim, kalmamıştı. Sonra ekmek almak istedim, o da yoktu. O izdiham içinde o marketten çıkıp başka markete gidemezdim.
Aç kalırım korkusuyla önüme çıkan ilk yiyeceği aldım.
Herkes sanıyor ki ben sadece Luppo almak için evden çıktım ve virüs kapma riskini alarak o kadar insanın arasına girdim. Zaten evden apar topar çıktığım için ne maske ne eldiven vardı. Sadece anlık dürtü ile aç kalmaktan korktum” dedi.
Ve arkadaşlar bildiğiniz gibi fırınların açık olacağı filan en son açıklandı.
Yani bu komşum markete giderken fırınların açık olacağını, ekmek dağıtımı olacağını bilmiyordu.
Kendisini de uzun süredir tanırım.
Çok nazik ve naif bir insan kendisi.
Herkesi kendiniz gibi sanmayın.
Herkesin maddi durumu günlerce, haftalarca yetecek kadar erzak almaya yetmeyebilir.
İnsanı tek bir fotoğraf karesi ile küçümsemek, ona kızmak ne kadar doğru?
Adam sadece aç kalmaktan korkmuş ve parasının yeteceği makarna, ekmek, pirinç bulamayınca önüne çıkan ilk şeyi aldı, hepsi bu.
Ama günlerdir sosyal medyadan herkes kızdı ve dalga geçti kendisiyle.
O yüzden bunları yazmak istedim.
Herkese sevgiler saygılar..  "
Bu olay da gösteriyor ki, hiç bir kimseye gerçeği bilmeden yargısız infaz yapılmamalı.
İnsanların geçim gailesi ne durumda,
işsiz mi çalışıyor mu,
parası var mı yok mu,
kirada mı oturuyor,
kirada ise ve işsizse kirayı nasıl ödüyor,
evinde yiyecek ekmeği var mı yok mu,
çocuklarına harçlık verebiliyor mu,
yoksa söz konusu açıklamada olduğu gibi borç ile mi yaşamını sürdürmeye çalışıyor...
Bilip bilmeden görüntüye takılıp dalga geçmek, gereksiz yorum yapmak kime ne kazandırır?


29 Mart 2020 Pazar

YORGUNUM


Öyle yorgunum ki, ne kitap okumak, iki satır yazı yazmak ne de "evde kal" açıklamalarına rağmen inatla serseri mayın gibi sokaklarda yürüyen insanlar şu günlerde beni ilgilendirmiyor.
Doğup büyüdüğüm topraklar üzerinde bitmek tükenmek bilmeyen acılar yordu beni.
Şehirlerin varoşlarında savrulanların umursamazlığı, kimi zaman çaresizliği de.
Ne o mavi gökyüzünün altında dalgaların durmadan dövdüğü yan yana, art arda dizili balıkçı kayıklarının varlığını, ne de akşamın alacasında etrafı aydınlatan güneşin son ışıklarını görecek halim var.
Her gün biraz huzur bulmak umuduyla gözlerimi açtığımda gördüğüm çaresizlikten yorgunum.
Öyle bir an geliyor ki insan, gazete manşetlerinde, TV haberlerinde yer alan olumsuzluklardan  "yeter artık" dercesine yüz çeviriyor.
Bu kederli dünyada yaşanan acılardan payımızı alarak yaşıyoruz ne yazık ki.
Kiminin üstüne hüzün ve acı daha fazla çöküyor, kimi yakasını bir şekilde kurtarmaya çalışıyor.
Andre Malroux "insanlığın yazgısı bir tarihse, ölüm yaşamın bir parçasıdır; değilse yaşam ölümün bir parçasıdır" der.
Madalyonun iki yüzü gibi.
Bu topraklarda kendi yaşamımızın sıradan akışı içinde, insanlık tarihinin dayattığı gerçeklikler var.
O gerçekliklerden kaçıp kurtulmak kolay değil.
Her gün üzerimize çöken boğucu atmosferin altında tüm zorluklara rağmen gülümsemeye çalışıyoruz.
Yaşananlarla mücadele etmenin, huzursuzluktan ve acıdan kurtulmanın verdiği bir hesaplaşmanın tedirginliği var üzerimizde.
İnsanlar tüm canlı evrenine hükmetmek için tarih boyunca uğraştı.
Öyle anlar oldu ki doğanın öfkesini yaptıklarıyla üstüne çekti.
Lakin, yine de uslanmadı.
Dur durak bilmeden hükmetmeye devam etti.
Yaşanan bunca acıdan, bunca hüzünden, bunca çaresizlikten zerre kadar ders alınmadı.
Yorgunum gerçekten hem de çok.
Gelmekte olan bahar güneşi dahi ısıtmıyor ruhumu.
Oysa martıların kanatları, ne güzel sarmış köpüren dalgaları denizde.
Gökyüzünün süsleri gibi duran bulutlar yüreğimin katmanları arasında düşüncelerime dinginlik vermek için çabalıyor.
Caddede birbiri peşi sıra ağır aksak giden arabaların homurtuları sahile vuran dev dalgalar gibi insanı ürpertiyor.
TV haberlerinde coronavirüs sonucu yaşamını kaybeden insanların
sayısı karşısında "sakin ol, sakin ol yitirme kedini, gün gelir bu zorluklarda geçer" diye kendi kendimi teselli ediyorum.




