Mustafa, karlı bir kış günü iki bacağı üzerinde koşarak ayrıldığı köyüne, dokuz yıl sonra güneşli bir bahar sabahı tek bacağı üzerinde girdi...
20 Temmuz 2025 Pazar
MUSTAFA ARTIK KONUŞAMIYORDU
Mustafa, karlı bir kış günü iki bacağı üzerinde koşarak ayrıldığı köyüne, dokuz yıl sonra güneşli bir bahar sabahı tek bacağı üzerinde girdi...
20 Ocak 2025 Pazartesi
GEÇMİŞİ UNUTMAMALI İNSAN
Geçmişi unutmamalı insan.
Yük teknelerini
Kağnı gıcırtılarını
İnce çarıklı
Çoğu zaman yalınayak kadınları, çocukları, yaşlıları
"İstikal Yolu"nda bebesini karakışa kurban veren
Kastamonulu Şerife Bacıyı
Ege'de Çete Ayşe'yi
Gökçen Efe'yi
Şehit Cafer'i
Çakırcalıyı
Atçalı Kel Mehmet'i
Erzurum'da Nene Hatun'u
Kara Fatmaları ve daha nicelerini.
Yolu izi olmayan coğrafyaları.
Ağa baskısından yorulanları
Üç kuruş için canından olanları
Ve dahi rantçıyı
Üçkağıtçıyı
Yalancıyı
Ahlaksızı
Çıkarcıyı
Feodal kalıntıları.
16 Aralık 2024 Pazartesi
BU VATANI CANLARINI VE AŞKLARINI FEDA EDEBİLENLERE BORÇLUYUZ.
20 Ekim 2020 Salı
ŞERİFE BACI
“Tarih 1921 Aralık ayı mevsim kışın en çetin hüküm sürdüğü
günlerdir. Şerife Bacı İnebolu’dan aldığı cephaneyi Kastamonu’ya taşımaktadır.
Kağnıda cephaneler, sırtında çocuğu vardır. Hava yağışlıdır. Cephanelerin
ıslanmaması gerekir. Fedakâr bir anne olan Anadolu kadını Şerife Bacı, Millî
Mücadele uğruna gelecekteki çocukların yaşaması için, çocuğunun üzerindeki
battaniyeyi alır cephane üzerine örter. Kastamonu Kışlası önüne kadar
gelmiştir. Cephane yerine ulaşmıştır. Hem cephaneyi hem çocuğunu korumak uğruna
her ikisi de şehit olmuşlardır.“ diye bilgi veriliyor Kastamonulu Şerife Bacı hakkında kimi
kaynaklarda.
Sen ey Şerife Bacı, öküzlerle çift sürmek, merkeple dağdan
odun getirmek, orakla ekin biçmek, döven sürmek senin kaderin midir?
Yüzyıllarca bu topraklarda mücadele vermedin mi?
Kurtuluş savaşında yaptıkların orta da değil mi?
Kalp gözleri kapalı olanlar şimdi bunu unutmuş görünüyorlar.
Şerife Bacı, diyorlar ki kadınlarımız dört duvar arasında
otursun. Diyorlar ki kadınlarımız doğurduğu üç-beş çocuğa baksın başka bir işle
uğraşmasın. Diyorlar ki kadınlarımız düşüncelerini açıkça belirtmesin, öncelik
erkeklerde olsun. Şerife Bacı, küçük Elifi'ni karakış canavarına kurban eden
eli öpülesi insan. Gör bunları, duy bunları.
Çile demet demet, hicran gökleri tutmuş, gözyaşı diz boyu
olmuş Anadolu’mda. Nice şehit anaları oğlunun acı haberiyle ciğerini dağlarken
nice gelinler hayata küsmüş. Umutların söndüğü, açlık, yokluk, yoksulluğun
sarıp sarmaladığı günlerde kağnı kolları ile yola düşen sen Şerife bacı gör olanları,
duy olanları.
"Ayrılığın en acısı hangisidir?" diye sorulsa herkesin farklı bir
cevabı olacaktır. En acısı evlat acısıdır. En acısı vatandan uzak kalma
acısıdır, en acısı aşığınkidir, en acısı maşuk’unkidir diye dile
getirilecektir. Bana sorarsan en acısı ana ve vatan acısıdır Şerife Bacı.
"Şerife Gelin, öküzleri çekiyor, kar ise yağıyor,
yağıyordu. Kağnı tekerleri karla karışık çamurlu yollarda makamsız bir
gıcırtının zevksizliğiyle ilerliyordu."
Kimi canını adadı uğruna, kimi ömrünü. Kiminin damarlarında
kan boşaldı üzerine, kiminin alnından ter. Kimi hasretinden yanıp kavruldu,
kimi çilesine sevdalandı. Ve toprak vatan oldu.
