Yıllar sonra sosyal medyada aldığım bir mesaj beni yıllar
öncesine götürdü.
Şimdilerde üniversiteyi bitirip mesleğini yapmakta olan bir
öğrencim mesajında aynen şunları yazmıştı, "hocam,
bana suçsuz yere neden tokat attınız?"
Kendisini, bulunduğu kasabayı ve babasını tanıyordum.
Hafızamı yokladım, yıllar öncesine gittim.
Neden tokat atmış olabilirdim ki?
Hafızam bir türlü söylediklerini teyit etmedi.
Verdiğim cevapta, kısaca
"söylediğiniz durum yıllarca
sizin zihninizde yer etmiş. Nedenini hatırlayamadım. Lakin, eğer öyleyse
mutlaka bir nedeni vardır. Yine de sizden özür dilerim. Kendinize dert etmeyin.
Ben öğretmenlik hayatım boyunca hiç bir öğrencime bu tür haksız yaklaşımda
bulunmadım. Bütün öğrencilerim beni sever sayar. Bende öğrencilerimi sever
sayarım."
İkna olup olmadığını bilmiyorum.
...
Öğretmen okulunu bitirmiş, göreve başlamıştım.
O yıllarda ücra yerlerde görev yapan öğretmenler büyük çile
ve sıkıntı çekiyorlardı.
Görev yerine gitmek, kalacak bir göz ev bulmak, günlük ekmek
ihtiyacını karşılamak başlı başına bir sorundu.
Bu bağlamda görev yaptığım okulda ki diğer öğretmenler gibi
bende büyük sıkıntılar yaşadım.
Gün oldu aç karnına bir sonraki günü getirdim.
Aç yatıp aç kalktım.
Lakin, bundan şikayetçi olmadım.
Çektiğim sıkıntılarla ilgili kimseye tek söz etmedim.
Zihnimdeki sıkıntıları dağıtmak için görevime dört elle
sarıldım.
Duygularımın yoğunluğu içinde kaybolup gitmemek için elimden
geleni yaptım.
Tevekküllü davrandım.
...
İlk görev yerimde üç yıl görev yaptıktan sonra, "bana neden tokat attınız?"
diyen öğrencimin kasabasına okul müdürü olarak tayin oldum.
O yıllarda da herkesin belli
bir duruşu ve görüşü vardı.
Acı olan ise, farklı görüşte olanların birbirlerine yaklaşmamasıydı.
Bunun eğitimde yeri olmadığı düşüncesindeydim.
Hala da aynı düşüncedeyim.
...
Göreve başladığım okulda müdürlük görevini vekaleten yürüten
arkadaş, görev devir teslimini yapmadığı gibi uhdesinde bulunan dersleri de
aksatmaya başlamıştı.
Kendisine defalarca ikaz etmeme rağmen bu tutumunu
değiştirmedi. Rapor alıp göreve gelmediği günler oldu.
İlgili öğretmen kasabanın bağlı olduğu ilçe doğumluydu.
Yani memleketi orasıydı.
Çevresi, akrabaları, tanıdıkları çok fazlaydı.
Bana gelince, ne bir tanıdık vardı, ne de bir akraba.
...
Bu şartlar altında istemeden de olsa yaptığı bir hatadan
dolayı bir öğrencime tokat atmış olabilirim.
...
Lakin, bir olayı sorgularken tek taraflı sorgulamaktan
kaçınmak lazım.
Sebep sonuç ilişkisini ve içinde bulunulan ortamı da
sorgulamak lazım.
...
İlgili öğrencimin babası da o ilçede görevli bir öğretmendi.
Derslere girmeyip sorun çıkaran öğretmenin de arkadaşıydı. Aynı görüşteydiler.
...
O yıllarda kendim ile olan savaşı kaybetmemek için çok
direndim.
Meslek hayatım boyunca, her daim kaybetmeyi değil kazanmayı
hem kendim hem de öğrencilerim için istedim.
Bunda da başarılı olduğumu düşünüyorum.
Üniversiteyi bitirip meslek hayatına başlayan binlerce
öğrencimin varlığı da bunun en güzel örneğidir.