27 Mart 2020 Cuma

HASRET KOYDUN YA



Alaca karanlığın sabahında
Bir trenin düdüğüne
Hasret kalmak
Ne zormuş değil mi

Yürümek doyasıya sokaklarda
Dostlarla selamlaşmak sonra
Ne güzelmiş değil mi

Ne büyük nimetmiş değil mi
Çayı koydum gel diyebilmek bir dosta
Derin sohbetler etmek çay kaşıklarının sesleri arasında

Beklemek bir saçak altında
Ağlayabilmek dahi kadere
Yağmur damlaları bir bir
Serinletirken
Seyretmek etrafı
Ne güzelmiş değil mi

Hasret koydun ya
Merhaba deyip yüzünü görmek için
Dostlara...

26.03.2020/İstanbul




19 Mart 2020 Perşembe

VİRÜSÜN ŞAKASI YOK


Coronavirüs ile ilgili medya haberlerini okudukça, dünya genelinde yaşananları gördükçe, bu virüsün insan sağlığına ve yaşamına ne denli olumsuz etki edebileceğini anlıyoruz.
Çok üzücü bir durum maalesef yaşananlar.
Kimin virüse yakalanacağı belli değil, insanlar risk altında, genç yaşlı insanlar virüsten olabildiğince korunmalı.
Kimi haberlerde virüsün yaşlılarda, bağışıklık sistemi dirençli olmayan hastalarda risk anladığım kadarıyla daha fazla. Gerçi yaşlı genç fark etmez, yeter ki insanlar bu ölümcül virüse maruz kalmasın.
Yetkili sağlık kuruluşları bangır bangır bağırıyor. Zorunlu olmadıkça dışarıya çıkılmasın,
Kalabalık yerlerde özellikle risk grubunda olan yaşlılar uzak dursun,
Alışveriş merkezlerinin kalabalık saatlerinde uzak duralım,
Kalabalık meydanlarda uzak duralım,
Virüsün şakası yok,
Bulaşıcı,
Yaklaşık bir metrelik sosyal mesafeyi koruyalım,
tokalaşma ve sarılmayı erteleyelim,
Koruyucu maske takmayı kesinlikle ihmal etmeyelim.
Diyanet işleri Başkanlığının coronavirüs nedeniyle "cuma namazı başta olmak üzere cami ve mescitlerde cemaatle namaza ara verilecek" açıklamasına Şanlıurfa'da bir grup karşı çıktı.
"Diyanet'in kendi şahsi fetvasıdır, biz camilerde cemaatle namaza devam edeceğiz" açıklamasını okuduk.
Cehaletin böylesi,
Tüm dünya şokta.
Her ülke virüsün yayılmasını engellemek için sokağa çıkma yasağı, olağanüstü hal ilanı dahil halkın sağlığını korumak için çeşitli önlemler alıyor.
Bunlara laf anlatmak, tehlikenin önemini anlatmak  çok zor.
Önemli olan insan sağlığı.
Bunu anlamakta güçlük çekiyorlar.
Vatandaşın biri sosyal medyada "Allahın evinde virüs bulaşmaz" yazmış,
Bir diğeri "kader" olarak açıklamış.
Her ikisi de onlarca beğeni almış.
Bilinç yerlerde.
Virüs yayılırsa namazı kiminle kılacaklar acaba.
Bunca açıklama yapılıyor, umarım anlarlar.
Nitekim Diyanet İşleri başkanlığı yaptığı açıklama ile camilerin "cuma" namazlarına ve "kandile" kapalı olacağını açıkladı.
Sokaklarda, meydanlarda, AVM'lerde zorunlu olmadıkça dolaşılacağına, sıcak evinde eline aldığı bir kitabı, bir gazeteyi okumak coronavirüsün konuşulduğu ve yayılma eğiliminde olduğu şu günlerde yapılması gereken en iyi davranış olacaktır.