Oğlunu, eşini askere gönderen analar bacılar, uzak
cephelerden “ah vatan” nidaları ile bağırlarına taş bastılar, göz yaşı olup
toprağı suladılar. Oğlunu askere gönderirken yük olmasından çekinmese, evde ne
var ne yok dolduracak çıkına. Sütlü ekmek, çörek, bal, pekmez, peynir, ceviz…
Ne varsa evde… “Ana yeter ana “ diyene kadar oğul.
İnsanları savundukları düşünce yüzünden eleştirenler,
demokrasiyi işine geldiği gibi yorumlayanlar. O uğruna canını, bebeni, o çok
sevdiğin eşini kaybettiğin nazlı nazlı gelinciklerin üzerinde filizlendiği
topraklar ne halde?
“Ver elini öpeyim ana. Cennet kokan ellerini. Hakkını helâl
et. Analar helâl etmedikçe, hakları ödenmez.“ diyen oğulların uğruna toprağa
düştüğü, 15’lik şarapnel parçalarının havada uçuşup kaynaştığı, dağlarında
yılkı atlarının koşuştuğu, bağrında boy atan kardelenlerin boynunu büktüğü o
topraklarda kimler var şimdi uyan da gör Şerife bacı.
Geleneklerimize, hasletlerimize, ahlâkî anlayışımıza ters
söylemlerle orta yerde laf edenleri gör. Gök kubbenin altında yer yarıldı,
ayrıldı, kavuştu. Yaptığı yorumlarla insanlara hakareti ön plâna çıkaranları
gör şerife Bacı.
Allah sizden geçmişte bu vatan için göğsünü siper edenlerden
razı olsun Şerife Bacı.
12 Kasım 2019 Salı
MUSTAFA KEMAL'İN VERDİĞİ KURTULUŞ MÜCADELESİ
12 Ekim 2016 Çarşamba
İLK KURŞUNU ATAN HASAN TAHSİN'İ KONAK MEYDANINDA ŞEHİT ETTİLER
17 Aralık 2015 Perşembe
GENÇLİK GERÇEĞİ BİLMEKTEDİR
“İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır.” Dâhilî ve haricî bedhahlar! Yani “iç ve dış düşmanlar”!
19 Mart 2015 Perşembe
MUSTAFA KEMAL'İN ASKERLERİYİZ
Türk milleti, yakın tarihin ilk "milli kurtuluş savaşı" nı vermiş ve "ya istiklal, ya ölüm" parolasını tam bir içtenlikle uygulamış bir millettir.
Bunu Mustafa Kemal'in önderliğinde gerçekleştirmiştir.
O nedenle evet biz;
"Mustafa Kemal'in Askerleriyiz".
Bu gerçeği göremeyenler, Mustafa Kemal'e dil uzatanlar tarihin çöplüğünde debelenmekteler !
21 Şubat 2015 Cumartesi
RECEP ÇAVUŞ
- KİRKOR EFENDİ'NİN PAŞAM!
Şu Köşk?
- DİMİTRİ EFENDİ’NİN PAŞA HAZRETLERİ!
Ya şu ilerideki konak?
- SALAMON EFENDİ'NİN
ATATÜRK bu kez,
az ötedeki toprak damlı,
virane bir evin sahibini öğrenmek için sorunca,
ADANALI gazi cevap verdi:
-RECEP ÇAVUŞ'UN PAŞAM
ATATÜRK,
bu duruma biraz üzülmüş,
biraz da sinirlenmiş idi.
Yanındakilere emir verdi:
RECEP ÇAVUŞ gelince;
Bir asker selamından sonra, "EMREDİN PAŞAM" dedi. Ata, bu kez Recep Çavuş'a sormaya başladı:
-Bu villa KİRKOR Efendinin, bu köşk DİMİTRİ Efendinin, şu konak SALAMON Efendinin, o virane de senin! Bu ERMENİLER, RUMLAR, YAHUDİLER ŞU BİNALARI DİKERKEN SEN NEREDEYDİN? Recep Çavuş, yıllarca savaş meydanlarında koşturmanın verdiği gönül yorgunluğuyla cevap verdi: SİZİNLE BERABERDİM PAŞAM! TRABLUSGARP'TA, ÇANAKKALE'DE, SAKARYA'DA!......... MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, bu cevap karşısında gözyaşlarını hem yanaklarına, hem de yüreğinin ta derinliklerine akıtır!
............
“ Evet, RECEP ÇAVUŞ HAKLIDIR.
Trablusgarp'ta, Çanakkale'de, Sakarya'da, Dumlupınar’da TÜRK'ÜN istiklalini korumak için savaşırken Adana'da toprak damlı bir kulübe yapmaya ancak zaman bulabilmiştir. “ RECEP ÇAVUŞ, TÜRK'ÜN YALNIZ İSTİKLALİNİ DEĞİL; NAMUS VE ŞEREFİNİ DE KORUMUŞTUR. MEMLEKETİN BÜTÜN ZENGİNLİKLERİNE SAHİP OLAN AZINLIKLAR DAPARA VE MÜLKLERİNİN ÜSTÜNE YENİLERİNİ YIĞMAKLA MEŞGUL OLMUŞLARDI !.. “









